Çiftler neden kendilerine acı veren ilişkileri sürdürürler?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
İlişkilerde Acı Verici Bağlar ve Bağlanma Dinamikleri
Çiftlerle çalışan uzmanların gözlemlerine göre, birçok birey ilişkilerinde acı verici bağlar kurmakta ve bu döngüyü sürdürmek adına büyük fedakarlıklar yapmaktadır. Bu durumun temelinde, kişilerin yalnızlık ve boşluk duygusundan kaçma arzusu yatar. Grotstein (1987), bireylerin kendilerine acı veren figürlere bağlanmayı, yıkıcı bir kara delik gibi deneyimlenen boşluk duygusuna tercih ettiklerini belirtir.
Bu varoluşsal sancı, kişilerin kendilerini adeta ölü gibi hissetmelerine neden olur. Kernberg (1975) bu durumu, bireylerin kendilerini ölü hissetmektense, acı çekerek hala hayatta olduklarını bilmeyi tercih etmeleri şeklinde açıklar. Yeni deneyimlerin belirsizliği korkutucu geldiği için, ne kadar yıkıcı olursa olsun eski davranış kalıpları güvenli bir liman gibi tekrar edilmeye devam eder.
Eş Seçiminde Bilinçdışı Süreçler ve Çocukluk Yaraları
Analitik terapinin temel varsayımlarına göre, eş seçiminde bilinçdışı süreçler belirleyici bir rol oynar. Bireyler, çocukluk döneminde aldıkları duygusal yaraları onarmak amacıyla partner seçimi yaparlar. Bu seçim genellikle iki şekilde gerçekleşir:
- Yarayı açan ebeveyn ile büyük benzerlikler gösteren eşler seçmek.
- Ebeveyn figüründen tamamen farklı karakterde eşlere yönelmek.
Yaşanan duygusal acılar, aslında geçmişe ait çözülmemiş çatışmaların birer yansımasıdır. Analitik çift terapisinde, bu köklü meseleler üzerinde titizlikle durulur. Bazı durumlarda çiftler, birbirlerinden geçmişin yaralarını iyileştirmelerini beklerken, hem kendilerini hem de birbirlerini sevme kapasitelerini kaybedebilirler.
Analitik Çift Terapisinde İyileşme ve Değişim Süreci
Terapi sürecinde bireylerin kendi çocukluk deneyimleri ve mevcut davranış kalıpları üzerine içgörü geliştirmeleri kritik bir aşamadır. Ancak kalıcı bir değişim için sadece içgörü yeterli değildir. Çift dinamiğindeki gerçek dönüşüm; kazanılan bu farkındalığın, yeni duygu ve düşüncelerle ilişki içerisinde tekrar tekrar deneyimlenmesiyle mümkün olur.
Analitik çift terapisinin odak noktaları şunlardır:
- İlişki Odaklılık: Tek tek bireylerden ziyade, evlilik ilişkisinin bütününe odaklanılır.
- İç Dünya Etkileşimi: Bireylerin umutları, korkuları, hayal kırıklıkları ve bilinçdışı dileklerinin birbirini nasıl etkilediği incelenir.
- İletişim Şekilleri: Her çiftin kendine özgü, genellikle farkında olmadıkları özel iletişim dilleri çözümlenir.
Terapide Umut Veren Unsurlar
Analitik süreçte terapistler için en yüreklendirici unsurlardan biri, bireylerin içindeki iyileşme arzusunun sürekliliğidir. Çiftlerin birbirlerine duydukları saklı sadakatler ve paylaştıkları hazlar, terapi sürecinde iyileşmeyi destekleyen en güçlü kaynaklardır.
Melike KAYHAN
Psikanalist (CP-UK), Psikanalitik Psikoterapist (UKCP, PA), MSc. Çift ve Aile Terapisti



