Ergenlerde Riskli Davranış Eğilimleri: Sınırları Zorlamak Ne Anlatır

Ergenlik dönemi, kimlik arayışının ve sınır test etmenin yoğunlaştığı bir gelişim evresidir. Bu süreçte bazı gençler riskli davranışlara daha yatkın olabilir. Riskli davranışlar, ergenin kendini tehlikeye atması anlamına gelmez her zaman; çoğu zaman bir ihtiyacın, bir boşluğun ya da anlaşılmama hissinin dışavurumudur.
Ergen beyninde karar verme, sonuçları öngörme ve dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam olgunlaşmamıştır. Bu nedenle ergenler kısa vadeli hazlara daha açık, uzun vadeli sonuçlara ise daha kapalı olabilir. “Bana bir şey olmaz” düşüncesi bu gelişimsel sürecin bir parçasıdır.
Riskli davranışların altında çoğu zaman aidiyet ihtiyacı yatar. Akran grubuna kabul edilme, dışlanmama ve “cesur” görünme isteği, ergeni kendi sınırlarının ötesine geçmeye itebilir. Bu noktada davranıştan çok, davranışın temsil ettiği anlam önemlidir.
Duygusal boşluk, değersizlik hissi ve görülmeme duygusu da risk alma eğilimini artırır. Bazı ergenler için risk, “varım” demenin bir yoludur. Dikkat çekmek değil, fark edilmek isterler.
Aile içi iletişim biçimi bu süreçte belirleyicidir. Aşırı baskıcı, kontrolcü ya da tamamen ilgisiz ebeveyn tutumları, ergenin sınırları daha sert biçimde zorlamasına neden olabilir. Güven temelli ama net sınırları olan aile yapıları koruyucu rol oynar.
Riskli davranışları sadece yasaklamak ya da cezalandırmak kısa vadeli bir çözümdür. Uzun vadede ergenin duygusal ihtiyaçlarını anlamak, alternatif baş etme yolları sunmak ve sağlıklı risk alanları (spor, sanat, üretken faaliyetler) oluşturmak çok daha etkilidir.
Ergenin davranışına değil, nedenine odaklanmak; “Ne yapıyorsun?” yerine “Ne yaşıyorsun?” sorusunu sorabilmek bu sürecin en güçlü anahtarıdır.


