Doktorsitesi.com

Yatak Arkadaşı

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN
6 Ekim 20122290 görüntülenme
Randevu Al
Yatak Arkadaşı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Popüler Kültürden Günümüze: Yatak Arkadaşlığı Kavramı

Amerikan dizisi "Sex and the City" ile kitlelerin gündemine giren ve Natalie Portman’ın başrolünde oynadığı 2011 yapımı "Yatak Arkadaşı" (Sex Friend) filmiyle tekrar tartışılmaya başlanan bu ilişki biçimi, günümüzün dikkat çeken konularından biridir. Temelde her türlü duygusal bağlanmadan uzak, kişilerin birbirine sevgi ve bağlılık hissetmeden yalnızca cinsel birliktelik için bir araya geldiği bu tarz, modern toplumda kendine yer bulmaktadır. Ancak Türk toplumunun geleneksel örf ve adetleriyle kıyaslandığında, bu ilişki modelinin bireysel ve sosyal açılardan ciddi zararlar barındırdığı görülmektedir.

2000’li yıllardan itibaren kablolu TV ve internet gibi kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, cinselliğe olan ilgiyi artırarak bireyleri farklı arayışlara yöneltmiştir. Bu süreçte, hazza doyumsuzluk yaşayan bazı bireyler arasında, eskiden beri gizli kalan ancak pek konuşulmayan "seks arkadaşlığı" (sex friend) yaygınlaşmaya başlamıştır. Özellikle Avrupa ve ABD’de tabu olmaktan çıkan bu durum, derinlemesine incelendiğinde kişileri yalnızlığa ve mutsuzluğa sürükleyen sonuçlar doğurmaktadır.

Aşksız Seks Mümkün mü?

Sadece seks üzerine kurulu bir ilişkinin uzun vadeli olması, ancak beklentilerin karşılıklı olarak bu yönde kalmasıyla mümkün olabilir. Bu durum genellikle kariyerine öncelik veren, düzenli bir ilişki için zaman ve enerji harcamak istemeyen orta yaş grubundaki bireylerde gözlemlenmektedir. Kanadalı seksolog Sophie Brousseau'nun araştırmalarına göre, "Yatak Arkadaşı" tabiri sadece cinsel birleşme odaklı bir araya gelen bireyleri tanımlar.

Bu tarz bir ilişkiyi tercih eden bireylerin seçim kriterleri şu şekildedir:

  • Sır tutabilen ve gizliliğe önem veren,
  • Aşk beklentisi olmayan,
  • Kıskançlık ve kısıtlama gibi duygusal dürtülere sahip olmayan,
  • Aile ve sosyal çevrenin dışında kalan kişiler.

Yatak Arkadaşlığının Riskleri ve Psikolojik Etkileri

İlk bakışta özgürleştirici ve cazip görünen bu ilişki biçimi, çoğu zaman hüsranla sonuçlanmaktadır. Zamanla kullanan-kullanılan dengesine evrilen bu süreç, kişinin kendini değersiz hissetmesine ve ağır bir depresyon tablosuna yol açabilmektedir. Ayrıca bu durumun beraberinde getirdiği diğer riskler şunlardır:

Risk KategorisiOlası Sonuçlar
Psikolojik SağlıkSeks bağımlılığı ve özgüven kaybı
Fiziksel SağlıkCinsel yolla bulaşan hastalıklar
Duygusal DurumDeğersizlik hissi ve ağır depresyon

Temel Neden: İyileşmemiş Aşk Acısı

Yatak arkadaşlığını tercih eden bireylerin geçmişinde genellikle iyileşmemiş bir aşk acısı yatmaktadır. Yeni bir duygusal bağ kurup tekrar acı çekmek istemeyen bu kişiler, sorumluluktan uzak bir cinselliği savunma mekanizması olarak kullanırlar. Bu durum bir nevi "onarım ilişkisi" veya depresyonla baş etme yöntemi gibi görünse de, aslında kişinin kendine olan saygısını kaybetmesine ve daha ciddi ruhsal sorunlara zemin hazırlamaktadır.

Özellikle geçmişten gelen olumsuz çocukluk yaşantıları olan bireyler, aşk acısını tek başına aşmakta zorlanarak bu tarz yanlış yollara sapabilmektedir. Yoğun üzüntü, terk edilme ve kayıp duygularıyla başa çıkmak için profesyonel bir psikoterapi yardımı almak, bu süreci sağlıklı yönetmek adına kritik öneme sahiptir.

İlişkinin Duygusal Çıkmazları ve İnsan Doğası

Başlangıçta sadece cinsel odaklı kurulan bu ilişkilerde, taraflardan birinin sürece duygu katması kaçınılmaz bir sorun yumağı oluşturur. Bir tarafın aşık olması veya daha fazlasını istemesi durumunda, ilişki tek taraflı sonlandığında diğer taraf kendini kullanılmış ve terk edilmiş hissetmektedir. Özellikle mevcut bir dostluğa cinsellik eklendiğinde, bu durum genellikle hem arkadaşlığın hem de cinsel ilişkinin kaybıyla sonuçlanır.

Sonuç olarak, insanın doğasında var olan aşk ve sevgi kutsaldır. Duygunun dışlandığı bir cinsellik, insanı gerçek anlamda mutlu etmekten uzaktır ve yalnızca mekanik bir eylem olarak kalır. İnsanın temel arayışı her zaman sevmek, sevilmek, güven ve şefkat üzerine kuruludur; bu unsurların eksik olduğu her ilişki biçimi yarım kalmaya mahkumdur.

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

Uzm. Psk. Kemal ÖZCAN

1983-1987 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde lisans ve eğitmenlik formasyonu eğitimini tamamlayan Kemal Özcan, çok sayıda seminer ve eğitimlerle alandaki çalışmalarını sürdürdü. Katıldığı seminer ve eğitimler arasında; Belçika’da “Practitioner NLP” (2008-2009), Gerald Weeks ile “Evlilik ve Çift Terapisi”, Vamık N. Volkan ile “Dinamik Yönelimli Psikoterapi”. CİSED tarafından düzenlenen “Aile Danışmanlığı”, “Cinsel Terapi Eğitimi”, “Holistik Evlilik ve Çift Eğitimi” konulu eğitimler, Gerald Weeks ile “İleri Düzey Evlilik ve Çift Terapisi”, Türk Hava Kurumu Üniversitesi’nden YÖK onaylı 450 saatlik Aile Danışmanlıǧı ve 3 yıl süren ‘’Dinamik yönelimli psikoterapi’’ eğitimleri, yer alıyor. Ayrıca göç idaresi Başkanlığı’’nda ‘’Göç ve göçmen psikolojisi’’ konusunda uzmanlara eğitimler verdi. Ankara Üniversitesi ‘de “Evlilik doyumu ile cinsel doyumun birbirine etkileri” üzerine yüksek lisans yapmıştır. Şema Terapi, EMDR, NLP, Evlilik terapisi, cinsel terapi konularında uygulayıcı eğitimleri almıştır. Evlilik ve Çift Terapisi, Cinsel Terapi, Çözüm odaklı terapi konularında eğitimler vermektedir.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.