Doktorsitesi.com

EMDR Psikolojik Travmalar Üzerinde Nasıl Bir Etkiye Sahiptir?

Klinik Psikolog Dr. Ercüment Doğan, Ph.D.
Klinik Psikolog Dr. Ercüment Doğan, Ph.D.
17 Ekim 2025106 görüntülenme
Randevu Al
Kişinin ruhsal dünyasında uzun dönem olumsuz etki yaratan her olay ve durumu “travmatik” olarak adlandırıyoruz. Hepimizin geçmişinde büyüklü küçüklü travma yaşantıları vardır. Deprem, savaş , tecavüz gibi bir defada olan büyük travmalar (ki buna travma sonrası stres bozukluğu da diyoruz) olabileceği gibi, göze çarpmayan ama süreklilik sergilediği için kişiyi ilerideki yaşantısında olumsuz etkileyebilecek olan küçük ve orta büyüklükte travmalar da vardır.
EMDR Psikolojik Travmalar Üzerinde Nasıl Bir Etkiye Sahiptir?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Psikolojik Travmalar ve İçsel Algının Önemi

Psikolojik sağlık açısından bir olayın büyüklüğü, her zaman o olayın kişi üzerindeki etkisinin derecesini belirlemez. Küçük ve orta büyüklükteki travmaların, bireyi "büyük travma" olarak adlandırılan durumlardan daha az etkilediğini söylemek mümkün değildir. Asıl belirleyici olan, kişinin bu olay ya da durumu iç dünyasında nasıl deneyimlediğidir.

Bir birey, çocukluk döneminde başkaları tarafından "travmatik" olarak nitelendirilebilecek bir olay yaşamasına rağmen herhangi bir psikolojik sorun geliştirmeyebilir. Aksine, dışarıdan fark edilmeyecek kadar küçük görünen olumsuz bir deneyim, ileride ciddi psikolojik sıkıntıların temelini oluşturabilir. Travmatik anılar; zihinde sahneler, resimler, duygular, düşünceler ve bedensel duyumlar şeklinde depolanır.

Beynin Bilgi İşleme Süreci ve Travmatik Birikme

Sağlıklı bir işleyişte beyin, yaşanan olumsuz deneyimlerin etkilerini zaman içerisinde işleyerek anlamlandırır. Ancak bazı durumlarda bu doğal bilgi işleme süreci tıkanıklığa uğrar. Bu tıkanıklık sonucunda; olaya dair resimler, düşünceler ve duygular işlenmeden zihinde kalır.

Bu birikme süreci, kişide geçmişin etkisinden kurtulamama hissi yaratır. Birey, mantıksal olarak olayın geçmişte kaldığını bilse dahi, yaşadığı olumsuzluğun duygusal etkisinden kurtulmakta zorlanır. Genellikle kişiler, mevcut psikolojik sorunları ile geçmişte yaşadıkları bu deneyimler arasındaki bağı doğrudan fark edemezler; semptomların farkında olsalar da nedenlerini tam olarak bilemezler.

Travma Yükü ve Psikolojik Semptomlar Arasındaki İlişki

Travmatik birikmenin yoğunluğu, yaşanan psikolojik sorunun şiddetini ve hayatı etkileme derecesini doğrudan belirler. Ancak, hangi travmanın hangi spesifik semptoma yol açacağını önceden kestirmek mümkün değildir.

Travma FaktörüEtki Alanı
Travma Miktarı (Yükü)Psikolojik sorunun ve ilişki problemlerinin şiddetini belirler.
Travma Türü ve YaşıHangi tür psikolojik sorunun veya iletişim probleminin oluşacağını net olarak belirlemez.

Özetle, travma yükünün miktarı sorunun şiddetini tayin ederken, semptomun ne şekilde ortaya çıkacağı kişiden kişiye farklılık gösterir.

EMDR Terapisi ile Travmaların Çözümü

EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), çocukluktan erişkinliğe kadar her dönemde yaşanan travmaların çözüme kavuşturulmasında etkili bir yöntemdir. Bu terapi yöntemi ile travmaların yarattığı duygusal yük boşaltıldığında, sorunların asıl kaynağına inilmiş olur.

EMDR sürecinin temel avantajları şunlardır:

  • Psikolojik ve ilişki sorunlarına yol açan kök nedenleri ortadan kaldırır.
  • Sorunun kaynağına ulaşıldığı için semptomlar kendiliğinden çözülür.
  • Geçmişin bugünkü yaşam üzerindeki olumsuz etkisini minimize eder.

Yaş Gruplarına Göre İyileşme Süreci

Travmatik durumların çözüm hızı, travmanın yaşandığı dönem ve birikme miktarına göre değişkenlik gösterir:

  1. Çocukluk Dönemi: Olumsuz duygu ve düşünceye yol açan olay çocukken fark edilip EMDR uygulandığında, çözüm süreci çok daha hızlı ilerler.
  2. Erişkinlik Dönemi: Erişkinlerde yaşanan travmalar sonrası hissedilen kötü ruh hali, kendisi de yeni bir travmatik durum yaratabilir. Bu nedenle iyileşme süresi, zihindeki travmatik birikmenin miktarına bağlı olarak değişir.

Ercüment Doğan, Ph.D.
Klinik Psikolog

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Dr. Ercüment Doğan, Ph.D.

Klinik Psikolog Dr. Ercüment Doğan, Ph.D.

Y. Doç. Dr. Ercüment DOĞAN,  lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde başladığı Lisans eğitimini 1994 yılında tamamlamıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.