Doktorsitesi.com

PANİK Mİ ATAK, ATAK MI PANİK ?

Psk. Cansu Taşdemir
Psk. Cansu Taşdemir
24 Ağustos 2021173 görüntülenme
Randevu Al
PANİK Mİ ATAK, ATAK MI PANİK ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Panik Atak Nedir? Belirtileri ve Süreci

Panik atağı, aniden ortaya çıkan ve zaman zaman tekrarlayan, kişiyi çaresizlik ve dehşet içinde bırakan yoğun bir sıkıntı ya da korku nöbetidir. Bu ataklar birdenbire başlar, giderek şiddetlenir ve genellikle 10 dakika içinde en yoğun düzeye ulaşır. Çoğu zaman 10-30 dakika, nadiren de 1 saate kadar devam ettikten sonra kendiliğinden geçer.

Ataklar sırasında kişi, oldukça şiddetli fiziksel ve psikolojik semptomlar deneyimler. Hastalar bu süreci sıklıkla "kalp krizi veya felç geçiriyormuş gibi hissetmek" ya da "aklımı kaçırıyormuş, çıldıracakmış ve kontrolü kaybediyormuş gibi olmak" şeklinde tanımlarlar. Bu yoğun hisler, kişinin o anki gerçeklik algısını ve güven duygusunu derinden sarsabilir.

Panik Atağında Görülen Temel Belirtiler

Panik atağı sırasında ortaya çıkan semptomlar fiziksel ve duygusal olmak üzere iki ana grupta incelenir. Bu belirtilerin şiddeti kişiden kişiye farklılık gösterebilir.

Fiziksel SemptomlarHissedilen Düşünce ve Duygular
Çarpıntı ve göğüs ağrısıKontrolü kaybediyormuş hissi
Nefes alamama ve terlemeÖlüyormuş hissi ve dehşet
Yüz kızarması ve titremeKorku ve çaresizlik
Karıncalanma hissiÇıldırma korkusu

Beklenti Anksiyetesi ve Atakların Sürekliliği

Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta ataklar arasındaki dönemde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu gergin ve endişeli bekleyiş sürecine beklenti anksiyetesi adı verilir. Atakların genellikle belirsiz zaman ve yerlerde gerçekleşmesi, bireyin kaygı düzeyini daha da artırır.

Süreç ilerledikçe kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları iyice pekişir. Kişi bu ağır belirtileri yaşarken, çevresi tarafından anlaşılamaması veya etiketlenmesi yaşadığı ruhsal sıkıntıyı daha da derinleştirebilir. Bu durum, bireyin sosyal ve bireysel yaşamında ciddi bir izolasyona yol açabilir.

Panik Atağı ve Panik Bozukluğu Arasındaki Farklar

Panik atağı oldukça yaygın bir durumdur ve her üç kişiden birinin hayatı boyunca en az bir kez bu durumu yaşadığı bilinmektedir. Özellikle yoğun stresli durumlar veya aşırı kafein tüketimi gibi tetikleyicilerle ortaya çıkabilir. Ancak her panik atağı, bir bozukluk anlamına gelmez.

Panik bozukluğu ise daha nadir görülen ve her 100 kişiden yaklaşık 3-4'ünde rastlanan klinik bir tablodur. Yineleyici niteliktedir ve belirgin bir sebep olmaksızın atakların yaşanmasıyla seyreder. Kişinin genel işlevselliğini bozan bu durum, profesyonel bir müdahale gerektirir.

Panik Bozukluğu ile İlişkili Psikiyatrik Rahatsızlıklar

Panik bozukluğu, sıklıkla diğer anksiyete türleriyle ilişkilendirilmektedir. Bu süreçte en çok sosyal fobi ve özgül fobi görülür. Ayrıca aşağıdaki rahatsızlıklar da panik bozukluğuna eşlik edebilir:

  • Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)
  • Obsesif kompulsif bozukluk (OKB)
  • Depresyon ve uyku bozuklukları
  • Alkol ve madde kullanımında artış

Kaçınma davranışlarının artışı, zamanla farklı fobilerin gelişmesine neden olabilir. Fiziksel semptomların yarattığı baskıdan kurtulmak isteyen bireyler, yanlış bir yönelimle alkol veya madde kullanımına başvurabilmektedir.

Agorafobi: Kaçınma Davranışının Boyutları

Panik bozukluğu olan bireylerde agorafobi gelişme riski oldukça yüksektir. Bu durum, kişinin yardım alamayacağını veya kaçamayacağını düşündüğü yerlerden uzak durmasıdır. Agorafobisi olan kişiler şu davranışları sergileyebilir:

  1. Evden tek başına çıkamamak veya yalnız kalamamak.
  2. Alışveriş merkezi gibi kalabalık ortamlara girmekten kaçınmak.
  3. Asansör, metro ve uçak gibi uzaklaşmanın zor olduğu yerleri kullanamamak.

Bu kaçınma davranışları kişiyi giderek yalnızlaştırır ve sosyal yaşamdan tamamen kopmasına neden olabilir.

Panik Bozukluğunun Görülme Sıklığı ve Nedenleri

Bilimsel çalışmalar, panik bozukluğunun toplumda görülme sıklığının %3-4 civarında olduğunu göstermektedir. Kadınlarda görülme oranı erkeklere göre 2-3 kat daha fazladır. Hastalığın genellikle 18-45 yaş aralığında daha sık ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.

Panik bozukluğunun oluşum mekanizması üzerine üç temel teori üzerinde durulmaktadır. Bunlar; nörokimyasal bozukluklar, genetik faktörler ve kognitif (bilişsel) teorilerdir. Bu mekanizmaların etkileşimi, hastalığın gelişiminde belirleyici rol oynar.

Panik Bozukluğu Tedavi Yöntemleri

Panik bozukluğu, yaşayan kişi için her ne kadar örseleyici ve geçmeyecekmiş gibi görünse de başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tanının erken konulması, hastanın acil servislerde veya yanlış kliniklerde zaman kaybetmesini önler. Günümüzde başarısı ispatlanmış iki temel tedavi yöntemi bulunmaktadır:

1. İlaç Tedavisi

Antidepresanlar ve kaygı giderici ilaçların panik bozukluğu üzerindeki etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Psikiyatrik muayene sonrasında, hastanın durumuna en uygun ilaç seçimi uzman hekim tarafından yapılır.

2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)

Anksiyete bozukluklarında oldukça etkili olan bu yöntem, kişinin yararsız ve gerçekçi olmayan inanışlarını değiştirmeyi hedefler. Panik bozukluğunun bir parçası olan hatalı düşünce ve davranış kalıpları bu terapi ile yeniden düzenlenir.

En etkin tedavi yaklaşımının, bu iki yöntemi kapsayan ikili tedavi modeli olduğu bilinmektedir. Erken müdahale, hem hastanın hem de hasta yakınlarının maruz kaldığı travmatik süreci minimalize eder.

Etiketler

Agorafobi nedirPanikPanik atakPanik bozuklukPanik bozukluğu

Yazar Hakkında

Psk. Cansu Taşdemir

Psk. Cansu Taşdemir

Psk. Cansu Taşdemir, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Baku State Universty- Psikoloji bölümünü başarı ile tamamladıktan sonra çeşitli okullarda okul öncesi ve özel çocuklarla grup-oyun terapi seansları düzenledi. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.