Doktorsitesi.com

Boğaz enfeksiyonları hakkında bilinmesi gerekenler

Doç. Dr. Onur Ergün
Doç. Dr. Onur Ergün
12 Kasım 2025252 görüntülenme
Randevu Al
Okullar açıldı. Sonbahar geldi. Yağmur ve soğuklar başladı. Artık kapalı ortamlarda daha uzun süre bir arada geçiriyoruz ve bulaşıcı hastalıklar da sıklaşıyor. Peki bir KBB doktoru olarak bana üst solunum yolu enfeksiyonu ile başvuran hastalarıma nasıl yaklaşıyorum? Veya hangi durumlarda hastalar doktora mutlaka başvurmalıdır?
Boğaz enfeksiyonları hakkında bilinmesi gerekenler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarında Virüs ve Bakteri Ayrımı

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının %90’ı virüs kaynaklıdır. Viral enfeksiyonlar söz konusu olduğunda uygulanan tedavi, doğrudan hastalığı yok etmeye değil, hastanın yaşam kalitesini artırmak için semptomları iyileştirmeye yöneliktir. Bu tür enfeksiyonlar, tedaviye ne kadar erken başlanırsa başlanılsın kendi doğal sürecini takip eder ve genellikle yaklaşık bir hafta içerisinde kendiliğinden geçer.

Bakteriyel enfeksiyonlar arasında en sık karşılaşılan tür ise A grubu Beta hemolitik streptokok, yani halk arasında bilinen adıyla Beta enfeksiyonudur. Beta mikrobunun taşıdığı bir protein, vücudumuzdaki eklem kıkırdağı, kalp kapakçığı ve yumuşak dokularla benzerlik gösterir. Bu benzerlik nedeniyle vücudun ürettiği antikorlar, yanlışlıkla bu dokulara saldırarak Akut Romatizmal Ateş adı verilen ciddi bir tabloya yol açabilir.

Bakteriyel Enfeksiyonlarda Antibiyotik Kullanımının Amacı

Bakteriyel boğaz enfeksiyonlarında antibiyotik tedavisinin temel amacı, vücudun kendi dokularına zarar vermesini (romatizmal reaksiyonları) engellemektir. Doğru planlanmış bir antibiyotik tedavisi, hem semptomları hızla düzeltir hem de hastalığın süresini kısaltarak bulaş riskini azaltır. Tedavinin ilk 10 gün içerisinde başlanması, akut romatizmal ateşten korunmak için yeterli kabul edilmektedir.

Antibiyotik Tedavisine Ne Zaman İhtiyaç Duyulur?

Bir enfeksiyonun bakteriyel kaynaklı olup olmadığını anlamak için belirli klinik kriterler göz önünde bulundurulur. Aşağıdaki belirtilerin varlığı, bakteriyel enfeksiyon riskinin daha yüksek olduğunu gösterir:

  • 38 derecenin üzerinde seyreden inatçı ateş,
  • Boyun bölgesinde ele gelen ağrılı şişlikler (lenf nodları),
  • Bademciklerin üzerinde beyaz noktalanmalar (eksuda),
  • Öksürük, burun akıntısı veya göz akıntısı gibi viral belirtilerin olmaması,
  • Testle kanıtlanmış Beta enfeksiyonu olan bir kişiyle temas öyküsü.

Tüm bu işaretler bakteriyel bir tabloyu düşündürse bile, vakaların yaklaşık %50'si viral kaynaklı olabilmektedir. Bu nedenle kesin tanı için hızlı tanı testi veya boğaz kültürü sonuçlarına göre antibiyotik kararı verilmelidir.

Bademcik Ameliyatı (Tonsillektomi) Kararı Nasıl Verilir?

Hastalığın seyri veya antibiyotik kullanımına bağlı riskler, cerrahi riskleri aşıyorsa bademciklerin alınması önerilir. Ameliyat kararı alınırken viral enfeksiyonlar ile bakteriyel enfeksiyonları birbirinden ayırmak kritik önem taşır. Aşağıdaki durumlarda cerrahi müdahale gündeme gelebilir:

DurumSıklık ve Kriterler
Tekrarlayan EnfeksiyonYılda ≥ 7, son 2 yılda her yıl ≥ 5 veya son 3 yılda her yıl ≥ 3 bakteriyel iltihap
KomplikasyonlarAteşli havale geçmişi veya boyunda abseleşme oluşumu
İlaç HassasiyetiŞiddetli antibiyotik alerjisinin bulunması

Viral Enfeksiyonların Seyri ve İyileşme Süreci

Burun akıntısı, hapşırık, öksürük, ses kısıklığı ve burun tıkanıklığı gibi belirtiler öncelikle virüs kaynaklı enfeksiyonları düşündürür. Viral tablolarda boğaz ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları genellikle daha hafiftir; ancak yüksek ateş ve renkli geniz akıntısı da görülebilir. Halk arasında söylenen “ilaçla bir hafta, ilaçsız yedi gün” ifadesi bilimsel bir gerçeğe dayanmaktadır.

Vücudumuz virüsle karşılaştığında, bir yandan bağışıklık cevabı geliştirirken diğer yandan enfekte olmuş epitel hücrelerini yok ederek yayılımı durdurmaya çalışır. Bu süreçte yaşanan epitel kaybı, iyileşme tamamlanana kadar yaklaşık bir hafta süren boğaz ağrısına neden olur. Genellikle 4. gün semptomların en şiddetli olduğu dönemdir; 5. günden itibaren iyileşme hızlanır. İlaçlar süreyi kısaltmasa da semptomları hafifletmeyi amaçlar.

Soğuk Algınlığından Korunma Yöntemleri

Soğuk algınlığından tamamen korunmak her zaman mümkün olmasa da, belirli hijyen ve yaşam tarzı değişiklikleri ile risk minimize edilebilir:

  • El hijyenine dikkat edilmeli; eller yıkanmadan yüze, burna ve göze dokunulmamalıdır.
  • Enfekte kişilerle yakın temastan kaçınılmalı, temas durumunda maske ve Xylitollü burun spreyleri kullanılmalıdır.
  • Belirti gösteren kişiler toplum sağlığı için evde istirahat etmeli ve maske takmalıdır.
  • Çatal, bardak ve havlu gibi kişisel eşyalar ortak kullanılmamalıdır.
  • Kapalı alanlar düzenli havalandırılmalı ve sigara kullanımından uzak durulmalıdır.
  • Bağışıklığı desteklemek için düzenli uyku, sağlıklı beslenme (meyve, sebze, balık), D vitamini takviyesi, egzersiz ve yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır.

Ne Zaman Bir KBB Uzmanına Başvurulmalıdır?

Soğuk algınlığı belirtilerinin çoğu düzelmesine rağmen, ilk belirtilerin üzerinden 8-10 gün geçmesine rağmen aşağıdaki durumlar devam ediyorsa mutlaka bir KBB uzmanına başvurulmalıdır:

  1. Geçmeyen burun tıkanıklığı ve renkli burun/geniz akıntısı,
  2. İnatçı balgam veya öksürük şikayeti,
  3. İşitme azlığı veya şiddetli kulak ağrısı oluşumu.

Bu belirtiler, basit bir soğuk algınlığının üzerine bakteriyel sinüzit veya orta kulak iltihabı gibi ikincil komplikasyonların geliştiğine işaret ediyor olabilir.

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Onur Ergün

Doç. Dr. Onur Ergün

1987 yılında Ankara’da doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini ODTÜ Geliştirme Vakfı Koleji’nde, lise eğitimini ise Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’nde tamamlamıştır. 2004 Üniversite Sınavı’nda Türkiye 2.’si olarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İngilizce Tıp bölümüne girmiştir

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.