Doktorsitesi.com

Ceza mı Ödül mü?

Klinik Psikolog Nurdan Bulam
Klinik Psikolog Nurdan Bulam
12 Haziran 2023120 görüntülenme
Randevu Al
Bu makale Jeffrey Gray'in "Biyopsikolojik Kişilik Teorisi" ni anlatmaktadır.
Ceza mı Ödül mü?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kişilik Dinamiklerinde Ödül ve Ceza Algısı

Bireylerin kendilerini anksiyöz ve kaçınmacı ya da dışa dönük ve dürtüsel olarak tanımlamaları, psikoloji biliminin temel araştırma konularından biridir. Bu davranış kalıplarının bakış açısı değişiklikleri ve ödül-ceza algısı ile yönetilip yönetilemeyeceği sorusu, kişilik modellerinin gelişimine ışık tutmuştur. İnsan davranışlarını anlamlandırmak için geliştirilen biyopsikolojik yaklaşımlar, bu süreçlerin biyolojik temellerini açıklamaktadır.

Eysenck’in Üç Boyutlu Kişilik Modeli

Kişilik modellerinin bilimsel temelleri, Alman psikolog Hans Eysenck tarafından atılmıştır. Freud'un psikodinamik teorilerine mesafeli duran Eysenck, davranışçı ve biyolojik katmanlara odaklanan bir model geliştirmiştir. Eysenck'e göre kişilik üç temel boyutta incelenir:

  • Dışadönüklük - İçedönüklük
  • Nevrotizm - Duygusal Dengelilik
  • Psikotizm - Normalite

Jeffery Gray ve Biyopsikolojik Kişilik Teorisi

Eysenck’in modelini temel alan Jeffery Gray, bu yaklaşıma kritik bir ekleme yaparak Biyopsikolojik Kişilik Teorisi'ni geliştirmiştir. Gray'e göre kişiliğin şekillenmesinde eksik kalan parça, bireyin algılanan ödül ve ceza mekanizmalarıdır. Bu teori, insan davranışlarını yönlendiren iki temel biyolojik sistem üzerinde durur.

Davranışsal İnhibisyon Sistemi (DİS) Nedir?

Davranışsal İnhibisyon Sistemi (DİS), bir ceza algılandığında veya olumsuz bir durumla karşılaşıldığında devreye giren mekanizmadır. Bu sistem doğrudan anksiyete ile ilişkilendirilir. DİS aktive olduğunda, birey olası bir zarardan korunmak için mevcut davranışını durdurur veya o durumdan kaçınır.

Davranışsal Aktivasyon Sistemi (DAS) Nedir?

Davranışsal Aktivasyon Sistemi (DAS) ise ödül ve olumlu olaylar karşısında harekete geçen mekanizmadır. Bu sistem dürtüsellik ile yakından ilişkilidir. DAS baskın olduğunda, birey sonuca odaklanarak hedefe yönelik davranışı başlatır ve sürdürür.

Psikolojik Dengede DİS ve DAS Etkileşimi

Gray, sağlıklı bir psikolojik yapının ancak bu iki sistemin dengesiyle mümkün olabileceğini savunmaktadır. Anksiyete bozukluğu yaşayan bireylerde ceza algısı ödül algısından daha baskındır, bu da davranışın sürekli inhibe edilmesine (engellenmesine) yol açar. Öte yandan, dürtüsel bireyler ödüle ve hazza o kadar odaklıdır ki, sonucunu düşünmeden davranışı anında aktive ederler.

Bu karmaşık yapıda çözüm, kaçınma davranışında cezadan ziyade ödüle odaklanmak veya dürtüsel durumlarda hazzı erteleyebilmektir. Ancak neyin ödül neyin ceza olduğu algısı, bireysel bakış açısına göre değişkenlik gösterir.

DİS ve DAS Sistemlerini Dengeleyen Aktiviteler

Sistemlerin uyarılması veya bastırılması, belirli aktiviteler aracılığıyla mümkündür. Aşağıdaki tabloda bu sistemleri etkileyen örnek durumlar yer almaktadır:

SistemUyaran AktivitelerBastıran Aktiviteler
DİS (İnhibisyon)Korku filmi izlemek, riskli kararlar, olumsuz geri bildirim.Meditasyon, gevşeme egzersizleri, başarıyı kutlamak.
DAS (Aktivasyon)Ödül kazanmak, eğlenceli oyunlar, sosyal ilgi görmek.Ödülden vazgeçmek, sıkıcı işler, ilgisiz kalmak.

Sonuç olarak, davranışlarımızı yönlendiren bu biyolojik sistemlerin farkında olmak, öz farkındalık açısından kritik bir adımdır. Peki, siz kendi hayatınızda daha çok cezaya mı yoksa ödüle mi odaklısınız?

KAYNAKÇA

  • Eysenck, H. J. (1981). General features of the model. A model for personality, 1-37.
  • Gray, J. A. (1981). A critique of Eysenck’s theory of personality. A model for personality, 8, 246-276.

Etiketler

Ceza mı Ödül mü?

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Nurdan Bulam

Klinik Psikolog Nurdan Bulam

1993 Giresun doğumluyum. İlk okul, orta okul ve lise eğitimimi Giresun’da tamamladıktan sonra lisans eğitimime 2012-2016 yılları arasında İzmir Üniversitesinde devam ettim. Lisans eğitimi boyunca Özel Giresun Ada Hastanesinde ve İzmir'deki özel kolejlerde uygulamalı staj yama imkanı buldum. 2016 yılında Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji dalında, Klinik Psikoloji Tezli yüksek lisans programına kabul edildim. Yüksek Lisans programı dahilinde Özel Fransız Lape Hastanesinde yaptığım stajda, madde bağımlılığı ve manik depresif bozukluk başta olmak üzere çalıştığım alanlarda birçok farklı terapi türünün uygulanışını gözlemleme şansım bulundu. “Kadınlardaki Benlik Saygısı ve Depresyonun Eğitim Düzeyi ile İlişkisi” isimli tezimi 2019 yılında teslim ederek mezun olduğum yüksek lisans programının son 1 senesinde, Giresun Özel Alkış Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde kurum psikoloğu olarak çalışmaya başladım. 2018-2020 yılları arasında çalıştığım bu kurumda özellikle otizmli çocuklar ve aileleriyle yapılan görüşmeler ile ilgili oldukça deneyim kazandım. 2020 yılında, pandemi esnasında işten ayrılarak İzmir’e taşındım ve görüşmelerime bir süre online olarak devam ettim. Bu sürede Bilişsel Davranışçı Eğitim, Çocuklarla Görüme Teknikleri, Çözüm Odaklı Terapi, Çocuk Testleri vb. Gibi alanlarda eğitimlerimi tamamladım. 2021 yılında ANTİzmir Eğitim Enstitüsünde 6 ay boyunca disleksili çocuklarla ve aileleriyle iş birliği içerisinde çalışmamı ilerletme imkanı buldum. 2022 Mart ayında yetişkinlerle ilgili terapi becerilerimi de geliştirebilmek adına yetişkin terapileri verebileceğim bir kurumda başladım. 2023 Mart ayına geldiğimde, deneyimlerimin ve bilgi birikimim sonucunda Giresun Gazi Caddesinde hem çocuklarla hem de yetişkinlerle çalıştığım bir ofisin açılışını verdim. Çocuklarda oyun terapisi, bilişsel davranışçı terapi ve kısa süreli çözüm odaklı terapinin çalışabildiği her alanı çalışabilmekteyim. Aynı şey yetişkinlerde Bilişsel Davranışçı Terapinin çalışma alanları ile geçerli. Bütün bunların yanında Özel Eğitim geçmişim dolayısıyla ofisimde 0-5 yaş arası gelişim geriliği, otizm spektrumlu çocukları ve yaş sınırı olmaksızın disleksili çocukları da kabul etmekteyim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.