Doktorsitesi.com

İletişim Bozuklukları ve Beraberinde Görünen Ruhsal Bozukluklar

Prof. Dr. Fevziye Toros
Prof. Dr. Fevziye Toros
29 Mart 2016209 görüntülenme
Randevu Al
İletişim Bozuklukları ve Beraberinde Görünen Ruhsal Bozukluklar
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda İletişim ve Konuşma Bozukluklarına Genel Bakış

Çocukluk döneminde ortaya çıkan iletişim bozuklukları, çocuğun sosyal etkileşimini, akademik başarısını ve ilerideki mesleki hayatını doğrudan etkileyen önemli gelişimsel süreçlerdir. Bu bozukluklar; sınırlı sözcük kullanımından seslerin yanlış çıkarılmasına, anlama güçlüğünden konuşma akışındaki aksamalara kadar geniş bir yelpazede incelenmektedir. Erken teşhis ve müdahale, bu süreçlerin yönetilmesinde kritik bir rol oynamaktadır.

Sözel Anlatım Bozukluğu (Gelişimsel Ekspresif Afazi)

Sözel anlatım bozukluğu, çocuğun kullandığı sözcük sayısının sınırlı olması ve dilbilgisi kurallarına uygun cümle kurmakta zorlanması ile karakterize bir durumdur. Bu bozukluğa sahip çocuklar, zaman seçiminde hatalar yapabilir, sözcükleri anımsamakta güçlük çekebilir veya yaşlarına uygun karmaşıklıkta cümleler oluşturamayabilirler. Genellikle bu durum, çocuğun okul ve toplumsal iletişim başarısını olumsuz etkileyecek düzeydedir.

Bu çocukların zekasında, işitme becerilerinde ve sosyal-duyusal ilişkilerinde herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Başkalarının konuşmalarını anlama yetileri, yaşlarından beklenen düzeydedir. Okul öncesi dönemde en sık rastlanan iletişim bozukluğu olan bu durum, 3 yaş altındaki çocukların %10-17’sinde görülmektedir. Erkek çocuklarda daha sık rastlanmakla birlikte, gelişiminde genetik yatkınlığın önemli bir payı olduğu bilinmektedir.

Karışık Dili Algılama ve Sözel Anlatım Bozukluğu

Bu bozukluk türünde, sözel anlatım zorluklarına ek olarak sözcükleri, cümleleri ve kavramları anlama güçlüğü de tabloya eşlik eder. Çocuklarda sesleri ayırt etme, hızlı ses değişikliklerini fark etme ve ses sıralamasını hatırlama gibi işitme becerilerinde yetersizlikler gözlemlenebilir. Çocukluk çağında görülme oranı %3-5 arasındadır.

Uzmanlar, bu iki bozukluğun aslında birbirinin devamı niteliğinde olduğunu savunmaktadır. Bu görüşe göre sözel anlatım bozukluğu, karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğunun daha hafif bir formu olarak kabul edilir. Literatürde bu durumlar için zaman zaman özgül dil bozukluğu terimi de tercih edilmektedir.

Fonolojik Bozukluk (Artikülasyon Bozukluğu)

Fonolojik bozukluk, çocuğun yaşına ve lehçesine uygun konuşma seslerini gelişimsel olarak doğru çıkartamaması durumudur. Örneğin, "R" sesinin söylenememesi veya "K" yerine "T" sesinin kullanılması (ikame) bu bozukluğun tipik belirtileridir. En sık hata yapılan sesler arasında ı, r, s, z, t ve ç yer almaktadır.

Konuşma seslerini çıkarmadaki bu zorluklar, çocuğun sosyal ve akademik hayatını ciddi şekilde kısıtlayabilir. Fonolojik bozukluğun şiddeti genellikle yaşla birlikte azalma eğilimindedir; birçok vakada 8-9 yaşına kadar durum kendiliğinden düzelebilmektedir.

Kekemelik: Belirtileri ve İyileşme Süreci

Kekemelik, konuşmanın ritmik akışının bozulması, ses veya sözcük tekrarları, seslerin uzatılması ve konuşma sırasındaki fiziksel gerginlikler olarak tanımlanır. Bu durum; duyulabilir veya sessiz bloklar, ünlemlemeler ve sorunlu sözcüklerden kaçınmak için dolambaçlı yollardan konuşma gibi davranışlarla kendini gösterir.

Kekemelik hakkında bilinmesi gereken temel veriler şunlardır:

  • Başlangıç Yaşı: Genellikle 2-7 yaş aralığında ortaya çıkar.
  • Cinsiyet Faktörü: Erkeklerde kızlara oranla 4-5 kat daha sık görülür.
  • Yaygınlık: Yaşam boyu görülme oranı %5, süregenleşme oranı ise %0.5-1'dir.
  • Etiyoloji: Genetik geçişin yanı sıra başlangıç öncesinde %40-70 oranında psikososyal stres varlığı saptanmıştır.

Kekemeliğin seyri oldukça umut vericidir. Çocukların yaklaşık 4/5’i ergenlik döneminde kendiliğinden iyileşmektedir. 16 yaşına kadar olan iyileşme oranı %75-80 civarındadır. Ancak 21-22 yaşından sonra tam iyileşme nadir görülen bir durumdur.

Çocuklarda Konuşma Gecikmesinin En Sık Nedenleri

Çocuklarda konuşma gelişimini engelleyen veya geciktiren faktörler çeşitlilik göstermektedir. En sık karşılaşılan nedenler aşağıda listelenmiştir:

  1. Psikososyal yoksunluk ve kötü muameleye maruz kalma.
  2. Zihinsel yetersizlik: Zeka düzeyi azaldıkça dil edinimi yavaşlar; hem alıcı hem ifade edici dilde sorun görülür.
  3. İşitme kaybı veya azalması.
  4. Matürasyonel (gelişimsel) dil gecikmesi.
  5. Sözel anlatım bozukluğu.
  6. Karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğu.
  7. Bilingualizm (Çift dillilik): Birden fazla dilin konuşulduğu ortamlarda yetişen çocuklarda gecikme olabilir ancak genellikle 5 yaşından önce her iki dili de kullanabilirler.
  8. Otizm ve diğer yaygın gelişimsel bozukluklar.
  9. Seçici konuşmamazlık (Selektif mutizm).
  10. Serebral palsi gibi nörolojik faktörler.

İletişim Bozuklukları ile Birlikte Görülen Ruhsal Sorunlar

İletişim bozukluğu yaşayan çocuklarda, özellikle okul döneminde farklı ruhsal ve akademik sorunlar eş tanı olarak görülebilir. Bu çocuklarda okuma bozukluğu, yazılı anlatım ve matematik bozukluğu gibi öğrenme güçlükleri sıklıkla izlenir.

Sık Görülen Ruhsal Eş TanılarSosyal ve Duygusal Etkiler
Anksiyete BozukluklarıDüşük benlik saygısı
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)Zayıf arkadaş ilişkileri
Davranış ve Duygudurum BozukluklarıKarşı gelme karşıt olma bozukluğu

Ruhsal eş tanıların en sık görüldüğü grup, %60-80 gibi yüksek bir oranla alıcı dil bozukluğu olan çocuklardır.

Etiketler

Kekemelik nedenleriÇocuklarda konuşma gecikmesinin en sık nedenleriKarışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğuFonolojik bozukluk (artikülasyon bozukluğu)

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Fevziye Toros

Prof. Dr. Fevziye Toros

Prof. Dr. Fevziye TOROS, 25 Şubat 1971 tarihinde Tarsus'da doğmuştur. Lisans öncesi eğitimlerini de burada tamamladıktan sonra Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimine başlamıştır. 1993 yılında buran mezun olarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1994-1998 yılları arasında aynı üniversitede Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlığını almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.