Duyguları Tanımayan Yetişkinler: "Ben Ne Hissediyorum?" Sorusu

Bazı yetişkinler için duygular, anlaşılması zor bir dil gibidir. Ne yaşadığını bilir ama ne hissettiğini söyleyemez. “İyiyim” ya da “kötüyüm” dışında kelime bulmak zor gelir. Bu durum çoğu zaman kişiyi şaşırtır: “Ben neden bu kadar karışığım?” Oysa bu, sandığımızdan çok daha yaygın bir psikolojik durumdur ve adı basittir: duygu farkındalığı zayıflığı.
Duyguları tanıyamamak genellikle çocuklukta başlar. Eğer bir çocuk duygularını ifade ettiğinde “abartma”, “ağlama”, “boş ver”, “utanılacak şey” gibi tepkiler aldıysa; zamanla duygularını bastırmayı öğrenir. Duygular tehlikeli veya gereksiz gibi kodlanır. Böylece kişi büyüdüğünde duygularını yaşamaya devam eder ama onları isimlendiremez.
Duygularını tanımayan yetişkinlerde en sık görülen şey, duyguların beden üzerinden konuşmasıdır. Kişi “üzgünüm” diyemez ama mide ağrısı yaşar. “Kaygılıyım” diyemez ama nefesi daralır. “Öfkeliyim” diyemez ama sürekli baş ağrısı olur. Çünkü duygu ifade edilmediğinde, beden onu taşımaya başlar.
Bu kişiler ilişkilerde de zorlanabilir. Çünkü duygu tanımlayamayan birey, ihtiyacını da net söyleyemez. “Beni anlamıyorsun” der ama ne istediğini tarif edemez. Bu da çatışmayı büyütebilir. Kişi kendini anlaşılmamış hisseder; karşı taraf ise ne yapacağını bilemez.
Duygu farkındalığı geliştirilebilir bir beceridir. Bunun için kişi önce kendine küçük sorular sormayı öğrenir: “Şu an bedenimde ne var?”, “Bu duygu bana ne söylüyor?”, “Bu duygu hangi ihtiyacı işaret ediyor?” Duyguların amacı kişiyi zayıflatmak değil; bilgi vermektir. Öfke sınırı, üzüntü kaybı, kaygı belirsizliği işaret eder.
“Ben ne hissediyorum?” sorusu aslında çok güçlü bir sorudur. Çünkü duyguyu tanıdığında, onu yönetmek kolaylaşır. Duygu tanımlanabildiğinde, artık bir sis değil; bir mesaj haline gelir.


