Doktorsitesi.com

Cinsel İsteksizlik Nedir, Hangi Etkenlerden Oluşur, ?

Psk. Şengül Kıyak
Psk. Şengül Kıyak
31 Ekim 2017225 görüntülenme
Randevu Al
  • Cinsel işlev bozuklukları; toplumsal rollerdeki değişimler, çocukluk dönemi çatışmaları, performans kaygısı ve reddedilme korkusu gibi derin psikolojik temellere dayanmaktadır.
  • Vajinismus, erken boşalma ve sertleşme bozukluğu gibi yaygın sorunlar, fiziksel bir engel olmaksızın bilinçdışı süreçler ve öğrenilmiş davranışlar nedeniyle ortaya çıkmaktadır.
  • Cinsel terapiler ve uzman desteği sayesinde, psikolojik kökenli bu bozukluklar ve cinsel kimlik uyum süreçleri başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Cinsel İsteksizlik Nedir, Hangi Etkenlerden Oluşur, ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Cinsel İşlev Bozuklukları: Nedenleri ve Psikolojik Temelleri

Cinsel işlev bozuklukları, psikolojik faktörlere bağlı olarak gelişen ve kişiden kişiye farklılık gösteren komplike davranış biçimleridir. Bu durum literatürde İnhibe Cinsel İstek (İCİ) veya Azalmış Cinsel İstek Bozukluğu olarak da adlandırılmaktadır. Uzmanlar, bu sorunun temelinde toplumsal rollerdeki değişimler, ebeveynlere yönelik çözümlenmemiş çocukluk kızgınlıkları ve bağlanma sorunları gibi derin psikolojik nedenlerin yattığını belirtmektedir.

Özellikle atipik depresyon veya panik bozukluk yaşayan bireylerde reddedilmeye karşı aşırı hassasiyet ve partner eleştirileri, cinsel isteksizliği tetikleyen başlıca unsurlar arasındadır. Bu süreçte bireyler genellikle cinsel duyguları engelleyen karşıt fanteziler kurma veya performans kaygısı gibi savunma mekanizmaları geliştirebilirler.

Cinsel İsteksizlikte Görülen Temel Davranışlar

Cinsel isteksizlik yaşayan bireylerde yaygın olarak gözlemlenen davranış kalıpları şunlardır:

  • Örtük cinsel kaçınma davranışları sergilemek.
  • Partnerin olumsuz yönlerine odaklanarak cinsel duyguları baskılayan fanteziler kurmak.
  • Cinsel deneyim sırasında fiziksel veya psikolojik uyaranlardan kaçınmak.
  • Performans kaygısı nedeniyle cinsellikten uzaklaşmak.
  • Erotik fantezileri bastırmak veya bunlardan kaçınmak.

Vajinismus: Tanımı, Türleri ve Görülme Sıklığı

Vajinismus, kadınlarda alt perinel kasların cinsel birleşme sırasında irade dışı kasılması sonucu ilişkinin imkansız hale gelmesidir. Bu durum mekanik bir problem değil, tamamen psikolojik kökenli bir bozukluktur. Tanısı yalnızca uzman bir hekim tarafından yapılan pelvik muayene ile konulabilir.

Vajinismus TürüAçıklama
Primer VajinismusDaha önce hiç cinsel birleşme yaşanmamış olması durumudur.
Seconder VajinismusBelirli bir olay sonrası veya duruma bağlı gelişen kasılmalardır.
Atipik VajinismusNormal seyir izlemeyen, tipik olmayan vakaları kapsar.

Türkiye'de her 10 kadından birinde görülen bu sorun, sanılanın aksine eğitimli kadınlarda daha sık rastlanmaktadır. Cinsel terapi yöntemleri ile bu bozukluk tamamen tedavi edilebilmektedir.

Erken Boşalma (Denetimsiz Boşalma)

Günümüzde erken boşalma yerine denetimsiz veya kontrolsüz boşalma kavramlarının kullanılması daha doğrudur. Bu durum, erkeğin boşalma refleksi üzerinde istemli kontrol sağlayamaması olarak tanımlanır. Boşalma, aslında idrar yapma refleksi gibi öğrenilebilir ve kontrol edilebilir bir süreçtir.

Normal bir birey orgazmı erteleyebilirken, denetimsiz boşalma sorunu yaşayan erkekler uyarılmanın kritik aşamasında refleksif olarak boşalırlar. Cinsel terapi, partnerin de katılımıyla orgazmı haber veren duyumların algılanmasını sağlayarak bu sorunu kolaylıkla çözebilmektedir.

Sertleşme Bozukluğu ve İktidarsızlık

Erektil disfonksiyon, sağlıklı bir sinir sistemi ve vasküler yapı gerektiren sertleşme refleksinin aksamasıdır. Fiziksel sistem sağlam olsa dahi, bu refleks bilinçdışı çatışmalara ve duygusal durumlara karşı oldukça hassastır. Türkiye'deki erkeklerde görülme sıklığı %30-40 civarındadır.

Sertleşme bozukluğuna neden olan psikolojik etkenler:

  1. Performans kaygısı ve başarısızlık korkusu.
  2. Partner tarafından reddedilme endişesi.
  3. Kültürel kaynaklı suçluluk duyguları.
  4. İlişkisel problemler ve içsel çatışmalar.

Cinsel Soğukluk ve Tiksinti Bozuklukları

Cinsel soğukluk, isteksizlik ile benzer nedenlere sahip olsa da bazen biyolojik hastalıkların (hormonal bozukluklar, tümörler) veya ilaç kullanımının bir sonucu olabilir. Cinsel tiksinti bozukluğu ise mantık dışı korkular ve iğrenme duygusu ile karakterizedir. Bu vakalarda genellikle altta yatan bir panik bozukluk mevcuttur ve tedavi sürecinde ilaç desteği gerekebilir.

Gebelik Psikolojisi ve Cinsellik

Gebelik süreci, kadının hem bedensel hem de hormonal olarak büyük değişimler yaşadığı bir dönemdir. Bu dönemde kadının en büyük ihtiyacı partnerinden göreceği ilgi ve sevgidir. Tıbbi bir engel olmadığı sürece, doktor kontrolünde cinsel birliktelik yaşanmasında bir sakınca yoktur. Unutulmamalıdır ki; bir çocuğu sevmenin en iyi yolu, öncelikle onun annesini sevmektir.

Cinsel Kimlik Problemleri ve Transseksüalite

Biyolojik cinsiyet ile kişinin kendini ait hissettiği cinsel kimliğin örtüşmemesi durumuna transseksüalite denir. Bu durum bir seçim veya hata değil, biyolojik, ailevi ve sosyal faktörlerin etkileşimiyle oluşan bir farklılıktır. Tedavi süreci, kişinin arzu ettiği cinsiyetle uyumlu bir yaşam sürmesini ve toplumsal adaptasyonunu kolaylaştıracak yapıcı yöntemleri içermelidir.

Etiketler

Cinsel soğuklukSertleşme bozukluğuCinsel tiksinti bozukluğuVajinismusErken boşalmaCinsel isteksizlikCinsel kimlik problemi

Yazar Hakkında

Psk. Şengül Kıyak

Psk. Şengül Kıyak

Psk. Şengül Kıyak, 1995' de Hacettepe Üniversitesi’ nden mezun olan Şengül KIYAK, Sosyoloji ve Psikoloji lisans derslerinin yanı sıra, ülkemizin alanında duayen öğretim üyeleri Prof. Dr. Bilge Karasu, Prof. Dr. Veysel Sönmez, Prof. Dr. Mürüvvet Bilen, Doç. Dr. Özcan Demirel ve Doç. Dr. Nilüfer Açıkalın' dan; Felsefe, Eğitim Felsefesi, Eğitim Programları ve Öğretim, Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme, Eğitim Psikolojisi, Eğitimde Psikolojik Hizmetler, Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans dersleri, ayrıca özel öğrenci olarak, Antropoloji (İnsan Bilimi) öğretim üyesi Prof. Dr. Bozkurt Güvenç' den "İnsan ve Kültür", "Sosyal Değişme”, “Türk kimliği" "Japon Kültürü"  ve Felsefe öğretim üyesi Prof. Dr. Ionna Kuçuradi' den de "Etik ve Değerler" ve "İnsan Hakları" yüksek lisans dersleri almıştır. Lisans eğitimi sırasında, marjinal (dezavantajlı) kesimlerin yaşam biçimi ve toplumla etkileşimi, epileptik bireylerin psiko- sosyal tutumları, korunmaya muhtaç çocukların eğitimi ve rehabilitasyonu ile ilgili alan ve vaka çalışmalarına katılmıştır. 1997' den itibaren MEB' lığına bağlı kurumlarda, uzun süre (15 yıl) çeşitli okullarda ve Rehberlik Araştırma Merkezi' nde (RAM),  Psikolojik Danışmanlık/ Rehberlik ve bölüm başkanlığı yapmış, Özel Eğitim Bölümünde Eğitsel Tanılama, İzleme ve Değerlendirme çalışmalarına katılmıştır. Ulusal Mesleki Bilgi Sistemi İl Koordinatörlüğü, Aile Eğitim Programı kurum temsilciliği, Aktif Öğrenme Formatörlüğü, Van Depremi sonrası Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Psiko-sosyal Müdahale İl Koordinatörlüğü görevlerinde bulunmuştur. Aile Danışmanlığı, Aile Danışmanlığında Uygulamalar, Aile Eğitimi, Cinsel Terapi, Vajinismus, Temel Hipnoz ve Regresyon, Çocuk ve Bağımlılık- Kilo Verme Hipnozu, Öfke Yönetimi, Travma ile Baş etme, Öğrenci Koçluğu Eğitici Eğitmenliği, Oyun Terapisi Eğitici Eğitmenliği ve MMPI uygulayıcı eğitimleri almıştır. 23 yıllık mesleki yolculuğunda, birey ve grup danışmanlığı (çocuk-ergen, yetişkin), aile- eğitimci ve öğrencilere yönelik eğitsel, grup ve bireysel rehberlik, ihmal-istismar-şiddet- ebeveyn tutumları- aile içi iletişim eğitimleri/ seminerleri vermiş, bu vb. vakalara yönelik danışmanlık yapmıştır.  Psiko-felsefik bir bakış açısıyla, Aile-Çift Danışmanlığı- Cinsel Terapi /Cinsel Danışmanlık ve bireysel psikolojik danışma (yetişkin, çocuk-ergen) hizmetleri veren Şengül KIYAK,  ayrıca bir eğitim kurumunda Psikoloji dersleri vermeye, Psikiyatri ve Psikoloji dergisi PsikeArt’ a yazılar yazmaya devam etmektedir.

&

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.