Doktorsitesi.com

Ebeveynlik felsefesi ve üçüncü ebeveynler

Psk. Kübra Eriş
Psk. Kübra Eriş
30 Temmuz 2015274 görüntülenme
Randevu Al
Ebeveynlik felsefesi ve üçüncü ebeveynler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Ebeveynlik Bir İlişki Biçimidir: Norton’un Yaklaşımı

Anne ve babanın çocuk eğitimi ve disiplini üzerindeki etkisi yadsınamaz bir öneme sahiptir. Ancak günümüz metropol hayatında, çocukların bakımında aktif rol alan anneanne, babaanne ve dedeler, ebeveynlik dinamiklerini daha karmaşık bir hale getirebilmektedir. Byron Norton’un ifadesiyle, "Ebeveynlik anlık bir eylem değil, çocukla kurulan bir ilişkidir." Bu ilişkinin ötesinde, anne ve babanın kendi aralarındaki uyum da çocuk üzerinde en az ebeveynlik otoritesi kadar derin bir etki bırakmaktadır.

Ebeveynlik Felsefenizi Belirlemek İçin 5 Temel Özellik

Ebeveynlik rotanızı netleştirmek için çocuğunuzda görmek istediğiniz özellikleri listelemek etkili bir yöntemdir. En az 5 temel özellik belirlemek, eğitim felsefenizi şekillendirmenize yardımcı olur. Bu süreçte çocuğunuza doğrudan beklentilerinizi söylemek yerine, potansiyelini vurgulayan şu tarz ifadeler kullanmak daha verimlidir:

  • "İstersen başarılı olabilirsin."
  • "Senin içinde bu potansiyel var."

Kendi ideal çocuk tanımınızı ve beklentilerinizi kağıda dökerek, nasıl bir ebeveyn olduğunuzu daha iyi analiz edebilirsiniz.

Ebeveynlik Stilleri ve Nesiller Arası Etki

Norton, ebeveynliğin en az beş nesli etkilediğini vurgular. Bugün sergilediğiniz tutumlar sadece çocuğunuzu değil, torunlarınızın torunlarını dahi şekillendirmektedir. Tarihsel süreçte ebeveynlerin benimsediği bazı temel stiller şunlardır:

Ebeveynlik StiliTanımı ve Yaklaşımı
Sürü Güder Gibi EbeveynlikÇocukları sadece belirli bir yöne kanalize etmeyi amaçlayan yaklaşım.
Depo Tarzı EbeveynlikÇocuğu TV/ekran karşısına bırakarak değerleri oradan öğrenmesini beklemek.
Helikopter EbeveynlikÇocuğun her hareketini sürekli izleyen ve kontrol eden müdahaleci tür.

İki Kuşak Arasındaki Eğitim Farkı ve Otorite

Çocuklar, anne-babaları ile büyükanne-büyükbabaları arasındaki eğitim yaklaşımı farklarını hızla kavrarlar. Bu farkın bir çatışma ve gerilim unsuru haline gelmesi çocuğun gelişimine zarar verebilir. Büyüklerin daha hoşgörülü ve esnek olması, bazen anne-babanın otoritesini sarsan bir konuma dönüşebilir.

Büyüklerin Rolü ve Güven İlişkisi

Büyüklerin varlığı, çocuğu sadece anne-babaya bağımlı olmaktan kurtarır ve onlara özel bir özgürlük alanı açar. Büyükanneler ve büyükbabalar, ailenin köklerini, geleneklerini ve tarihini temsil ederler. Ebeveynler, büyüklerin tecrübesine güvenmeli ve çocukların bu iki farklı stil arasındaki ayrımı yapabileceğine inanmalıdır.

Otorite Karmaşası Çocukları Nasıl Etkiler?

Çocuğun doğru ve yanlışı ayırt edebilmesi için net bir yol haritasına ihtiyacı vardır. Eğer büyükanne ve dede, anne-babanın koyduğu kuralları esnetir veya eleştirirse, çocuk "doğru"suz yetişebilir. Bu durum, çocuğun bir süre sonra büyüklerini kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmesine (oyuncağı yapmasına) neden olur.

Sağlıklı İletişim İçin Altın Kurallar

Kuşaklar arası çatışmayı önlemek ve sağlıklı bir gelişim ortamı sunmak için şu maddelere dikkat edilmelidir:

  1. Mekan Uyumu: Çocuğun mümkünse kendi evinde bakılması ve her akşam anne-babasını görmesi aidiyet hissi için kritiktir.
  2. Kural Birliği: Yapılmaması gereken davranışlar ve aile içi kurallar tüm büyüklere net bir şekilde aktarılmalıdır.
  3. Ödül Yönetimi: Sürekli şekerleme gibi ödüller yerine, sözlü takdir ve beraber yapılan etkinlikler tercih edilmelidir.
  4. Fikir Ayrılıkları: Eğitim konusundaki görüş ayrılıkları asla çocuğun önünde tartışılmamalıdır.
  5. Otorite Önceliği: Büyükler, torun yetiştirmede asıl kararın anne-babaya ait olduğunu kabul etmeli ve bu otoriteyi desteklemelidir.

Kaynakça:

  • Byron Norton, Aile Seminerleri
  • Pedagog Yıldız Çakar, Yeşilköşk Rehberlik Servisi

Etiketler

Otorite karmaşasi çocuklari nasil etkiler?

Yazar Hakkında

Psk. Kübra Eriş

Psk. Kübra Eriş

Dyt. Kübra ERİŞ, lisans öncesi eğitimini 2008 yılında Çemberlitaş Anadolu Lisesi'nde tamamlamıştır. Ardından üniversite sınavına girmiş, burslu olarak İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümünü kazanmıştır.  2013 yılında ise lisans eğitimimi tamamlayarak psikolog unvanı almıştır. Mezuniyetinin ardından 2014 yılı itibariyle üniversitedeki klinik master programına başlamıştır. Halen İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı'nda master eğitimine ve tez çalışmalarına devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.