Corona virüs ile mücadelede psikolojik faktörler

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Corona Virüs ile Mücadelede Psikolojik Faktörler
Korku, algılanan tehditlere karşı geliştirilen duygusal, davranışsal ve fizyolojik bir başa çıkma tepkisidir. Corona virüsünün beraberinde getirdiği belirsizlik ve daha önce deneyimlenmemiş bir hastalık olması, bireylerde ciddi bir kaygı ve korku oluşmasına neden olmaktadır. Yaşanan bu kontrollü kaygının aslında hayatta kalmayı sağlayan, doğal ve insani bir tepki olduğunu kabul etmek sürecin ilk adımıdır.
Olumsuz duyguları reddetmek yerine onları kabul etmeli ve bu durumun geçici olduğunu kendimize hatırlatmalıyız. Duyguları bastırmaya çalışmak veya düşünmemeye gayret etmek, aksine kaygı ve korku şiddetini artırabilmektedir. Yaşanan hisleri normalleştirmek, yeni duruma uyum sürecini kolaylaştırırken; bu duyguların kalıcı ve hayatı felç edici bir boyuta ulaşması profesyonel müdahale gerektiren bir sorun teşkil edebilir.
Aşırı Kaygı ve Korkunun Belirtileri
Kaygı düzeyi kontrol edilemez bir noktaya ulaştığında, bireylerde belirli davranış değişiklikleri gözlemlenir. Bu süreçte en sık karşılaşılan aşırı kaygı belirtileri şunlardır:
- Corona virüsü belirtileri üzerine sürekli düşünmek.
- Vücut fonksiyonlarını ve semptomları takıntılı şekilde takip etmek.
- Risk faktörü düşük olsa dahi virüse yakalanma korkusunu yoğun yaşamak.
- Uyku ve iştah düzeninde belirgin değişimler.
- Sağlıklı kalmak adına sergilenen aşırı ve takıntılı çabalama davranışları.
Pandemi Sürecinde Kaygıyı Yönetme Stratejileri
Kaygı, genellikle zihnin geleceğe yönelik ürettiği felaket senaryolarından beslenir. Henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşme ihtimali olan sorulara odaklanmak, zihni şimdiki zamandan uzaklaştırır. Bu süreci daha sağlıklı yönetebilmek için aşağıdaki yöntemler uygulanmalıdır:
1. Anda Kalmaya Odaklanın
Zihnin gelecekteki olumsuz senaryolara kaydığını fark ettiğinizde, anda kalmanıza yardımcı olacak aktivitelere yönelmelisiniz. Çevrenizdeki nesnelere, insanlara veya somut durumlara odaklanmak, zihinsel karmaşayı azaltarak motivasyonunuzu artıracaktır.
2. Haber Takibini Sınırlandırın ve Güvenilir Kaynak Seçin
Belirsizliği gidermek amacıyla sosyal medya ve televizyon haberlerini aşırı takip etmek, kaygı düzeyini yükseltmektedir. Bu noktada dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
| Haber Takip Stratejisi | Etkisi |
|---|---|
| Aşırı Takip | Kaygı ve panik düzeyini artırır. |
| Tamamen Kaçınma | Bilinmezlik nedeniyle korkuyu tetikler. |
| Optimum Takip | Bilinçlenmeyi sağlar ve sağlığı korur. |
Bilgi kirliliğinden korunmak adına yalnızca güvenilir kaynaklar üzerinden sınırlı sürelerle bilgi alınmalıdır.
3. Kontrol Edebileceğiniz Alanlara Yönelin
Gelecek ve dışsal olaylar tamamen kontrol edilemez; bu durum kaygıyı tetikleyen temel unsurdur. Ancak birey, yalnızca kendi davranışları üzerinde kontrol gücüne sahiptir. Virüs nedeniyle bozulan rutinlerin yerine yeni rutinler (uyku düzeni, verimli zaman yönetimi, keyifli aktiviteler) koymak, kontrol yetisini güçlendirerek kaygıyı azaltır.
4. Sosyal İzolasyonu Sosyal Kopukluğa Dönüştürmeyin
Fiziksel mesafe ve sosyal izolasyon, sevdiklerimizle iletişim kurmaya engel değildir. Teknolojinin sunduğu imkanlarla duygu ve düşünceleri paylaşmak, yalnızlık hissini azaltır. Başkalarının da benzer duygular yaşadığını bilmek, bu süreçte ihtiyaç duyulan psikolojik desteği ve gücü sağlar.
Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalıdır?
Eğer tüm bireysel çabalarınıza rağmen kaygı ve korkularınızı yönetmekte zorlanıyorsanız, bu durum uyku düzeninizi, çalışma isteğinizi ve sosyal ilişkilerinizi ciddi boyutta olumsuz etkiliyorsa profesyonel bir yardım almanız kritik önem taşır. Hayatın olağan akışını sürdürmekte güçlük çektiğiniz noktada bir uzmana danışmayı ihmal etmeyin.
Uzm. Klinik Psikolog Şeyma ALTINEL


