Doktorsitesi.com

Çocuk ve travma

Uzm. Psk. Tülin Çizer
Uzm. Psk. Tülin Çizer
16 Ekim 2016135 görüntülenme
Randevu Al
Çocuk ve travma
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gölge Çocuklar: Aile İçindeki Görünmez Kayıplar

Bir ailenin karşılaşabileceği en sarsıcı deneyim genellikle bir yakının kaybı olarak düşünülür. Ancak yaşam kaybı kadar zorlayıcı olan bir diğer durum, çocuklardan birinin uzun süreli bir hastalık sürecine girmesidir. Bu süreç, aile dinamiklerini kökten değiştirirken tüm dikkati tek bir noktaya odaklar.

Ebeveynlerin bu süreçte hissettiği yoğun çaresizlik, kaygı ve korku, sevginin ve ilginin istemsizce sadece hasta çocuk üzerinde toplanmasına neden olur. Anne ve babalar, hissettikleri bu suçluluk duygusuyla baş edebilmek için tüm enerjilerini tedaviye harcarlar. Ancak bu yoğun odaklanma sırasında, ailedeki diğer çocukların varlığı genellikle gözden kaçar. Bu durumdaki sağlıklı kardeşler, literatürde “gölge çocuklar” olarak adlandırılmaktadır.

Gölge Çocukların Dünyası ve Erken Olgunlaşma

Hasta bir kardeşin tedavi sürecinde gölge çocuklar, evdeki telaşı ve korku dolu atmosferi bir kenardan izleyerek anlamlandırmaya çalışırlar. Kardeşlerinin hastalığıyla birlikte bu çocuklar, zorunlu bir erken olgunlaşma sürecine girerler. Ebeveynlerin zamanı, ilgisi ve enerjisi hasta kardeşe kanalize edildiği için, sağlıklı çocuk kendi ihtiyaçlarını dile getirmekten vazgeçer.

Anne ve babanın kalbindeki sevgi her iki çocuk için de eşit olsa da, ebeveynler bunu hissettirecek gücü kendilerinde bulamazlar. Gölge çocuklar ise bu sevgiyi talep edemeyecek kadar büyümek zorunda kalmışlardır. Bu sürecin en temel sonucu, çocuğun derin bir yalnızlık duygusuyla baş başa kalmasıdır.

Gölge Çocukların Kendi Kendine Yetme Çabası

Yaşam devam ederken gölge çocuklar, hayatta kalabilmek için kendi kendilerine yetmeyi öğrenirler. Bu çocukların günlük yaşamda deneyimledikleri bazı durumlar şunlardır:

  • Okulun ilk günü gibi özel anlarda yanlarında ebeveyn desteği olmadan ilerlemek.
  • Ödevlerini ve sorumluluklarını tamamen tek başına üstlenmek.
  • Elde ettiği başarıları paylaşacak kimse bulamadığı için kendi kendini takdir etmek.
  • Sokakta geçirdiği saatlerin veya eve geliş vaktinin kimse tarafından fark edilmemesi.
  • Sınav takviminin veya akademik başarılarının aile gündeminde yer bulmaması.

Duygusal Mesafeler ve Gelecekteki Çatışmalar

Aradan geçen yıllar içinde ebeveynler, hasta çocuğun durumuna alışır ve hayatı yeniden yakalamaya çalışırlar. Ancak bu süre zarfında gölge çocukla aralarında derin duygusal mesafeler oluşmuştur. Sağlıklı çocuk, artık ailenin hem bir parçası hem de en büyük yabancısı haline gelmiştir. Ebeveynler, çocuklarının nasıl büyüdüğüne tanıklık edemediklerini çok geç fark ederler.

Zamanla aile içinde şiddetli çatışmalar, öfke patlamaları ve evi terk etme tehditleri baş gösterir. Ebeveynler, karşılarındaki bu "yabancı" gencin kim olduğunu anlamakta güçlük çekerler. Oysa gölge çocuğun sergilediği tüm bu tepkilerin altında yatan asıl mesaj şudur:

“Beni fark edin! Ben de buradayım, varım ve aniden büyümek zorunda bıraktığınız diğer çocuğunuzum.”

Duygusal İletişimin Önemi

Olumsuz duygular içe atıldığı sürece sağlıklı ilişkiler kurmak imkansızdır. İfade edilemeyen ve konuşulmayan duygu yığınları, aile bireyleri arasında aşılması güç engeller oluşturur. İlişkilerin onarılması için bu duyguların gün yüzüne çıkarılması ve paylaşılması kritik bir öneme sahiptir.

Uzman BilgisiAlanı
Uzm. Psk. Tülin ÇizerEMDR Terapisti, Çocuk, Ergen, Yetişkin, Çift Terapisti ve Aile Danışmanı

Etiketler

ÇocukÇocuk psikolojisiDikkat dağınıklığıErgenErgen psikolojisiÇocuk ve travma

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Tülin Çizer

Uzm. Psk. Tülin Çizer

Uzm. Psk. Tülin ÇİZER, Lisans öncesi eğitimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nde eğitimini tamamlayarak Psikolog unvanı almıştır. Yine İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Personel Yönetimi Yüksek Lisans eğitimini tamamlamış ve lisansüstü derecesini almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.