Doktorsitesi.com

AYRILIK KAYGISI

Psk. Kübra Eriş
Psk. Kübra Eriş
13 Eylül 2015273 görüntülenme
Randevu Al
AYRILIK KAYGISI
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Ruh Sağlığı ve Güvenli Bağlanma

Ruh sağlığının temel taşını, özellikle bebeklik ve çocukluk dönemlerinde anne ile kurulan sağlıklı temas ve iletişim oluşturur. Bu süreçte güvenli bağlanma durumu gerçekleşmiş olsa dahi, bir çocuk yabancı bir ortamda kalmak zorunda kaldığında bu durumu protesto ederek uzaklaşma eğilimi gösterir. Ayrılık anında çocuk önce geri dönmek için çabalar, yüksek sesle ağlar ve çevresindekileri reddeder.

İlk tepkilerin ardından gelen çaresizlik evresinde çocuk derin bir umutsuzluğa düşer; fiziksel hareketliliği azalır ve suskunlaşır. Çevre tarafından bu durum genellikle "alışma" olarak yorumlansa da, aslında bu bir uzaklaşma tepkisidir. Bu süreçte çocuk çevreyle normal bağ kurmaya devam edip ilgiyi kabul etse de, bağlanma yerini yoksunlaşmaya bırakmaya başlar.

Ayrılık ve Yoksunluk Duygusunun Gelişime Etkisi

Anneden yoksun kalmak, çocuklarda çeşitli düzeylerde davranış bozukluklarına yol açar. Kısmi yoksunluk; endişe, aşırı sevgi ihtiyacı, intikam duygusu ve buna bağlı suçluluk hissi gibi karmaşık duygusal bunalımları beraberinde getirir. Bu iç çatışmalar çocuğun sinir sisteminde, davranışlarında ve karakter yapısında dengesizliklere neden olur.

Ayrılık ve yoksunluğun gelişimsel etkileri şunlardır:

  • Duygusal etkileşim eksikliği
  • Büyüme ve gelişimde yavaşlama
  • Motor gelişimde gecikme
  • Sosyal ilişkilerde ketlenme

Araştırmalar, uzun süreli ebeveyn ayrılığını yabancı ortamda geçiren çocukların, aileye döndüklerinde daha kaygılı olduklarını ve daha fazla fiziksel temas aradıklarını göstermektedir. Özellikle çocuklarını ayrılık kaygısı ile disipline etmeye çalışan ailelerde, boşanma gibi olayların etkisi çok daha sarsıcı olmaktadır (Bowlby, 1981).

Ayrılık Kaygısı (Anksiyetesi) Bozukluğu Nedir?

Ayrılık kaygısı bozukluğu, temel bağlanma figüründen ayrılmaya karşı duyulan şiddetli ve aşırı korku tablosudur. Bebeklikten ergenliğe kadar her dönemde görülebilen bu bozukluğun, 7 aylık ile 6 yaş arasındaki çocuklarda görülmesi normal kabul edilir. Berstein ve Borchardt'ın çalışmalarına göre, bu durumun görülme oranı %2,5 ile %5,4 arasındadır.

Ayrılık Kaygısının Temel Belirtileri

  • Evden veya bağlanma figüründen ayrılırken aşırı sıkıntı duyma
  • Sevdiklerinin başına bir şey geleceğine dair sürekli endişe
  • Tek başına kalmaktan aşırı korkma
  • Ayrılık temalı sürekli kabuslar görme
  • Somatik (bedensel) şikayetler (karın ağrısı, mide bulantısı vb.)
  • Günlük işlevselliğin bozulması

Bu çocuklar ayrılık anında yapışma, tutunma ve ağlama gibi davranışlarla endişeyi gidermeye çalışırlar. Genellikle bu durumun altında yatan temel neden, kendisinin veya bağlanma figürünün zarar göreceği korkusudur. Okul reddi ve bedensel rahatsızlıklar, aileleri tedaviye yönlendiren en belirgin noktalardır.

Ayrılık Kaygısının Nedenleri

Ayrılık kaygısının ortaya çıkmasında tek bir nedenden bahsetmek mümkün değildir. Bu bozukluk, biyolojik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle oluşur:

Faktör GrubuTemel Nedenler
Biyolojik FaktörlerGenetik yatkınlık ve mizaç özellikleri
Aile DinamikleriEbeveyn kaygısı veya depresyonu, yolunda gitmeyen evlilikler
Çevresel FaktörlerBakıcı stresi, annenin işe başlaması
Ebeveynlik TutumlarıAşırı korumacı veya müdahaleci yaklaşım

Ebeveynin stresle baş etme konusunda kötü bir model olması, çocuğun zihnini sürekli ebeveynin sağlığıyla meşgul etmesine neden olur. Bu durum, bağlılık davranışlarını kuvvetlendiren ve kaygıyı besleyen bir döngü yaratır.

Tedavi Yöntemleri

Ayrılık kaygısı tedavisinde bireysel, aile odaklı ve Bilişsel Davranışçı Terapiler (BDT) oldukça etkilidir. Tedavi sürecinde kullanılan temel yöntemler şunlardır:

  • Maruz Bırakma: Kaygı duyulan durumla kademeli olarak yüzleşme.
  • Pozitif Destek: Olumlu davranışların ödüllendirilmesi.
  • Modelleme: Çocuğa uygun baş etme davranışlarının gösterilmesi.

Ebeveynler İçin Tavsiyeler

Kaygılı çocuklara yaklaşımda kararlı ve destekleyici bir tutum sergilemek kritiktir. İşte uzman tavsiyeleri:

  1. Odak Noktasını Değiştirin: Çocuğun sürekli korkularından bahsetmesine izin vermeyin; konuyu değiştirerek dikkatini dağıtın.
  2. Tutarlı Bir Plan Oluşturun: Okul ve ev arasında uyumlu bir strateji belirleyin ve öğretmenle iş birliği yapın.
  3. Ödüllendirme Sistemini Kullanın: Annesini aramadan veya panik yapmadan geçirdiği süreleri ödüllendirin.
  4. Kısa Ayrılık Provaları Yapın: Anne, çocuktan kısa süreli ayrılıklar yaşamalı ve geri döneceği sözünü mutlaka tutmalıdır.
  5. Sosyalleşmeyi Teşvik Edin: Park ziyaretleri ve yeni insanlarla tanışma gibi farklı ortamlarda bulunmasını sağlayın.

Önemli Not: Çocuğu asla korkuları nedeniyle utandırmayın veya cezalandırmayın. Aşırı mükemmeliyetçi ve eleştirel ebeveyn tutumları, çocuğun özgüven gelişimini engelleyerek kaygının kronikleşmesine yol açabilir. Tedavinin başarısı, müdahalenin çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine bağlıdır.

Kaynakça:

  • Yörükoğlu, Atalay - Çocuk Ruh Sağlığı
  • Austin, Vance L. - Children and Adolescent with Emotional Disorders
  • Aysev, Ayla - Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları
  • Yavuzer, Haluk - Çocuğu Tanımak ve Anlamak

Etiketler

Çocuk psikolojisiAyrilik kaygisi(anksiyetesi) bozukluğu nedir?Ayrılık kaygısı neden olurAyrılık sonrası kaygı durumuKaygı tedavisi var mıdırÇocuklarda anneden ayrılma korkusuÇocuklarda anne babadan ayrılma kaygısı

Yazar Hakkında

Psk. Kübra Eriş

Psk. Kübra Eriş

Dyt. Kübra ERİŞ, lisans öncesi eğitimini 2008 yılında Çemberlitaş Anadolu Lisesi'nde tamamlamıştır. Ardından üniversite sınavına girmiş, burslu olarak İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümünü kazanmıştır.  2013 yılında ise lisans eğitimimi tamamlayarak psikolog unvanı almıştır. Mezuniyetinin ardından 2014 yılı itibariyle üniversitedeki klinik master programına başlamıştır. Halen İstanbul Arel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Anabilim Dalı'nda master eğitimine ve tez çalışmalarına devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.