Doktorsitesi.com

Çocuklarda Yeme Bozuklukları Hakkında

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum
Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum
26 Nisan 2021178 görüntülenme
Randevu Al
Çocuklarda Yeme Bozuklukları Hakkında
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocukluk Döneminde Sağlıklı Beslenme Nedir?

Çocukluk döneminde beslenme, bireyin yaşam boyu sürdüreceği sağlık temelinin atıldığı kritik bir süreçtir. Ancak sağlıklı beslenme, çocuğun çok fazla yemek yemesi ya da belirli besin gruplarına aşırı odaklanması anlamına gelmez. Çocukların hastalıklardan korunması, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini eksiksiz tamamlaması için doğru bir beslenme düzeni şarttır.

Sağlıklı beslenme, vücudun ihtiyaç duyduğu yağ, karbonhidrat, protein, vitamin ve minerallerin dengeli ve yeterli miktarda alınmasıdır. Bu denge sağlandığında, çocuğun gelişim süreci sağlıklı bir şekilde desteklenmiş olur. İlk yıllarda kazanılan bu alışkanlıklar, ilerleyen yaşlardaki yaşam kalitesini de doğrudan etkilemektedir.

Ebeveynlerin Beslenme Alışkanlıklarındaki Rolü

Çocuğa sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılmasında ebeveynlerin sergilediği tutum belirleyici bir rol oynar. Ebeveynler kendi yeme içme alışkanlıklarına ne kadar özen gösterirlerse, çocuklar da bu davranışları o denli model alırlar. Bu nedenle, çocuklara sadece sağlıklı beslenmenin yararlarından bahsetmek yeterli değildir; asıl önemli olan örnek teşkil etmektir.

Beslenme konusunda çocuk üzerinde sürekli bir baskı kurmak, süreci bir çatışmaya dönüştürebilir. Çocuğun yemek yemesi için mücadele etmek yerine, ebeveynlerin sağlıklı seçimler yaparak rehberlik etmesi daha etkili bir yöntemdir. Bu yaklaşım, yemek yeme ile ilgili yaşanabilecek olası problemlerin minimize edilmesini sağlar.

Çocuklarda Yeme Bozukluklarının Görülme Sıklığı

Yeme bozuklukları genellikle çocukların bağımsızlıklarını ilan etmeye başladıkları 1-2 yaş döneminde kendini göstermeye başlar. Yapılan araştırmalar, bu bozuklukların farklı çocuk gruplarında değişkenlik gösterdiğini ortaya koymaktadır. Aşağıdaki tabloda yeme bozukluklarının görülme oranları özetlenmiştir:

Çocuk GrubuGörülme Sıklığı
Sağlıklı Gelişim Gösteren Çocuklar%25 - %45
Gelişim Geriliği Olan Çocuklar%80
Yoğun Tedavi Gerektiren Ciddi Vakalar%3 - %10

Yeme Bozukluklarının Temel Nedenleri

Çocuklar bazen bağımsızlıklarını kanıtlamak için yemek seçme veya yemeği reddetme yoluna gidebilirler. Bu noktada bakım verenin telaşlanması veya öfkelenmesi, çocukla ebeveyn arasında bir güç savaşı başlatabilir. Bu durum çocuğun daha az yemesine ve davranışsal sorunlar geliştirmesine neden olabilir. Ancak yeme bozukluklarının ardında yatan tek sebep bu değildir.

Diğer temel nedenler şu şekilde sıralanabilir:

  • Travma Sonrası Etkiler: Cerrahi işlemler veya besinin solunum yoluna kaçması sonucu ağız, yutak ve yemek borusunun travmatize olması.
  • Duyusal Reddediş: Çocuğun belirli tatlara, kokularara veya gıdaların görünümüne karşı geliştirdiği seçici tutum.
  • Tıbbi Rahatsızlıklar: Reflü gibi fiziksel rahatsızlıkların beslenme düzenini bozması.

Çocukluk Çağında Sık Görülen Yeme Bozuklukları

Çocukluk döneminde klinik olarak tanımlanan ve dikkatle takip edilmesi gereken belli başlı yeme bozuklukları bulunmaktadır. Bu bozukluklar çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik sağlığını ciddi şekilde tehdit edebilir.

Çocukluk Çağı Obezitesi

Çocuğun beklenen kilo değerinin %20 üzerinde olması durumudur. Genetik faktörler öne sürülse de asıl neden aşırı kalori alımıdır. Genellikle annenin beslenme konusundaki kaygısı nedeniyle çocuğun sık beslenmesi, çocukta açlık ve tokluk hissinin kavranamamasına yol açar. Tedavi, annenin durumu kabullenmesi ve gönüllü çabasıyla mümkündür.

Pika Sendromu

Yenilebilir olmayan maddelerin (toprak, kağıt vb.) ısrarla tüketilmesidir. Erkek çocuklarda, zeka geriliği olanlarda ve otizmli bireylerde daha sık görülür. Zeka geriliği düzeyi arttıkça pika olasılığı da artmaktadır. 12-24 ay arası çocuklarda; bağırsak tıkanıklığı, demir ve çinko eksikliği, anemi veya kurşun zehirlenmesi gibi ciddi tıbbi sorunlara yol açabilir.

Ruminasyon Bozukluğu

Mide içeriğinin bilinçli ve tekrarlayıcı bir şekilde ağza getirilip yeniden çiğnenmesidir. Erkek çocuklarda daha sık görülen bu durum; kendini yatıştırma, ilgi çekme veya haz alma amacıyla yapılabilir. Temelinde uygunsuz psikososyal çevre ve yetersiz anne-çocuk ilişkisi yatar. %25 oranında ölüm riski taşıyan bu bozukluk; diş çürükleri, dehidrasyon ve kilo kaybı gibi ağır sonuçlar doğurabilir.

Ebeveynler İçin Çözüm Önerileri

Çocuğunda yeme bozukluğu gözlemleyen ebeveynlerin süreci doğru yönetmesi kritik önem taşır. Uzmanlar, bu süreçte aşağıdaki yaklaşımların benimsenmesini önermektedir:

  1. Aşırı Kontrolcü Olmayın: Çocuğun kendi özgürlük alanını korumak için yemek konusunda sınırlar çizmesine neden olacak baskılardan kaçının.
  2. Yüksek Hedefler Koymayın: Çocuğa kapasitesinin üzerinde hedefler koymak baskı yaratır ve öz saygı problemlerine yol açarak psikolojik kökenli yeme bozukluklarını tetikleyebilir.
  3. Bedensel Eleştiriden Kaçının: Çocuğun fiziksel görünümü hakkında yapılan olumsuz yorumlar süreci kötüleştirebilir.
  4. Duygusal İfadeyi Destekleyin: Çocukların duygularını özgürce ifade etmesine yardımcı olun; böylece yemeği bir duygu dışavurum aracı olarak kullanmazlar.

Etiketler

Çocuklarda yeme sorunlarıÇocuklarda yeme bozukluklarıçocuklarda yeme problemleri

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum

• Uzm. Kl. Psk. Zübeyde Ezgi Horzum İzmir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden 2016 yılında şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Ardından Dokuz Eylül Üniversitesinde Pedagojik Formasyon eğitimini tamamladı. Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans eğitimini tamamladı.
• Lisans eğitimi süresince birçok yerde staj yaparak deneyim kazandı. Staj yaptığı yerler: Denizli Devlet hastanesi (1 ay), Bornova Rehberlik ve Araştırma Merkezi (2 yıl belirli aralıklarla), Denizli Yamaç Anaokulu (1 ay) ve Dünya Psikolojik Danışma ve Eğitim Merkezi (2 ay). Bunların yanında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde Geriatri Bölümünde ve Balçova’da özel bir Huzurevinde de bir dönem stajyer psikolog olarak görev aldı.
• Yüksek lisans eğitimi sürecinde yaptığı stajlarda Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ve NP İstanbul Beyin Hastanesinde bulunan diğer psikiyatristlerin seanslarını izleme fırsatı bulup, birçok deneyim kazanmıştır.
• Hem lisans eğitimi süresince hem de sonrasında birçok eğitim almıştır. İstanbul Üniversitesinden CAS (Cognitive Assessment System) eğitimi, Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’dan Bilişsel-Davranışçı Terapi eğitimi, Prof. Dr. Ümran Korkmazlar’dan Çocuk EMDR Eğitimi, Uzm. Kl. Psk. Emre Konuk ve Uzm. Kl. Psk. Asena Yurtsever’den EMDR I. ve II. Düzey eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. Bunların yanında 450 saatlik aile danışmanlığı eğitimi, MMPI Uygulayıcı eğitimi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi eğitimi, Psikolojik Değerlendirme Sürecinde Ön Görüşme ve Kısa Süreli Danışmanlık eğitimi, Travma, Krize Müdahale ve Psikososyal Destek eğitimi, Aile Arabuluculuğu eğitimi gibi birçok eğitimi başarıyla tamamlamıştır. Hürriyet yazarıdır.
• 35 Psikoloji ve Danışma Merkezi’nde Kurucu Psikologdur. Danışanlarına hem yüz yüze hem de online olarak hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.