Başınız Ağrıdığında Google'a mı Soruyorsunuz? Modern Çağın Hastalığı: "Siberkondri" ve Sağlık Kaygısı

Baş Ağrısından Beyin Tümörüne 10 Dakika
Akşam evdesiniz, sol kolunuzda hafif bir uyuşma hissettiniz. Mantıklı bir insan "Bugün ofiste ters oturdum" der. Ama "Sağlık Kaygısı" olan bir zihin şunu der: "Ya kalp kriziyse?"
Hemen telefon ele alınır. Arama motoruna "sol kol uyuşması" yazılır. İlk çıkan sonuçlar masumdur. Ama siz aşağılara inersiniz. Ve o korkunç kelimeyi görürsünüz: "Kalp Yetmezliği" veya "MS Hastalığı". O an nabzınız hızlanır, nefesiniz daralır. İşte şimdi gerçekten kalp krizi belirtileri göstermeye başladınız. Ama sebebi kalbiniz değil, korkunuz.
Buna modern çağda "Siberkondri" (İnternetten Hastalık Arama Hastalığı) diyoruz.
Bedeninizle Değil, "Belirsizlikle" Savaşıyorsunuz
Somatoform bozukluklar ve Sağlık Kaygısı, aslında bir hastalık korkusu değil, kontrol etme takıntısıdır. Vücudunuzda olan biten her şeyi %100 bilmek ve garantilemek istersiniz. "Ya kötü bir şey varsa ve ben bunu kaçırıyorsam?" düşüncesi, beyninizdeki alarm sistemini (Amigdala) bozar.
Bu yüzden doktorun "Bir şeyin yok, turp gibisin" demesi sizi rahatlatmaz. "Ya doktor göremediyse?", "Ya tahliller karıştıysa?" diye düşünmeye devam edersiniz. Çünkü sorununuz biyolojik değil, psikolojiktir.
Google Neden Sizi Hasta Eder?
İnternet algoritmaları "en kötü senaryoyu" en çok tıklandığı için öne çıkarır. Basit bir baş ağrısını arattığınızda, "Susuzluk" sonucundan önce "Beyin Kanaması" sonucunu görmenizin sebebi budur. Siz arama yaptıkça kaygınız artar; kaygınız arttıkça bedensel duyumlarınız (çarpıntı, terleme) şiddetlenir. Bu bir kısırdöngüdür.
Çözüm: Aramayı Bırak, Bedeni Dinle
Eğer her hafta farklı bir ölümcül hastalığa yakalandığınızı düşünüyorsanız, şu adımları atın:
- Google Diyeti: Kendinize yasak koyun. Bir yeriniz ağrıdığında internete bakmak yok. Eğer şikayetiniz 3 gün boyunca artarak devam ederse, gerçek bir doktora gidin. Ama o 3 gün boyunca "Google Doktoru"na danışmak yasak.
- "Vücut Gürültüsü"nü Kabul Edin: Bedenimiz makine değildir; bazen ağrır, bazen seğirir, bazen uyuşur. Her ses bir arıza değildir. Buna "Vücut Gürültüsü" denir. Kalbinizin atışını duymak, kriz geçirdiğinizi değil; yaşadığınızı gösterir.
- Güvence Aramayı Bırakın: Ailenize sürekli "Rengim sarı mı?", "Şuram şişmiş mi?" diye sormayın. Onlardan aldığınız "Hayır, iyisin" cevabı sizi sadece 5 dakika rahatlatır. Sonra tekrar sorarsınız. Bu döngüyü kırmak için belirsizliğe tahammül etmeyi öğrenmelisiniz.
Sonuç: Hayatı "Hasta olmamaya çalışarak" geçirmek, aslında hiç yaşamamaktır. Bedeninizi sürekli dinlemeyi bırakın ve hayatın sesini dinlemeye başlayın.









