AŞAĞILIK KOMPLEKSİ ÜSTÜNLÜK ÇABASI

Alfred Adler'e göre hepimiz hayata küçük, çaresiz ve doğal olarak "yetersiz" hissederek başlarız. Bu ilk deneyim, büyüdükçe bizi "daha fazlasını başarmaya" yönlendirebilir. Ama bazen bu his, derin bir aşağılık kompleksine dönüşür.
Aşağılık kompleksi, kendimizi başkalarından daha değersiz, eksik ya da yetersiz hissettiğimiz durumdur. Bu duygu, bizi çekingen, pasif ya da "başarısız olmaktan aşırı korkan" birine dönüştürebilir. Diğer uçta ise üstünlük çabası vardır. Bazılarımız, içimizdeki eksiklik hissini kapatmak için sürekli daha iyisini yapmaya, daha fazlasını başarmaya, hatta zaman zaman üstün görünmeye çalışırız. Bu çaba çoğu zaman gerçek özgüvenden değil, derinlerdeki yetersizlik duygusundan beslenir. Oysa her iki ucu da sağlıklı şekilde kullanmak mümkündür. Aşağılık hissi, bizi geliştiren bir motivasyon kaynağı olabilir. Ama kontrolsüz olduğunda, başkalarını küçümseyerek kendimizi yüceltmeye çalıştığımız bir kısır döngüye dönüşür. Üstünlük çabası, potansiyelimizi açığa çıkarmamıza yardımcı olabilir. Fakat "üstünlük maskesi" ile başkalarını ezmeye yöneldiğimizde işlevsizleşir. Adler'in hatırlattığı denge tam da burada saklıdır; eksikliklerimizle barışırken, gelişme isteğimizi beslemek. Gerçek başarı, başkalarını geçmek değil, kendi potansiyelinin farkına varmaktır. Kendinin en iyi versiyonu olmak, en büyük üstünlüktür.

