Doktorsitesi.com

Ergenlik Döneminde Stres

Klinik Psikolog Yasemin Karaman
Klinik Psikolog Yasemin Karaman
31 Mayıs 2021266 görüntülenme
Randevu Al
Ergenlik Döneminde Stres
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ergenlik Döneminde Stres Faktörleri ve Yaygınlığı

Ergenlerin yaşamında yetişkinlerin tahmin ettiğinden çok daha fazla stres faktörü bulunmaktadır. Bu süreçte aile içi çatışmalar, akademik sınavlar, akran zorbalığı, fiziksel, duygusal veya cinsel istismar gibi pek çok unsur tetikleyici olabilir. Ayrıca sanal zorbalık, sağlık problemleri ve romantik ilişki sorunları da ergenler için ciddi birer stresör olarak karşımıza çıkmaktadır.

2010 yılında gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, ergenlerin dörtte birinin 17 yaşına gelene kadar en az bir kez şiddetli stres kaynağıyla karşılaştığını kanıtlamıştır. Bu olaylar arasında trafik kazası, ağır hastalıklar, cinsel istismar, şiddet, ebeveyn kaybı, savaş ve terörizm gibi travmatik deneyimler yer almaktadır. Bu veriler, gençlerin ruh sağlığını korumanın ne kadar kritik olduğunu açıkça göstermektedir.

Gelişim Sürecinde Stresle Baş Etme Becerileri

Özellikle 2020-2021 yılları arasında yaşanan küresel olaylar göz önüne alındığında, stresle baş etme becerilerini geliştirme ve uygulama konusu her zamankinden daha fazla önem kazanmıştır. Stres faktörleri gelişim dönemlerine göre farklılık gösterse de ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş evresi olduğu için en hassas dönemdir. Bu kritik geçiş sürecinde ergenler, duygusal ve sosyal açıdan daha yoğun desteğe ihtiyaç duyarlar.

Ebeveynlerin bu süreçte sergileyeceği bilinçli yaklaşım, gencin stres yönetimini doğrudan etkiler. Aşağıdaki stratejik adımlar, ergenlerin bu zorlu süreci daha sağlıklı atlatmalarına yardımcı olacaktır:

1. Sorunu Net Bir Şekilde Tanımlayın

Bir sorunu çözebilmek için öncelikle o sorunun ne olduğunu birlikte netleştirmeniz gerekir. Yaşanılan durumun arkadaş ilişkileri, aile içi iletişim, zorbalık veya romantik ilişki problemlerinden hangisiyle ilgili olduğunu tespit etmek çözümün ilk adımıdır.

2. Aktif Dinleme ve Doğrulama Yapın

Onu gerçekten dinlediğinizi hissettirin ve duyduklarınızı ona geri yansıtarak doğru anladığınızdan emin olun. Ergenin anlaşıldığını hissetmesi için gösterdiğiniz bu çaba, tek başına bile oldukça iyileştirici bir etkiye sahiptir.

3. Duygusal Regülatör Görevi Üstlenin

Ergenler, yaşları gereği bir yetişkin kadar gelişmiş kendini sakinleştirme becerisine sahip olmayabilirler. Stres anında yanında kalarak, izin verdiği ölçüde temas kurarak ve sakin bir ses tonuyla yaklaşarak onun için bir regülatör görevi görebilirsiniz.

4. Benlik Saygısını ve Öz Kabulü Destekleyin

Araştırmalar, benlik saygısı yüksek olan ve kendini kabul eden ergenlerin, stresle baş etme becerilerini çok daha etkili geliştirdiğini göstermektedir. Çocuğunuzun kendi değerini fark etmesini sağlamak, onun psikolojik dayanıklılığını artıracaktır.

5. Eleştirel Değil Yapıcı Bir Tutum Sergileyin

Kişiliği hedef alan "tembelsin" veya "sorumsuzsun" gibi ifadelerden kaçınmalısınız. Bunun yerine, "Matematikten düşük not almış olman başarısız olduğun anlamına gelmez" gibi yapıcı ve destekleyici yaklaşımlar sergilemek, benlik saygısını koruyacaktır.

6. Somut Destekleyici Çalışmalar Öğretin

Ergenin stres anında kullanabileceği pratik yöntemleri öğrenmesini sağlayın. Aşağıdaki tekniklerin uygulanmasında ona rehberlik edebilirsiniz:

  • Nefes egzersizleri
  • Gevşeme egzersizleri
  • Kendine yardım kutusu oluşturma

7. Uygulanabilir Çözümler İçin Teşvik Edin

Sorunlara karşı somut ve uygulanabilir çözümler bulması için onu destekleyin. Ebeveyn olarak yanında olduğunuzu hissettiğinde, ergen kendi çözüm yollarını bulma konusunda çok daha cesur ve başarılı olacaktır.

Sonuç: Ergenlik Bir Gelişim Durağıdır

Unutulmamalıdır ki ergenlik dönemi, hem çocuk hem de ebeveyn için gelişim sürecinin önemli bir durağıdır; çocukluk ile yetişkinlik arasındaki temel bağlayıcıdır. Ebeveynler hem kendi duygularını hem de çocuklarının duygularını anlayan ve ifade eden bir pozisyon aldıklarında, bu dönem stresli bir süreç olmaktan çıkıp keyifli bir yolculuğa dönüşecektir.

Etiketler

Stresergenlik döneminde stresergenlik döneminde stres ile baş etme

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Yasemin Karaman

Klinik Psikolog Yasemin Karaman

1991 yılı Samsun-Vezirköprü doğumluyum. İlköğretim ve ortaöğretimimi memleketim olan Merzifon'da tamamladım. Lise öğrenimimi Suşehri Anadolu Öğretmen Lisesi'nde tamamladım ve derece ile mezun oldum. 2009-2013 yılları arasında Pamukkale Üniversitesi'nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde lisans eğitimimi tamamladım. Lisans eğitimim devam ederken başladığım Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden 2014 yılında mezun oldum. 2018 yılında Esenyurt Üniversitesi Klinik Psikoloji yüksek lisans programından mezun oldum. Nöropsikiyatri Beyin Hastanesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitim stajımı tamamladım. Asistanlığını yaptığım ve danışman hocam olan Selma AKBULUT süpervizörlüğünde birçok danışana MMPI testini uyguladım. 2011 yılında Denizli Empati Özel Eğitim Merkezi’nde kısa bir süre gönüllü stajyer olarak çalıştım. 2011-2013 yılları arasında da Selma Akbulut Therapium Psikoloji Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nde asistan olarak görev aldım. Asistanlığım sürecinde birçok çocuk danışanla yapılan görüşmelere gözlemci olarak katıldım. Denver II Gelişimsel Tarama Testi, Stanford Binet Zeka Testi gibi testlerin uygulanmasında gözlemci olarak bulundum. ODTÜ Psikoloji Profesörü Hürol FIŞILOĞLU’nun ‘Aile Terapisi ve İlişki Pusulası’ hakkında yazmakta olduğu kitabın yazım ve düzenleme aşamasında 18 ay boyunca çalışmalarda bulundum. Alanla ilgili yayınlanmakta olan Dergi PDR ‘de yazılarım yayımlanmıştır. Maltepe Üniversitesi işbirliği ile yapılan “Gençler İçin Gençlerle” projesinin yazım aşamasında gönüllü olarak görev aldım. Yeşilay ve MEB işbirliği ile yapılan “Türkiye Bağımlılıkla Mücadele” projesinde gönüllü olarak hala çalışmaktayım ve formatör olarak görev almaktayım.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.