Çocuklarda televizyon alışkanlığı

ÇOCUKLARDA TELEVİZYON ALIŞKANLIĞI

Çocuklarda televizyon alışkanlığı

Bebeklik döneminde televizyon izletilmesinin etkileri nelerdir?

Eve yeni bir bebeğin gelmesi anne baba ve kardeşlerin hayatını farklı şekilde değiştirecektir. 0-1 yaş döneminde, bebekler anneye bağımlıdır. Acıkmalarını, altını kirletmelerini ağlayarak haber verirler. İlgili anne ve babalar çocuğun verdiği mesajları anlar çocuğun ihtiyacını karşılarlar. Çocuklarına duygusal ve sosyal karşılık verirler. Böylece anne bebek arasında güven ilişkisi gelişir. Bebek artık ihtiyaçlarının zamanında karşılanacağını bilir ve daha  az ağlar yada huzursuzlanır. 0-1 yaş döneminde, beslenme açısından çocuk kendi ihtiyaçlarını anneye bildirmekle beraber anne çocuğun yeme turumunu belirler.  Dış uyaranların olmadığı, anne ile bebeğin yakın ilişkisi içinde bebek beslenmelidir. Bazen az yiyen yada anneye göre az yiyen bebeklerin televizyon ve reklam karşısında beslenmesi söz konusu olabilir. Bebeğin televizyon karsısında zaman geçirmesi demek, bebeğin annenin, mimiklerinden, bakışından, sesinden yani annenin kendisine sağlayacağı duygusal ve sosyal uyarandan, sevgisinden mahrum-uzak kalmış olması demektir. Bebek bu durumda kendi bedeninden gelen açlık uyaranlarını almakta zorlanacak, dikkatinin dağıtılmasına-televizyone endeksli beslenecektir. Bu da bir sonraki öğünün benzer ve zor biçimde sürmesine neden olacaktır.

Bu dönemde bebek, sosyal ilişkiler geliştirmeye, agulamaya ve tek kelimeleri söylemeye başlar. Çocuğun hem sosyal hemde diğer becerilerini kazanması ve geliştirmesi bakımverenin duygusal karşılıklar vermesi oranında olacaktır. Yani agulayan bebeğin hecelemesi, heceleyerek konuşan bebeğin de tek kelimeleri söylemesi anne babanın çocukla karşılıklı zaman geçirmesine, ona karşılık vermesine ve model olmasına, birlikte alıştırmalar yapmalarına bağlıdır. Bu dönemde  televizyon karşısında çok vakit geçiren çocuklar hem sosyal ilişki hem dil geli,şimi açısından güçlük yaşayacaklar, yaşına uygun beklenen gelişimi gösteremeyeceklerdir.  Bu nedenle anne babalar bebekleri ile mümkün olduğu kadar çok zaman geçirmeli, onları ekran başınada bırakmamalıdırlar. Bebeklerin televizyondan uzak tutulmaları, hiç televizyon izlettirilmemeleri sağlıklı gelişimin yolunda gitmesi açısından önemlidir.

Çocuklar kaç yaşından itibaren, günde ne kadar süre televizyon izlemesine izin verilebilir?

Çocukların televizyon seyretme zamanları yaşla ilişkilidir.  Üç yaşından önce çocukların gelişimlerinin ve kazanacakları becerilerinin sağlıklı bir yolda devam edebilmesi açısından televizyondan uzak tutulmaları önemlidir. Bu dönemdeki bir iki saatlik televizyon başında kalma gelişimsel sorunlara neden olacaktır (konuşmada sorunlar, uygun sözel olmayan iletim, jest ve mimiklerini doğru kullanamama, sosyal ortamlara uyum sorunları, yaşıtlarına ve büyüklere uygun sosyal karşılık verememe, yaşına uygun öğrenme becerisinde sorunlar gibi).

Üç yaş sonrası ise yine sosyal ilişki, dış dünyayı tanıma, öğrenme, düşünme şeklinde gelişimsel özelliklerin devam ettiği ve yeni kazanımlar edinildiği bir dönemdir. Bu dönem aynı zamanda çocukları hayal dünyalarının daha geliştiği, gerçekle hayalin ayırt edilmekte zorlanıldığı bir dönemdir. Bu dönemin diğer en önemli özelliği ise model almadır. Yine bu dönemde oyun oynama çok önemlidir. Çocuklar oyun oynayarak hayal güçlerini genişletirler, kimlik rollerini edinirler, bunun provasını yaparlar (oyunda erkek, kız rolünü oynama, anne baba olma gibi) ve  dış dünyanın kuralllarını tanırlar. Tüm bu nedenlerle hem televizyon izlerken geçirdikleri zaman hem de hangi programların izletildiği önem taşır.

 

Şiddet içerikli programlar çocukların  daha fazla şiddet içerikli davranışlar sergilemesine neden olabilir. Yine televizyondaki hayali kahramanları taklit etmek isteyebilirler. Çocuklar bu dönemde somut düşündükleri için hayali kahramanla özdeşleşerek onu tehlikeli bir biçimde taklit etmek isteyebilirler. Süpermenin gerçekten peleriniyle uçtuklarını, kendilerinin de benzerbir şey taktıklarında uçabileceklerini düşünebilirler. Yine korku içerikli programlar çocuğun kaygı düzeyini artırabilir. Ekranın başında çok zaman geçirmeleri, sosyalleşmelerini, sözel becerilerini, arkadaş ilişkileri kurmalarını, yaşıtlarıyla uygun oyun oynama becerisi geliştirmelerini, ebeveynlerini model almalarını,  doğru yanlış değerler sistemi geliştirmelerini etkileyecektir. Aileler bu dönemde günde bir saat kadar televizyon seyretmelerine izin vermeli ve çocuklarının hangi programları izleyeceklerini belirlemelidirler.

Bebek ve çocukların TV izledikleri sürelerde, algılarını sadece TV’ye yönettikleri ve öğrenme sürecinde oldukları bu en dönemde önemli bir kayıp yaşadıkları belirtiliyor.

Bu konuda yapılan çalışmalarda çok televizyon izlemenin yukarıda da belirtildiği gibi, çocuğun  konuşması, hayal kurması, düşünme süreçlerini etkilemektedir.  Yine çok televizyon izlemenin çocuğun sosyalleşmesi, dikkati ve öğrenme becerileri  üzerine olumsuz etkisi olduğu da  bulunmuştur. Yukarıda hem bebeklik hem de okul öncesi çocuklar için fazla ekran başında kalmanın çocukların gelişimini nasıl olumsuz etkilediğine değindim. Çocukların sosyal etkileşim, sözel beceri, sözel olmayan beceri, düşünme, öğrenme, model alma, taklit ve  davranışları etkileniyor.  Bu etkilenmemin olmaması için ebeveynler hem çocuklarının ekran karşısında geçirecekleri zamanı hem de izledikleri programları denetlemelidirler. 

Çocukların TV izlemesini azaltmak için neler yapılabilir?

Çok ekranın başında kalan çocuklar için ebeveynler her şeyden önce çocuğun televizyon izleme süre ve programları belirleme kararının kendilerine ait oduğunu hatırlamalıdırlar. Yani ebeveynler izin verdiği için yada bunu denetlemedikleri için çocuklar çok televizyon izlerler. Bunun gelişimlerine olumsuz etkisi okullar başladıktan sonra da ders başarılarına olumsuz etkisi olacaktır.  Bununla birlikte bu süreç çok direktif gidilerek değil, çocukla bir uzlaşı içinde halledilmeye çalışılmalıdır. Bunun için ebeveynler çocukları ile birlikte televizyon izleme saati ve programları hakında konuşmalıdır. Buna bir sınırlılık getireceklerini söylemeli, televizyon izleme  zamanı ve program içeriği konusunda çocuğun fikrini almalıdırlar. Yine çok televizyon izleyen bir çocukta, sınırlama getirilirken televizyon izlediği saatleri başka bir etkinlikle doldurmaları ve bunun kararını da çocukla birlikte vermeleri önemlidir. Ebeveyler alternatif etkinlikler bulabilir yada çocuğun bulmasını isteyebilirler. Daha küçük çocuklar için beraber verdikleri karara çocuk uyduğunda ödüllendirmeye gidebilirler.

Anne ve babalar çocuklarına TV izletirken dikkat etmesi gerekenler neler?

Anne ve babalar çocukların ekran başında kaldıkları saatleri çoğunlukla farketmezler. İşe çocuklarının günde, toplam ne kadar zaman televizyon izleyerek geçirdiklerini gözleyerek ve bunu    farkederek başlayabilirler. Çocukları televizyonun karsında normalin çok üstünde zaman geçiriyorsa            buna yönelik çözüm arayışlarına başlamalıdırlar. Okul öncesi ve  dönemindeki çocuklar için  ek olarak izledikleri programların içeriğine dikkat etmelidirler.  Özellijkle şiddete eğilimin genetik, hormanal          nedenleri olduğu gibi aynı zamanda öğrenilen bir durum olduğunu da bilmelidirler. Televizyondaki şiddet içeren programlarda şiddetin yüceltilmesi, haklı kılınması, normalleştirilmesi, şiddet görenin acısının yok gibi sunulması, empatiden uzak şiddet içerikli filmler, şiddet uygulayanların cezasız kalması ya da eleştirilmemesi çocukları şiddete             yönlendiren nedenlerden sayılabilir. Yine çocukların kahramanlaştırdıkları kişileri model almaları onlar gibi davranmak istemeleri bilinen bir durumdur. Şiddet uygulayıcıları filmlerde kahramanlaştırılırlarsa onların çocuklar tarafından taklit edilmesi beklenebilir. Çocuklar görsel olarak tanık oldukları davranışları sergileme eğilimindedir.             Bu açılardan da çocukların şiddet içerikliprogramlardan uzak tutulması önemlidir.

Aileler televizyon izleme konusunda çocuklarına model olmalıdırlar. Özellikle 3-6 yaş çocuğu anne babanın özelliklerini ve alışkanlıklarını model almaya hazırdır.  Zor çocuklar için aileler televizyonu çocuğu sakinleştirici bir yöntem olarak kullanmamalıdırlar. Yine ailerler yorulduklarında dinlenmek için çocuğu televizyona teslim etmemelidirler. Aileler televizyonunun izlenme süresini (günlük) ve içeriğini belirlemelidirler. Bunu net bir kural olarak tanımladıklarında ve taviz vermediklerinde çocuklar bu kurala uymayı öğreneceklerdir. Zaman zaman kuralda  esnemeyapıldığında,  çocuk aileyi zorlayarak tekrar kuralda esneme yapması için zorlayacak, ailenin sınırlarını esnetmenin yollarını   deneyecektir.  Çalışan anne babalar, çocuğa bakım beren büyük    ebeveynler yada bakıcıların televizyonu açık bırakma sürelerini, izlettikleri programları denetlemelidirler. Özellikle soyut kavramları içeren programları birlikte izlemeye gayret etmelidirler. Zaman zaman program sırasında çocuğun kavramlardan ne anladığı araştırılmalı yanlış olanlar hakkında bilgi verilmelidir (bu sık yapılmamalı çok didaktik zaman          geçirmek çocuğu sıkabilir).  Aileler şiddet içeren programlardan çocukları uzak tutmalıdır.       Kitap   okuma, sinema ve  tiyatroya gitme konularında  da çocuğa örnek olmalıdır. 

Çocuklar bir programın gerçek olup olmadığına nasıl karar verebilir? Kendilerini izledikleri çizgi kahramanlara benzeten çocukları bekleyen tehlikeler neler?

Sekiz dokuz yaşına kadar çocuklar somut düşünürler. Soyut kavramları erişkinlerin anladığı şekilde anlamazlar. Yani süpermen pelerin taktığında uçabilirse, o zaman kendisi de pelerin taktığında uçabilir gibi.  Kahramanın oyuncağı alınıyorsa ve o da vuruyorsa bu doğru bir şey olarak sunuluyorsa, çocuk bu şekilde öğrenir.   Yine 3-6 yaş dönemi anne babayı ve izledikleri çizgi film kahramanlarını model alma dönemidir. Çocuklar tıpkı anne babanın kimliklerini nasıl model alıyorlarsa (kızın annesine benzemeye çalışması, doğru yanlışı, ahlakı onlardan öğrenmeleri ve kendi kimliklerinin bir parçası olarak benimsemeleri gibi) bu kahramanları da taklit ederek önların özelliklerini de benimeseyebilirler. Bunlar bazen doğru şeyler olabildiği gibi yanlış şeyler olduğunda çocuk için sorun yaratabilir. Bu yüzden sonunu öngöremedikleri tehlikeli davranışlar sergileyebilirler. Onlar gibi olmak isteyip günlük yaşamda arkadaşları ve ebeveynleri ile çatışabilirler.

Reklamların bebek ve çocuklar üzerindeki etkisi neler? Çocuklar genel olarak reklamlara ilgi duyuyor. Bu durumun belli bir nedeni var mı?

Reklam izleyerek geçirilen zaman televizyon izlemenin bir parçası. Çocukların reklam izlemeyi sevdiği, özellikle izlediği durumlar olabiliyor. Bu yukarıda belirtiğim gibi annebaba ile geçirilmeyen, oyun oynanmayan, duygusal ve sosyal uyaransız geçirilen zaman demek.  Bazen anne babalar çocuklarını sessizleştikleri için televizyon başında bırakabiliyor, bazen de  sosyal gelişimi iyi olmayan  olan çocuklar daha fazla televizyonun-reklamın başında zaman geçirebiliyor. Aynı zamanda reklam içerikleri  tüketimi destekleyen biçimde çocuklara yönelik olduğundan,sürekli isteyen, istekleri alınan ve memnun olmayan, mutlu olmayan özelliklerin gelişimine neden olabilir. Bu da daha az paylaşımcı, daha çok benmerkezci, kendini düşünen, oyun sırasında karşısındakinin kurallarına önem vermeyen ve uygun sosyal ve yaşıt ilişkileri kuramayan özelliklerin gelişime zemin hazırlayabilir.

 

Televizyon aile içi iletişimi nasıl etkiliyor?

Uygun zamanlarda televizyon izleme ve programlar içerik olarak denetlendiğinde aile içi iletişim bozulmayabilirken, uzun süre televizyonun başında kalan çocuk ve ailer için, aile içi etkileşimini  bozucu,  bazende yıkıcı bir etkiye neden olabilir.  Birbirleriyle göz teması, sosyal temas ve iletişim kuramayan aile bireylerine dönüştürebilir. Birbirlerinin ihtiyacının farkında olmayan, çocuğun yolunda gitmeyen sorunlarını görmeyen aile bireyleri ortaya çıkabilir. Bu durum her dönemde-her yaşta aile ile etkileşime ve aileyle zaman geçirmeye ihtiyacı olan çocuklar için sorun olur.

Bu makale 22 Eylül 2022 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar

Prof.Dr Seher AKBAŞ, 18 Şubat 1969 tarihinde doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerini tamamladıktan sonra, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1993 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. Artvin Merkez Anaçocuk Sağlığı ve Aile Planlaması’nda 1993-1995 yılları arasında çalışmıştır. Bu dönemde poliklinik hizmeti, aile planlaması ve halk sağlığı alanında çalışmıştır. Uzmanlığını 1997-2002 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan almış ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı olmuştur. Uzmanlık eğitimi sırasında analitik yönelimli psikodrama, aile terapisi, bilişsel davranışçı terapiler alanlarında eğitim almıştır. Çocuk istismarına yönelik bölgesel toplantılara katılmıştır. Araştırma görevlisi iken meydana gelen 1999 Ağustos depreminde ...

Prof. Dr. Seher AKBAŞ
Prof. Dr. Seher AKBAŞ
İstanbul - Çocuk ve Ergen Psikiyatristi
Facebook Twitter Instagram Youtube