Deprem sonrasında strese bağlı yeme bozukluklarına dikkat!
- Duygusal açlık, fiziksel bir ihtiyaçtan ziyade stres ve psikolojik boşlukları doldurmak amacıyla ortaya çıkan, karbonhidrat krizleriyle kendini gösteren bir durumdur.
- Fiziksel ve duygusal açlığı ayırt etmek için su testi, öğün kontrolü ve doygunluk hissinin takibi gibi yöntemlerin kullanılması önerilmektedir.
- Triptofan, selenyum ve antioksidan bakımından zengin besinlerin tüketilmesi, stres seviyesini düşürerek psikolojik iyilik halini ve mutluluk hissini destekler.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Duygusal Açlık (Hedonik Açlık) ve Beslenme İlişkisi
Günümüzde birçok kişi, fiziksel bir gereksinim duymadığı halde kendini aniden buzdolabının önünde bulabilmektedir. Diyetisyen Şükriye Eral, bu durumun temelinde vücudun karbonhidrat ihtiyacının yattığını, ancak bireylerin bu sinyali genellikle tatlı krizi olarak algıladığını belirtmektedir. Fiziksel açlıktan farklı olarak gelişen bu duruma duygusal açlık (hedonik açlık) adı verilmektedir.
İnsanlar sadece biyolojik gereksinimler nedeniyle yemek yemezler; özellikle stresli dönemlerde psikolojik bir boşluğu doldurmak amacıyla yeme eğilimi artış gösterebilir. Duygu durumundaki değişimler kişiden kişiye farklılık gösterir. Bazı bireylerde psikolojik sorunlar iştah artışına neden olurken, bazılarında ise iştahın tamamen kesilmesine yol açabilmektedir.
Fiziksel Açlık ile Duygusal Açlık Nasıl Ayırt Edilir?
Stres altındayken gerçek açlık ile duygusal açlığı birbirinden ayırmak zorlayıcı olabilir. Diyetisyen Eral, bu ayrımı yapabilmek için şu yöntemlerin izlenmesini önermektedir:
- Su Testi: Açlık hissedildiğinde önce bir-iki bardak su içilmeli ve hissin geçip geçmediği kontrol edilmelidir.
- Öğün Kontrolü: Eğer ana öğün saati gelmediyse sağlıklı atıştırmalıklar tercih edilebilir.
- Doygunluk Hissi: Yemek yediğiniz halde açlık hissi devam ediyorsa, bu durumun fiziksel değil hedonik açlık olduğu düşünülmelidir.
Mutluluk Veren Besinler: Triptofan ve Selenyum Kaynakları
Beslenme düzeni, duygu durumunu doğrudan etkileyen kimyasalların salgılanmasında kritik rol oynar. Özellikle triptofan ve selenyum içeriği yüksek besinler, mutluluk hissini artırarak psikolojik iyilik haline katkıda bulunur. Antidepresan kullanımı gibi durumlarda uyku ve beslenme düzeni değişen hastalar için bu besinler stratejik öneme sahiptir.
| Besin Grubu | Öne Çıkan Besinler |
|---|---|
| Triptofan Kaynakları | Kuru baklagiller, tam tahıllar, süt ve süt ürünleri |
| Selenyum Kaynakları | Muz, çiğ kuruyemiş, yağsız süt, yoğurt, Brezilya cevizi, çiğ kaju |
| Atıştırmalıklar | %70 ve üzeri kakao içeren bitter çikolatalar |
Stres Seviyesini Artıran Faktörler ve Antioksidanların Önemi
Tüketilen gıdalar sadece enerji vermekle kalmaz, bazen vücuttaki toksik yükü ve stres seviyesini de artırabilir. Kızartmalar, sigara, alkol kullanımı ve hava kirliliği gibi faktörler vücutta oksidatif stres yaratır. Bu olumsuz etkileri minimize etmek için antioksidan kapasitesi yüksek besinlerin tüketimi artırılmalıdır.
En Güçlü Antioksidan Kaynakları
- Meyveler: Yaban mersini, turna yemişi, böğürtlen, nar, çilek, kiraz, incir, gojiberry ve avokado.
- Sebze ve Baharatlar: Taze zencefil, enginar, sarımsak, taze kişniş, kara lahana, kuşkonmaz ve pancar.
- Kuru Baklagiller: Meksika fasulyesi, mercimek, soya fasulyesi, börülce ve nohut.
- Yağlı Tohumlar: Pikan cevizi, makademya fındığı, ceviz, antep fıstığı ve badem.
Sürdürülebilir Beslenme ve Uzman Kontrolü
Beslenme programlarında yasaklardan ziyade denge ve zamanlama prensibi esas alınmalıdır. Kişinin kronik bir rahatsızlığı yoksa, her besin doğru miktarda tüketilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki; her besin her birey için uygun olmayabilir. Özellikle kronik hastalığı olanlar ve hamileler, bu besinleri tüketmeden önce mutlaka hekimlerine veya diyetisyenlerine danışmalıdır. Sağlıklı bir duygu durumu için tıbbi beslenme programı ve gerektiğinde psikiyatrik destek ile multidisipliner bir yol izlenmelidir.



