Eating attitudes of migraine patients in Turkey: a prospective multi-center study
- Migren hastalarında yeme bozukluğu riski ve psikiyatriste sevk edilme oranları, sağlıklı bireylere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur.
- Araştırma sonuçları, migrenli bireylerde depresyon ve anksiyete skorlarının kontrol grubuna kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğunu kanıtlamaktadır.
- Migren ataklarının şiddeti veya sıklığı ile yeme tutumları arasında doğrudan bir ilişki saptanmamış olsa da her iki durumun benzer kişilik profillerinde ve genç kadınlarda sık görülmesi dikkat çekicidir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Migren ve Psikiyatrik Bozukluklar Arasındaki Bağlantı
Migren, karakteristik baş ağrısı atakları ile seyreden, etiyolojisinde genetik ve çevresel faktörlerin rol oynadığı multifaktöriyel bir hastalıktır. Bu rahatsızlık, fiziksel semptomların yanı sıra nevrotisizm ve obsesif kompulsif bozukluk gibi psikiyatrik durumlarla birlikte görülebilmektedir. Stres, hormonal değişimler ve belirli gıdaların tüketimi, migren ataklarını tetikleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır.
Önceki çalışmalar, migren hastalarında yeme tutumları ve bozukluklarının oldukça yaygın olduğunu göstermiştir. Yeme bozuklukları, anormal yeme alışkanlıklarıyla ilişkili psikiyatrik rahatsızlıklar olarak tanımlanır. Hem migrenin hem de yeme bozukluklarının genç kadınlarda sık görülmesi ve bu hasta gruplarının benzer kişilik profillerine sahip olması, aradaki ilişkiyi dikkat çekici kılmaktadır.
Araştırma Metodolojisi ve Veri Toplama
Bu çalışma, Türkiye genelinde 21 merkezin katılımıyla gerçekleştirilen prospektif ve çok merkezli bir vaka-kontrol çalışması olarak tasarlanmıştır. Elde edilen tüm veriler, belirlenen tek bir merkezde toplanarak titizlikle değerlendirilmiştir.
Çalışma sürecinde şu adımlar izlenmiştir:
- 1200 migren hastası ve 958 sağlıklı bireyden oluşan bir havuz oluşturulmuştur.
- Propensity Score (PS) matching yöntemi kullanılarak; yaş, vücut kitle indeksi (VKI), medeni durum ve istihdam durumu açısından eşleştirilmiş gruplar belirlenmiştir.
- Katılımcılara Yeme Tutumu Testi-26 (EAT-26), Beck Depresyon Envanteri (BDI) ve Beck Anksiyete Envanteri (BAI) uygulanmıştır.
Araştırma Bulguları ve İstatistiksel Analiz
Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, migren hastalarının kontrol grubuna oranla hem EAT-26 skorlarının hem de yeme bozukluğu semptomları nedeniyle psikiyatriste sevk edilme oranlarının istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır.
Bulguların detayları şu şekildedir:
| Parametre | Migren Grubu Sonucu | İstatistiksel Değer (p) |
|---|---|---|
| EAT-26 Skorları | Daha Yüksek | p = 0.034 |
| Psikiyatriste Sevk Gereksinimi | Daha Yüksek | p = 0.0001 |
| Depresyon (BDI) Skorları | Daha Yüksek | p = 0.0001 |
| Anksiyete (BAI) Skorları | Daha Yüksek | p = 0.0001 |
Araştırmada dikkat çeken bir diğer nokta ise, ağrı şiddeti veya atak sıklığının yeme tutumları ile doğrudan ilişkili bulunmamasıdır (r:0.09, p = 0.055).
Sonuç: Migren Yönetiminde Yeni Perspektifler
Çalışma sonuçları, migren hastalarında yeme alışkanlıklarının değiştiğini ve bu bireylerin daha yüksek yeme bozukluğu riski taşıdığını kanıtlamaktadır. Ayrıca, depresyon ve anksiyetenin migren hastaları arasında oldukça yaygın olduğu doğrulanmıştır.
Migren ve yeme alışkanlıkları arasındaki bu ilişkinin netleştirilmesi, hastalığın patogenezinin daha iyi anlaşılmasına hizmet edecektir. Bu durum, gelecekte her iki antite için de yeni terapötik seçeneklerin geliştirilmesine olanak sağlama potansiyeline sahiptir.



