Doktorsitesi.com

Eğitimde Seri Travmalar ve Toplumsal Arınma: Siverek’ten Maraş’a Şiddetin Anatomisi

Aile Danışmanı Ekrem Çulfa
Aile Danışmanı Ekrem Çulfa
16 Nisan 202613 görüntülenme
Randevu Al
​Burada karşımızdaki tablo, derin bir "aidiyet krizi" ve "narsistik yaralanma" dır.
Eğitimde Seri Travmalar ve Toplumsal Arınma: Siverek’ten Maraş’a Şiddetin Anatomisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Okullarda Artan Şiddet Vakaları: Toplumsal Bir Bağışıklık Krizi

Şanlıurfa Siverek’te yaşanan dehşetin sarsıntısı henüz geçmemişken, yalnızca bir gün sonra Kahramanmaraş’tan gelen benzer bir okul baskını haberiyle sarsıldık. İki gün üst üste gerçekleşen bu organize cinnet hali, artık münferit asayiş vakaları olarak değerlendirilemez. Yaklaşık 40 yıllık psikoloji, pedagoji ve sosyoloji birikimimle ifade etmeliyim ki; okullarımızdaki bu kanlı silsile, milli güvenliğimiz ve aile yapımız için en büyük tehdittir.

Psikolojik İnceleme: "Kopyalanan Şiddet" ve Kolektif Travma

Siverek’te 14 Nisan’da gerçekleşen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan karanlık eylemin ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan baskın, psikolojide "taklitçi şiddet" (copycat violence) riskini gündeme getirmektedir. Saldırganların dijital mecralarda yarattığı karanlık yankı, benzer eğilimli zihinlerde bir eylem tetikleyicisi bulmuştur.

Bu tablonun temelinde derin bir aidiyet krizi ve narsisistik yaralanma yatmaktadır. Saldırganlar, iç dünyalarındaki yıkımı toplumun en kutsal yeri olan okula yansıtarak görünür olmaya çalışmaktadır. Psikolojik Kintsugi felsefesiyle, toplumun bu kırılan parçalarını tek tek ele almalı ve yaralı ruhları terapiyle onarmalıyız.

Pedagojik Yıkım: Güvenli Alanın İstilası

Pedagoji, güvenin olmadığı bir ortamda varlığını sürdüremez. Okul, çocuğun zihninde anne kucağından sonraki en güvenli sığınaktır. İki gün içinde iki farklı ilde bu sığınakların silahlarla işgal edilmesi, öğretmen ve öğrencilerin temel güven duygusunu kökünden sarsmıştır.

Siverek’te rehin alınan yavrularımızın yaşadığı dakikalar, yıllar sürecek bir post-travmatik stres bozukluğunun (PTSB) tohumlarını ekmiştir. Pedagojik açıdan artık klasik rehberlik dönemi kapanmış; kriz odaklı saha pedagojisi ve okulların manevi/fiziksel zırhlanması dönemi başlamıştır.

Sosyolojik Bir İkaz: Şiddetin Meşrulaşması

Sosyolojik düzlemde bu olaylar zinciri, toplumdaki empati yoksunluğunun ve şiddetin bir "dil" haline gelmesinin sonucudur. Siverek’teki olayda ihmal iddiasıyla görevden alınan yöneticiler, sistemdeki denetim boşluklarını kanıtlamaktadır. Ancak asıl boşluk, mahalle kültürümüzdeki birbirini kollama duygusundaki aşınmadır.

Aile içindeki çatışmaları "Sor-Çöz" metodolojisiyle medeni bir şekilde çözemediğimiz takdirde, sokağa taşan öfke en sonunda okul kapılarına dayanmaktadır. Sosyolojik olarak, Aile Dizimi'ndeki bozulmalar, bugün okullarımızda güvenlik zafiyeti olarak karşımıza çıkmaktadır.

Milli ve Manevi Perspektif: Muallime Hürmetin İhyası

Milli ve manevi değerlerimiz, öğretmeni "can" sayar, okulu "mabet" bilir. Bir gün arayla yaşanan bu baskınlar, manevi kalemizin surlarında gedikler açıldığını göstermektedir. Öğretmene tüfek doğrultan bir noktaya savrulmak, her bir ferdin vicdani meselesidir.

Gençlerimize "Köklerden Kanatlara" felsefesini aşılayamazsak, onları dışarıdan gelen her türlü yıkıcı dürtüye açık hale getiririz. Maneviyat, sadece bireysel bir huzur aracı değil, toplumsal bir barış kalkanıdır.

Stratejik Çözüm Reçetesi ve Yol Haritası

Okullarımızı yeniden huzur adaları haline getirmek için şu 5 aşamalı plan derhal uygulanmalıdır:

  1. Hukuki ve İdari Çelik Zırh: Eğitimciye şiddet, terör suçu ile eşdeğer tutulmalı ve iyi hal indirimi uygulanmamalıdır.
  2. Yapay Zeka Destekli Erken Uyarı: Sosyal medyadaki tehdit mesajlarını saptayacak dijital takip birimleri kurulmalı, önleyici müdahale yapılmalıdır.
  3. Hibrit Güvenlik ve Danışmanlık: Okullar hem profesyonel güvenlik sistemleri hem de Aile Danışmanlık Birimleri ile donatılmalıdır.
  4. Milli Seferberlik: Tüm illerde veli ve öğrenciler için zorunlu Öfke Yönetimi ve Sor-Çöz Atölyeleri başlatılmalıdır.
  5. Manevi Rehabilitasyon: Travmaya uğrayan 16 canımız ve bölge halkı için kesintisiz rehabilitasyon sağlayan Şifa Grupları kurulmalıdır.
Öncelikli AlanUygulanacak YöntemHedeflenen Sonuç
HukukTerör Suçu KapsamıCaydırıcılık
TeknolojiYapay Zeka TakibiÖnleyici Müdahale
EğitimSor-Çöz AtölyeleriÖfke Kontrolü
PsikolojiŞifa GruplarıTravma Rehabilitasyonu

Son söz olarak; 14 ve 15 Nisan tarihleri birer yas günü değil, silkinme günü olmalıdır. Bir çocuğun elindeki kalem, her türlü silahtan daha güçlüdür; yeter ki o kalemi tutan eli umutla destekleyelim.

Etiketler

Aile içi problemlerEğitimiÖfke insanların örnekleri

Yazar Hakkında

Aile Danışmanı Ekrem Çulfa

Aile Danışmanı Ekrem Çulfa

1981 Yılında Afyon Şuhut İsali köyü ilkokulundan dereceyle mezun oldum. Daha sonra Kocaeli Gölcük Ortaokulunu 1. ci olarak tamamladıktan sonra 1987 yılında İzmit Lisesini bitirdim. 1993 yılında ODTÜ Eğitim Fakültesinden başarıyla mezun olduktan sonra 1993-1998 yılllarında Özbekistanda Pedagoji & Matematik Fakültelerinde Doktora yaptım. 1998-2001 yıllarında Kırgızistanda Uluslararası ve Ulusal Üniversitelerde Dekan, Rektör Vekili, Bölüm başkanı, Doçent ve Prof olarak çalıştım. Daha sonra 2001-2005 yıllarında Uluslararası Türkmen Türk Üniversitesinde Rektör danışmanı, Bölüm başkanı,Araştırma Merkezi Müdürü olarak çalıştım. Daha sonra 724 Psikolojik Pedagojik Danışmanlık Merkezini bir çok akademisyen, eğitimci, yaşam koçu, psikolog, pedagog ve psikiyatrist arkadaşımla beraber kurdum. 2005-2011 yılları arasında İstanbuldaki Üniversitelerde ders anlaşmalı öğretim üyeliği yaptım. 2008 yılında devam etmekte olan  Pedagoji-Psikoloji doktoramı bitirdim. Uzun yıllardır özel olarak öğrenci koçluğu, yaşam koçluğu, eğitim koçluğu, kariyer koçluğu, aile koçluğu ve psikolojik-pedagojik danışmanlık yapmaktayım. Mylife My Life Psikoloji ve Danışmanlık Merkezi'nde Pazar günleri dahil danışan kabul etmekteyim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.