Doktorsitesi.com

Corona virüs ile mücadelede psikolojik faktörler

Klinik Psikolog Şeyma Altınel
Klinik Psikolog Şeyma Altınel
6 Nisan 2020261 görüntülenme
Randevu Al
Corona virüs ile mücadelede psikolojik faktörler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Corona Virüs ile Mücadelede Psikolojik Faktörler

Korku, algılanan tehditlere karşı geliştirilen duygusal, davranışsal ve fizyolojik bir başa çıkma tepkisidir. Corona virüsünün beraberinde getirdiği belirsizlik ve daha önce deneyimlenmemiş bir hastalık olması, bireylerde ciddi bir kaygı ve korku oluşmasına neden olmaktadır. Yaşanan bu kontrollü kaygının aslında hayatta kalmayı sağlayan, doğal ve insani bir tepki olduğunu kabul etmek sürecin ilk adımıdır.

Olumsuz duyguları reddetmek yerine onları kabul etmeli ve bu durumun geçici olduğunu kendimize hatırlatmalıyız. Duyguları bastırmaya çalışmak veya düşünmemeye gayret etmek, aksine kaygı ve korku şiddetini artırabilmektedir. Yaşanan hisleri normalleştirmek, yeni duruma uyum sürecini kolaylaştırırken; bu duyguların kalıcı ve hayatı felç edici bir boyuta ulaşması profesyonel müdahale gerektiren bir sorun teşkil edebilir.

Aşırı Kaygı ve Korkunun Belirtileri

Kaygı düzeyi kontrol edilemez bir noktaya ulaştığında, bireylerde belirli davranış değişiklikleri gözlemlenir. Bu süreçte en sık karşılaşılan aşırı kaygı belirtileri şunlardır:

  • Corona virüsü belirtileri üzerine sürekli düşünmek.
  • Vücut fonksiyonlarını ve semptomları takıntılı şekilde takip etmek.
  • Risk faktörü düşük olsa dahi virüse yakalanma korkusunu yoğun yaşamak.
  • Uyku ve iştah düzeninde belirgin değişimler.
  • Sağlıklı kalmak adına sergilenen aşırı ve takıntılı çabalama davranışları.

Pandemi Sürecinde Kaygıyı Yönetme Stratejileri

Kaygı, genellikle zihnin geleceğe yönelik ürettiği felaket senaryolarından beslenir. Henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşme ihtimali olan sorulara odaklanmak, zihni şimdiki zamandan uzaklaştırır. Bu süreci daha sağlıklı yönetebilmek için aşağıdaki yöntemler uygulanmalıdır:

1. Anda Kalmaya Odaklanın

Zihnin gelecekteki olumsuz senaryolara kaydığını fark ettiğinizde, anda kalmanıza yardımcı olacak aktivitelere yönelmelisiniz. Çevrenizdeki nesnelere, insanlara veya somut durumlara odaklanmak, zihinsel karmaşayı azaltarak motivasyonunuzu artıracaktır.

2. Haber Takibini Sınırlandırın ve Güvenilir Kaynak Seçin

Belirsizliği gidermek amacıyla sosyal medya ve televizyon haberlerini aşırı takip etmek, kaygı düzeyini yükseltmektedir. Bu noktada dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

Haber Takip StratejisiEtkisi
Aşırı TakipKaygı ve panik düzeyini artırır.
Tamamen KaçınmaBilinmezlik nedeniyle korkuyu tetikler.
Optimum TakipBilinçlenmeyi sağlar ve sağlığı korur.

Bilgi kirliliğinden korunmak adına yalnızca güvenilir kaynaklar üzerinden sınırlı sürelerle bilgi alınmalıdır.

3. Kontrol Edebileceğiniz Alanlara Yönelin

Gelecek ve dışsal olaylar tamamen kontrol edilemez; bu durum kaygıyı tetikleyen temel unsurdur. Ancak birey, yalnızca kendi davranışları üzerinde kontrol gücüne sahiptir. Virüs nedeniyle bozulan rutinlerin yerine yeni rutinler (uyku düzeni, verimli zaman yönetimi, keyifli aktiviteler) koymak, kontrol yetisini güçlendirerek kaygıyı azaltır.

4. Sosyal İzolasyonu Sosyal Kopukluğa Dönüştürmeyin

Fiziksel mesafe ve sosyal izolasyon, sevdiklerimizle iletişim kurmaya engel değildir. Teknolojinin sunduğu imkanlarla duygu ve düşünceleri paylaşmak, yalnızlık hissini azaltır. Başkalarının da benzer duygular yaşadığını bilmek, bu süreçte ihtiyaç duyulan psikolojik desteği ve gücü sağlar.

Ne Zaman Uzman Desteği Alınmalıdır?

Eğer tüm bireysel çabalarınıza rağmen kaygı ve korkularınızı yönetmekte zorlanıyorsanız, bu durum uyku düzeninizi, çalışma isteğinizi ve sosyal ilişkilerinizi ciddi boyutta olumsuz etkiliyorsa profesyonel bir yardım almanız kritik önem taşır. Hayatın olağan akışını sürdürmekte güçlük çektiğiniz noktada bir uzmana danışmayı ihmal etmeyin.

Uzm. Klinik Psikolog Şeyma ALTINEL

Etiketler

TerapiPsikolojik destekPsikoterapiPsikolojik belirtilerKaygı bozukluğuPanik bozukluk tedavisiPsikologPsikolojik değerlendirmePsikolojik tedaviKaygi bozukluuguPsikolojik nedenlerKaygı bozukluklarıPsikolojik danışmanlıkPsikolojik rahatsızlıkAile danışmanlığıKaygı bozukluğu belirtileriKaygı bozukluğu hastalığıKaygı ile baş etmeÇocuk psikoloğuPsikoterepiPsikolog terapiPsikolog desteğiPsikollojik sorunlarKlinik psikologbalıkesircoronavirüscorona virüsünün psikolojiye etkilericorona virüscoronavirüs paniğibalıkesir psikologbalıkesir psikolog şeyma altınelşeyma altıneluzm.psikolog şeyma altınel

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Şeyma Altınel

Klinik Psikolog Şeyma Altınel

Kl. Psk.Şeyma Altınel, Balıkesir’de 1990 yılında doğmuştur. Balıkesir Lisesi’nden mezun olduktan sonra 2009 yılında T.C. Maltepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü kazanmış ve 2014’te lisans eğitimini yüksek onur öğrencisi olarak tamamlamıştır. Lisans eğitimi sırasında çeşitli proje, staj deneyimi ve gönüllü çalışmalarda yer almıştır. 2013 yılında Mustafa Kemal Toplum Merkezi’nde sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelere ve çocuklarına bireysel görüşmeler ile psikolojik destek sağlamıştır. Aynı yıl içerisinde Özel Aysu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde engelli çocukların aileleri ile terapötik ilişki temelli bireysel görüşmeler yapmış ve otizm, mental retardasyon, down sendromu tanılı çocukların özel eğitimine ilişki temelli destek sağlamıştır. 2012 yılında Özel Sevgi Bahçesi Anaokulu’nda çocuklarla oyun aracılığı ile ilişki kurarak ilişki kurma tarzları, iletişim ve baş etme becerilerini gözlemlemiştir. SOYAÇ- Maltepe Üniversitesi Sokakta Yaşayan ve Çalışan Çocuklar için Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde 10-18 yaş grubu travmatik geçmişi olan gençler ile akran temelli müdahale yaklaşımıyla çalışmıştır. Çeşitli atölye çalışmalarında aktif olarak gençlerle birlikte çalışmalar yapmıştır ve Yrd. Doç. Dr. Özden Bademci tarafından her hafta verilen süpervizyon eğitimlerine katılım göstermiştir. 2013 yılında proje kapsamında SOYAÇ ve İstanbul Kalkınma Ajansı İşbirliği ile düzenlenen; “Sokakta Yaşayan Çocuklara Destek Amaçlı Yürütülen Çalışmaların Işığında: Üniversite-Toplum İşbirliği” sempozyumunda konuşmacı olarak görev almıştır. Travmatize Olmuş Gençler: ‘İlişki Kurarak Öğrenme’ adlı gözlem ve araştırma sunumunu katılımcılara sunmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.