Doktorsitesi.com

En Önemli İçeceğimiz.. Su

Dr.Öğr.Üyesi Aylin Hasbay Büyükkaragöz
Dr.Öğr.Üyesi Aylin Hasbay Büyükkaragöz
9 Temmuz 20131416 görüntülenme
Randevu Al
En Önemli İçeceğimiz.. Su

EN ÖNEMLİ  İÇECEĞİMİZ SU….

 

Günlerce aç kalabilmemize rağmen özellikle yaz aylarında kısa süreli bile olsa sıvı tüketmemizin yeterli olmaması hayati fonksiyonlarımızı etkileyerek yaşamımızı tehlikeye sokabilir.

İnsan vücudunun %50'si gibi çok büyük bir kısmı sudur. Örneğin; 70 kg ağırlığında olan bir bireyin vücudundaki su miktarı yaklaşık 35 litre kadardır. Bu oran bebek ve çocuklar ile sporcularda daha fazladır.

Bedenimizde bu kadar fazla bulunan suyun çok önemli görevleri bulunmaktadır. Yiyeceklerin sindiriminden, emilimine, bütün hücre, doku, organ ve sistemlerin çalışmasına, metabolizma sonucu oluşan zararlı maddelerin taşınması ve atılmasına ve vücut ısısının denetimine kadar suyun görevleri saymakla bitmemektedir. Bu fonksiyonlardan da anlayabileceğimiz gibi, hücrelerin yaşamsal faaliyetleri ve bu sayede vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi, vücudun ancak su dengesini korunması ile mümkün olmaktadır.

O zaman ne kadar su içmeliyiz? Bu soruya kesin bir cevap vermek çok zordur. Çünkü su sadece içeceklerle değil yiyeceklerle de vücuda alınmaktadır. Genel olarak vücuda günlük 1200-1500 mL su alırken yiyecek ve içeceklerle de ortalama 1000 mL kadar sıvı almaktayız. Ayrıca yiyeceklerin metabolizması sonucunda da 250 mL kadar sıvı üretilmekte olup günlük toplam 2000-2500 mL kadar sıvı vücuda alınmaktadır. Bu alınan suyun atılması ise; böbreklerden (1500 mL), deri yoluyla (500 mL), bağırsaklardan (300 mL) ve solunumla (300 mL) olmaktadır. Ancak unutmayalım havanın sıcak veya nemli olmasında, egzersiz yaptığımızda, ishal veya kusma gibi problemlerle karşılaştığımızda bu atım çok daha fazla olmaktadır.

Sıvı dengesinin negatif yönde bozulması yani aldığımız sıvının ihtiyacımızı karşılamadığı durumlarda sağlık sorunları başlamaktadır. Vücutta az miktardaki sıvı kayıpları; susuzluk duygusunu oluşturur. Bu kayıplar arttığında susuzluk duygusu hissetmediğimiz gibi hareketlerde düzensizlik, iştahsızlık, deri kızarıklığı,yorgunluk, baş ağrısı, soluk almada güçlük, konuşma zorluğu, hatırlamada güçlük, kramp, yutkunma zorluğu ve hatta ölüm görülebilmektedir.

Peki vücudumuzda yeterli suyun olup olmadığını veya içtiğimiz suyun ihtiyacımızı karşılayıp karşılamadığını nasıl anlarız? Vücutta suyun düzeyi idrar rengine bakılarak kolayca anlaşılabilir. Vitamin kullanımı dışında İdrar renginin koyu olması, vücuttaki sıvı miktarının yetersiz olduğunu göstermektedir ve idrar açık renk olana kadar sıvı tüketimi arttırılmalıdır. Ayrıca çok kısa sürede ağırlık değişimleri (bir gün içinde kişinin ağırlığındaki 2-3 kg lık değişimler) ve idrar miktarının azalması da vücutta sıvı kaybını gösterebilmektedir.  Yukarıda belirtildiği gibi su içmek için susamayı beklemek uygun değildir. Ayrıca sıvı ihtiyacımızı karşılamada çay-kahve gibi içeceklerden yararlanmak bilakis sıvı atımını artırmaktadır. Çorba, ayran, süt, yoğurt gibi sıvı içeriği yüksek yiyecek ve içecekleri arttırmanın sıvı ihtiyacımızı karşılamada önemli rolü bulunmaktadır.

Sıvı alımının yetersiz olması kadar aşırı sıvı alımının da çok ciddi sağlık problemlerine neden olduğu unutulmamalıdır.

 

 

 

Etiketler

SuSu tüketimiİdrar rengiVücutta sıvı kaybıSu ihtiyacımızAşırı sıvı almaSu dengesiİçeceğimiz su

Yazar Hakkında

Dr.Öğr.Üyesi Aylin Hasbay Büyükkaragöz

Dr.Öğr.Üyesi Aylin Hasbay Büyükkaragöz

Yrd. Doç. Dr. Aylin HASBAY BÜYÜKKARAGÖZ, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü'nde başladığı lisans eğitimini 1995 yılında tamamlayarak Diyetisyen unvanı almıştır. Yine aynı üniversitenin Beslenme Bilimleri'nde 1998 yılında Master derecesini ve 2005 yılında Beslenme ve Diyetetik alanında doktora derecesini almıştır. 2000-2001 yılları arasında Amerika'da Minnosota Üniversitesi'nde gözlemci olarak çalışmalarda bulunmuş ve çeşitli eğitimlere katılmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.