Doktorsitesi.com

Besin Alerjileri ve Mikrobiyota

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
10 Haziran 2025165 görüntülenme
Randevu Al
Besin alerjisi ilk olarak M.Ö. 100. yılda Lucretus tarafından besin tüketiminin ardından gelişen istenmeyen reaksiyonlar olarak tanımlanmıştır (Akoğlu ve Oruç, 2018). Besin maddelerine karşı oluşan ters reaksiyon, gıdanın alımından sonra ortaya çıkan herhangi bir anormal reaksiyondur (Sampson ve Burks, 2009). Tarihte 2000 yıldan daha uzun süredir, besin alerjilerine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Besin alerjilerine yönelik ilk tanımlamalardan birini ilk olarak Hipokrat yapmıştır. Bundan 2000 yıl önce Hipokrat inek sütüne karşı olumsuz reaksiyonların olduğunu belirtmiştir. 1921’de ise Prausnitz ve Kustner ilk kez balık alerjisi reaksiyonunu tanımlamıştır (Özçeker ve Tamay, 2015; Boyce ve ark., 2011). Besin alerjileri veya intoleransları beslenme kaynaklı görülen sağlık problemlerinin başında gelmektedir (Loh ve Tang, 2018). Ülkemizde 15 yaş ve üstü bireylerde en çok görülen hastalık türleri incelendiğinde %10,8 ile atopik hastalar yer alır (Türkiye İstatistik Kurumu, 2016). Besinlere karşı geliştirilen reaksiyonlar immunolojik reaksiyonlar ve immunolojik olmayan reaksiyonlar olarak ikiye ayrılır. Besin intoleransı; besinin bileşenlerine karşı gösterilen hassasiyet olarak tanımlanır. Farmakolojik, toksik, metabolik ve tanımlanmayan mekanizmaların intolerans gelişimine neden olduğu düşünülür. İntoleransta vücudun savunma sistemi devreye girmez. Besin intoleransları, gastrointestinal sistemde (GİS) fonksiyon bozuklukları oluşturarak belirtiler verebilmektedir. Semptomlar tüketilen besin miktarına bağlı olmakla birlikte yavaş gelişir ve tehlikeli değildir. Besin alerjileriyse immün sistem aracılığıyla besinlere karşı gösterilen hipersensitivite reaksiyonları olarak tanımlanır. Antijen özellik gösteren besinin sindirilmesinden sonra immünolojik olarak tetiklenen semptomların gelişimini ifade eder (Özcan ve ark., 2015). Epidemiyolojik çalışmalar coğrafi bölgeye, yaşa ve çalışma metodolojilerine göre değişkenlik gösterse de genel bir sonuç olarak besin alerjisinin dünya genelinde yaygınlığında bir artış söz konusudur (De Martinis ve ark., 2020). Dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda alerjik hastalıklarda artışlar vardır. Besin alerjilerinin ülkemizdeki sıklığının saptanması, risk altındaki bireylerin saptanması, gıda güvenliğin sağlanması, toplumun bilinçlendirilmesi ve koruyucu önlemlerin alınması gerekmektedir (Kvenshagen ve ark., 2009). En yaygın görülen besin alerjileri arasında inek sütü, tavuk yumurtası, yer fıstığı, ağaç yemişleri, soya, buğday, balık, kabuklu deniz ürünleri yer alır (Lopes ve Sicherer, 2020; Seth ve ark., 2020). Besin alerjilerinin tedavilerinde eliminasyon diyetleri ve oral immünoterapiler yer almaktadır. (Szépfalusi ve ark., 2015). Son yıllarda yapılan çalışmalarda, mikrobiyotanın besin alerjilerinin gelişiminin önlenmesinde ve seyrinde yararlı etkileri olduğu bildirilmiştir (Molloy ve ark., 2013).
Besin Alerjileri ve Mikrobiyota
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Besin Alerjisi Nedir? Tanımı ve Temel Mekanizmaları

Besin alerjisi, vücuda alınan gıdalara karşı immünolojik mekanizmalar aracılığıyla geliştirilen istenmeyen reaksiyonlar bütünüdür. Organizmanın savunma mekanizmasının; alerjen olarak kabul edilen organik veya inorganik maddelerin tüketilmesi, solunması ya da deriyle teması sonucu aşırı duyarlılık göstermesi durumu olarak tanımlanır. Bu reaksiyonlar, bağışıklık sisteminin gıda içerisindeki belirli bir maddeye veya katkı maddesine karşı antikor üretmesiyle tetiklenir.

Aşırı duyarlılık reaksiyonları klinik olarak üç ana grupta incelenmektedir:

  • IgE aracılı reaksiyonlar: İmmünoglobulin E antikorlarının başrolde olduğu hızlı yanıtlar.
  • Hücre aracılı reaksiyonlar: T hücrelerinin aktive olduğu (IgE aracılı olmayan) süreçler.
  • Mikst reaksiyonlar: Hem IgE hem de hücre aracılı mekanizmaların birlikte görüldüğü tablolar.

Besin Alerjisinin Belirtileri ve Klinik Tablo

Duyarlı bireyler alerjenle karşılaştığında vücudun farklı sistemlerinde çeşitli semptomlar gelişebilir. En sık rastlanan klinik bulgular arasında dermatit, kaşıntı, burun tıkanıklığı, gastrointestinal sistem (GİS) rahatsızlıkları, kızarıklık ve ödem yer alır. Daha ağır vakalarda nefes almada zorluk ve hayatı tehdit eden anafilaktik şok tablosu ortaya çıkabilmektedir.

Epidemiyoloji: Dünya ve Türkiye'deki Mevcut Durum

Dünya genelinde besin alerjilerinin görülme sıklığı son on yılda belirgin bir artış göstermiştir. Bu artışın temel nedenleri arasında genetik yatkınlık, modern yaşam tarzı, obezite, hijyen hipotezi ve ek gıdaya başlama zamanı gibi faktörler gösterilmektedir. Araştırmalar, çocuklarda prevalansın %3,9 ile %8, yetişkinlerde ise %6,6 ile %10 aralığında olduğunu kanıtlamaktadır.

Türkiye'de alerjen dağılımı bölgelere göre farklılık göstermektedir:

  • Marmara ve Ege Bölgeleri: Süt alerjisi daha yaygındır.
  • Karadeniz, Akdeniz, İç ve Doğu Anadolu: Yumurta alerjisi sıklığı daha yüksektir.
  • Genel: Türkiye genelinde en çok rastlanan spesifik alerjen besin fındık olarak kaydedilmiştir.

Patofizyoloji ve Gastrointestinal Bariyerin Önemi

Besin alerjileri; genetik yatkınlığı olan bireylerde immün sistemin farklılaşması, mukozal bariyerin işlevini yitirmesi veya oral toleransın bozulması sonucu oluşur. Normal şartlarda gastrointestinal sistem, sıkı bağları olan epitel hücreleri sayesinde antijenik proteinlerin geçişini engelleyen fiziksel ve immünolojik bir bariyer görevi görür.

Bebeklik döneminde besin alerjilerinin daha sık görülmesi, bu bariyer fonksiyonunun, enzimatik aktivitenin ve sekretuar IgA savunma sisteminin henüz tam olgunlaşmamış olmasıyla ilişkilendirilmektedir. Oral tolerans, bağırsak yüzeyinde besin proteinine maruz kalınmasına rağmen alerjik reaksiyon gelişmemesini sağlayan kritik bir mekanizmadır.

En Sık Rastlanan Alerjen Besinler ve Isıl İşlemin Etkisi

Literatürde 170'den fazla besinin alerjik reaksiyona yol açabileceği bildirilmiştir. Ancak en sık rastlanan alerjenler şu şekilde sıralanmaktadır:

Besin GrubuGörülme Sıklığı (Tahmini)
Süt%6
Yumurta%2,5
Balık ve Deniz Ürünleri%2,2
Soya ve Buğday%1,5
Yer Fıstığı%0,4

Isıl işlem uygulamaları, besinlerin protein yapısını değiştirerek alerjenik kapasiteyi etkileyebilir. Sıcaklık ve süreye bağlı olarak gelişen Maillard reaksiyonu, bazı besinlerin alerjenik yapısını azaltırken, bazılarında yeni IgE bağlanma bölgeleri oluşturarak alerjeniteyi artırabilir.

Çapraz Reaksiyon ve Sekonder Alerjiler

Çapraz reaksiyon, bir besine karşı duyarlı olan bireyin, benzer protein yapısına sahip başka bir besine veya maddeye de tepki vermesidir. Örneğin, inek sütü alerjisi olanların %90'ı keçi ve manda sütüne de reaksiyon gösterir. Ayrıca polen alerjisi olan bireylerde, taze sebze ve meyvelere karşı sekonder alerjik semptomlar gelişebilmektedir.

Hijyen Hipotezi ve Mikrobiyota İlişkisi

Hijyen hipotezi, modern yaşamla birlikte mikroorganizmalarla temasın azalmasının alerjik hastalıkları artırdığını savunur. Sezaryen doğumla dünyaya gelen bebeklerde, normal doğuma oranla mikrobiyal maruziyet azaldığı için alerji riski 7 kat daha fazladır. Erken yaşta viral antijenlerle karşılaşmamak, bağışıklık sistemindeki Th1/Th2 dengesini bozarak alerjik eğilimi (atopi) artırmaktadır.

Besin Alerjisinde Tedavi Yaklaşımları ve Probiyotikler

Bağırsak mikrobiyotasının düzenlenmesi, besin alerjisi yönetiminde stratejik bir öneme sahiptir. Bu kapsamda öne çıkan yaklaşımlar şunlardır:

  1. Probiyotikler: Th1 yanıtını artırarak bağışıklık dengesini sağlar ve IgE üretimini baskılar.
  2. Prebiyotikler: Faydalı bakterilerin gelişimini destekleyerek Kısa Zincirli Yağ Asitleri (KZYA) üretimini artırır.
  3. Sinbiyotikler: Probiyotik ve prebiyotiklerin sinerjik kombinasyonu ile özellikle atopik dermatit tedavisinde etkin rol oynar.
  4. Fekal Mikrobiyota Transplantasyonu (FMT): Sağlıklı bireyden alınan mikrobiyotanın transferi ile bağırsak bariyerinin onarılması hedeflenir; günümüzde umut vaat eden bir tedavi yöntemidir.

Sonuç olarak; besin alerjileriyle mücadelede tıbbi beslenme tedavisi, bağırsak mikrobiyotasının güçlendirilmesi ve toplumun alerjen gıdalar konusunda bilinçlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Yazar Hakkında

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek şeref öğrencisi olarak mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Prof. Dr. Ali Dursun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi’nde çalışmalarda bulundu. Prof. Dr. Selçuk Dağdelen ve Prof. Dr. Okan Bülent Yıldızla diyabet konusunda çalışmalar yaptı.
GATA' da Prof.Dr. Mustafa Ulubay ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Beslenmesinde çalışmalar yaptı.
Gelişimime katkı sağlamak amacıyla Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyenliği, Obezite veya Diyabet Tedavisine Güncel Yaklaşımlar, Sezgisel Yeme Psikolojik beslenme bozuklukları gibi birçok eğitim ve kurs programına katıldım.
Şuan da online ve yüz yüze olarak, kilo yönetimi ve hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi hizmetlerimin yanında mide balonu, mide botoksu, sleeve gastrektomi (tüp mide) ve gastrik bypass (MGB, RYGB) olmak üzere obezite cerrahisi alanında hizmet vermektedir.
Şuanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi Psikiyatri Prof.Dr.Cengiz Kılıç ile birlikte psikolojik tez makale çalışmalarına devam etmektedir
Prof.Dr.Deniz Demiryürekle birlikte Akupunktur,Mezoterapi üzerine çalışmalar devam etmektedir.
Hacettepe üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Prof Asistanı olarak hizmet vermektedir.(Yarın resmi olarak duyurulacaktır)
Hastanemizin Erişkin,Çocuk hastalıklarındaki yaptığımız tedavi çalışmaları devam etmektedir.
En yakın zamanda @hacettepeichastalklar7316 ve @hacettepe.ichastaliklari: hesaplarında aktif şekilde çalışmalar başlayacaktır.
Misyonumuz;
Toplum sağlığının korunması, bireye en üst düzeyde uzmanlaşmış, kaliteli tanı ve tedavi hizmetini, çağın gerektirdiği bilgi ve teknolojiyi buluşturarak vermek yanında, üstün nitelikli ve evrensel standartlarda eğitim, öğretim ve araştırma yapılması için gerekli altyapı desteğinin sağlanmasını amaçlar.
Vizyonumuz;
En ileri bilgi ve teknolojinin, yeterli ve tatmin edici düzeyde, zevkli bir ortam içinde sunulduğu, Yönetimiyle örnek bir model oluşturan, Uluslararası düzeyde tanınan ve tercih edilen, Hasta ve çalışan memnuniyetinin mükemmele ulaştığı, Lider sağlık kuruluşu üyesi olmaktır.
Değerlerimiz;
Özenli, Çalışkan, Güler yüzlü ve Saygılı olmaktır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.