Doktorsitesi.com

DESTEKLEYİCİ PSİKOTERAPİ YÖNTEMİ

Psk. Beyza Takan
Psk. Beyza Takan
2 Mart 2020459 görüntülenme
Randevu Al
DESTEKLEYİCİ PSİKOTERAPİ YÖNTEMİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Psikoterapi Yaklaşımlarına Genel Bakış ve Temel Tanımlar

Psikoterapi disiplini, bireylerin ruhsal sağlığını iyileştirmek amacıyla farklı kuramsal temellere dayanan çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Destekleyici Psikoterapi, 20. yüzyılın başlarında psikanalize kıyasla daha sınırlı hedeflerle ortaya çıkmış bir yaklaşımdır. Bu yöntemde temel amaç; anksiyetenin zedeleyici etkilerini azaltmak, çevresel stresi minimize etmek ve bireyin işlevselliğini bozan sıkıntılı durumları düzeltmektir.

Diğer temel yaklaşımlar ise şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Dinamik Psikoterapi: Tedavinin merkezine çatışmaların çözümlenmesini alır. İşlev bozukluğuna yol açan ilişkiler ve uyum bozucu savunma mekanizmaları üzerine odaklanır.
  • Bilişsel Terapi: Bilişsel yeniden yapılanma, psikolojik eğitim, gevşeme egzersizleri, nefes kontrolü ve benlik eğitimi gibi teknikleri kapsar. Bu süreçte terapist yol gösterici bir rol üstlenir.

Davranış Terapisi: Öğrenme ve Koşullanma İlkeleri

Davranış terapisi, uyumsuz davranışların stresle başa çıkmak için sonradan öğrenilen yöntemler olduğunu savunur. Bu yaklaşım, öğrenme üzerine yapılan deneysel çalışmalara dayanarak, uyumsuz davranışların yerine uyumlu davranışların getirilmesini hedefler. Psikanaliz geçmiş çatışmaların bugüne etkisini incelerken, davranış terapisi doğrudan mevcut davranışa odaklanır.

Davranış terapistlerine göre, sadece içgörü kazanmak her zaman davranış değişikliği sağlamaz. Örneğin, bir birey sınıfta konuşmaktan çekiniyorsa, bu korkunun geçmişteki kökenlerini anlaması, onun tartışmalara katılımını doğrudan kolaylaştırmayabilir. Bu nedenle terapi, kişinin genel yetersizlik duygularını daha belirgin ve spesifik durumlara indirgeyerek tedavi planını hedeflere böler.

Psikanalitik Terapi: Bilinçaltı Çatışmaların Keşfi

Freud’un temellerini attığı psikanalitik terapi, bilinçaltındaki çelişkileri bilinç düzeyine çıkararak hastanın bu süreçler üzerinde kontrol kazanmasını sağlar. Klasik psikanaliz süreci, haftada üç ila altı seans arasında değişen, birkaç yıla yayılan uzun soluklu bir tedavidir. Tedavinin en temel tekniklerinden biri olan serbest çağrışım, hastanın aklına gelen her şeyi sansürlemeden anlatması esasına dayanır.

Psikanaliz sürecinde öne çıkan kritik kavramlar şunlardır:

  • Direnç: Hastanın özellikle tedavinin başında terapistin yorumlarını kabul etmemesi veya randevulara gelmemesi durumudur.
  • Transferans (Aktarım): Hastanın çocukluk döneminde ebeveynleriyle kurduğu etkileşimi terapistiyle yeniden yaşamasıdır.
  • Yorumlama: Terapistin, hastanın paylaşımlarını psikanalitik kişilik anlayışı (cinsellik ve saldırganlık odaklı) çerçevesinde analiz etmesidir.

Önemli bir not olarak; psikozların tedavisinde psikanaliz uygulanmaz. Çünkü bu hastalar, içgörü kazandıracak düzeyde iletişim kurma yeteneğini yitirmiş kabul edilirler.

Varoluşçu-İnsancıl Psikoloji ve Danışan Merkezli Terapi

Varoluşçu-İnsancıl yaklaşım, bireyin kendini gerçekleştirmesini psikolojik gelişimin merkezine koyar. Bu görüşe göre insanlar, hayvanlardan farklı olarak seçim yapma özgürlüğüne sahiptir ve kendi duygu, düşünce ve davranışlarından sorumludur. Terapist, bir teknisyen veya "yar-tanrı" gibi değil, bir insan olarak danışanla ilişki kurar.

Carl Rogers tarafından geliştirilen Danışan Merkezli Terapi, bireyleri "hasta" olarak değil "danışan" olarak tanımlar. Rogers'a göre en güçlü dürtü kendini gerçekleştirme arzusudur. Terapide başarı için şu üç temel özelliğin bulunması şarttır:

  1. Koşulsuz Saygı: Danışanın kimliğinden bağımsız olarak değer görmesi.
  2. Empati: Terapistin danışanın dünyasını onun gözünden görebilmesi.
  3. İçtenlik: Terapistin dürüst ve şeffaf bir tutum sergilemesi.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Sosyal Öğrenme

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), bireyin günlük yaşamında karşılaştığı güçlüklerle başa çıkması için geliştirilmiş, "burada ve şimdi" odaklı bir yöntemdir. Bu terapi, hem davranış değiştirme tekniklerini hem de uyumsuz inanışları düzeltmeye yönelik prosedürleri içerir. Aaron Beck’in depresyon kuramına göre, bireylerin başarılarını küçümseyip başarısızlıklarını büyütme eğilimleri (bilişsel çarpıtmalar) terapi ile düzeltilmelidir.

BDT'nin Etkili Olduğu AlanlarTemel Özellikler
Depresyon ve AnksiyeteDüşünce çarpıtmalarını düzeltme
Yeme BozukluklarıDavranışsal kontrol sağlama
BağımlılıklarNüks etmeyi engelleme
Sosyal KaygıYetkinlik ve üstünlük duygusunu artırma

Son olarak, Julian Rotter'ın sosyal öğrenme kuramı, kişiliğin birey ve çevre etkileşimiyle oluştuğunu savunur. Rotter'a göre bireyin tepkileri sadece çevresel uyaranlara verilen istemsiz yanıtlar değil, geçmiş öğrenme deneyimleri ve yaşam öyküsüne bağlı bilinçli süreçlerdir.

Kaynakça

  • Cüceloğlu, D. (1990). İnsan Davranışı. İstanbul: Remzi Kitapevi.
  • Edward E. Smith, S. N.-H. (2014). Psikolojiye Giriş. Ankara: Arkadaş.
  • M. Hakan Türkçapar, A. S. (2011). Bilişsel davranışçı psikoterapiler: tarihçe ve gelişim. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmalar Dergisi.
  • Meral Demiralp, F. O. (2007). Bilişsel davranış terapi teknikleri ve psikiyatri hemşireliği uygulanması. Anatolian Journal of Psychiatry, 132-139.
  • Saatçioğlu, D. (2001). Yaygın Anksiyete Bozukluğunun Tedavisi ve Yeni Yaklaşımlar. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni, 11, 60-77.

Etiketler

PsikoterapiPsikoterapi çeşitleriPsikoterapi nedirPsikoterapinin çeşitleriPsikoterapilerDestekleyici tedavi

Yazar Hakkında

Psk. Beyza Takan

Psk. Beyza Takan

2012 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi (İstanbul Commerce University) Psikoloji bölümünü kazandı.Lisans öğrenimini sürdürdüğü süre zarfında;2014 yılında Mersin Ada Kreş’te Farklı yaş grubu çocukların gelişim aşamalarını gözlemlemek için stajyer psikolog olarak çalıştı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.