COVİD-19’UN FİZİKSEL MESAFESİNİN SONUCU DOKUNMA EKSİKLİĞİNİN BİZDE YARATTIĞI AÇLIK HİSSİ

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Dokunma Açlığı Nedir? Fiziksel Yoksunluğun Tanımı
Fiziksel açlık hissettiğimizde vücudumuzun verdiği sinyalleri ve bu ihtiyacı nasıl gidereceğimizi genellikle iyi biliriz. Ancak dokunma açlığı, en az fiziksel açlık kadar gerçek bir yoksunluk hissi yaratan ve hem fizyolojik hem de psikolojik sağlığımızı doğrudan etkileyen bir durumdur. En kısa tanımıyla tensel temasın eksikliği sonucu ortaya çıkan bu durum, insan yaşamını derinden etkileyebilecek boyutlara ulaşabilmektedir.
Dokunma Açlığının Fizyolojik ve Psikolojik Etkileri
Bilimsel araştırmalar, dokunma açlığının vücutta ciddi bir yoksunluk krizi yarattığını kanıtlamaktadır. Bir insan yeterli düzeyde fiziksel temas kuramadığında, sinir sistemi bu durumdan olumsuz etkilenir ve buna bağlı olarak bağışıklık sisteminde zayıflama meydana gelir. Vücudumuz, besin alamadığında verdiği tepkilere benzer şekilde, dokunma eksikliğinde de çeşitli sinyaller gönderir.
Dokunma açlığı yaşayan bireylerde gözlemlenen temel ruhsal ve fiziksel belirtiler şunlardır:
- Depresyon ve yalnızlık hissi
- Yoğun kaygı ve stres
- Sürekli gerginlik hali
- Zayıflık ve çaresizlik duygusu
- Bağışıklık direncinin düşmesi
COVID-19 Pandemisi ve Sosyal İzolasyonun Rolü
Dünya genelinde etkili olan Covid-19 pandemisi, virüsün yayılımını durdurmak amacıyla uygulanan sosyal izolasyon ve fiziksel mesafe kuralları nedeniyle dokunma açlığını tetiklemiştir. Sevdiklerimizle, arkadaşlarımızla ve hatta aynı evi paylaştığımız aile bireylerimizle aramıza giren bu zorunlu mesafe, tensel temas ihtiyacını bir yoksunluğa dönüştürmüştür. Bu süreçte sadece başkalarına değil, kendimize dokunurken bile temkinli yaklaşmak zorunda kalmamız stres seviyesini artırmaktadır.
Kültürel Yapı ve Temas İhtiyacı
Toplum olarak sarılmayı, kucaklaşmayı ve öpmeyi seven, temas odaklı bir kültüre sahibiz. Karşılamalarımızdan vedalarımıza kadar hayatın her alanında var olan bu fiziksel temas alışkanlığı, pandemi kısıtlamalarıyla birlikte büyük bir sekteye uğramıştır. Hastalık endişesi ve sevdiklerimizi koruma çabasıyla geçen bu uzun süreç, doğal olarak dokunma açlığının şiddetini artırmaktadır.
Dokunma Açlığı ile Baş Etme Yöntemleri
Pandemi kuralları çerçevesinde sevdiklerimize sarılamasak da bu yoksunluk hissini hafifletmek için uygulanabilecek bazı yöntemler bulunmaktadır. Vücudun tensel temasla salgıladığı hormonları tetiklemek için şu aktiviteler önerilmektedir:
| Aktivite Türü | Sağladığı Fayda |
|---|---|
| Düzenli Spor ve Yürüyüş | Vücudun iyi hissettiren hormonları salgılamasına yardımcı olur. |
| Kişisel Bakım (Krem sürmek vb.) | Kendi vücudumuza temas ederek sinir sistemini rahatlatır. |
| Masaj Uygulamaları | Kaslardaki gerginliği azaltır ve temas ihtiyacını bir nebze karşılar. |
| El Ovuşturma | En basit haliyle dokunma duyusunu uyararak destek sağlar. |
Kurallara Uyum ve Gelecek Beklentisi
Bazı bireylerin pandemi kurallarına uymakta direnç göstermesinin temelinde, bu dokunma açlığına karşı koyamamaları yatıyor olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki; sosyal mesafe, hijyen ve maske kurallarına ne kadar sıkı uyarsak, sevdiklerimize yeniden özgürce dokunabileceğimiz günlere o kadar hızlı kavuşabiliriz.
Şu anki önceliğimiz, fiziksel ve ruhsal sağlığımızı koruyarak bu süreci en az kayıpla atlatmaktır. Kurallara uyarak geçirdiğimiz bu zorlu günlerin sonunda, dokunma açlığımızı sevdiklerimizle birlikte doyuracağımız sağlıklı bir gelecek bizi beklemektedir.



