ADENOMİYOZİS NEDİR? ADENOMİYOZİS NASIL TEDAVİ EDİLİR?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Adenomyozis Nedir? Genel Bilgiler
Adenomyozis, rahim dokusunun en iç katmanı olan endometriumun kontrolsüz bir şekilde büyümesiyle karakterize, iyi huylu bir hastalıktır. Bu durum, endometrial dokunun rahmin kas katmanı olan myometriuma uzanmasına ve burayı işgal etmesine yol açar. Hastalık ilerledikçe myometrium tabakasında yapısal bozulmalar meydana gelir.
Adenomyozis, kadınlarda özellikle adet sırasında şiddetli ağrı ve uzamış adet süresi gibi şikayetlere neden olur. Toplumda her 5 kadından birinde görülen bu hastalığın sıklık oranı %20-30 arasındadır. Genellikle 40-55 yaş arası kadınlarda daha sık teşhis edilmektedir.
Adenomyozis Nedenleri ve Risk Faktörleri
Adenomyozisin kesin nedeni henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Ancak yapılan araştırmalar, hastalığın gelişiminde şu faktörlerin etkili olabileceğini göstermektedir:
- Doğumsal veya gelişimsel nedenler
- Hormonal dengesizlikler (Özellikle östrojen hormonu ile ilişkisi)
- Menopoz süreci: Östrojen ile ilişkili olduğu için hastalık genellikle menopozdan sonra gerileme eğilimi gösterir.
Adenomyozis Tipleri ve Mekanizması
Adenomyozis tıbbi literatürde 4 farklı tip olarak tanımlanmıştır. Vakaların dağılımı şu şekildedir:
| Hastalık Tipi | Görülme Sıklığı |
|---|---|
| Pür Adenomyozis | %70 |
| Myom eşlik eden Adenomyozis | %30 |
Normal bir adet döngüsünde rahmin en iç tabakası olan endometrium her ay dökülür. Ancak adenomyozis varlığında bu tabaka aşırı kalınlaşarak kas dokusunu işgal eder. Bu durum, tabakanın tam dökülememesine ve dolayısıyla kanamanın normalden uzun sürmesine neden olur.
Adenomyozis Tanısı Nasıl Konur?
Adenomyozis teşhisinde hastanın klinik yakınmaları hayati önem taşır. Ağrılı adet görme, adet süresinin uzun ve yoğun olması en belirgin semptomlardır. Tanı sürecinde şu yöntemler kullanılır:
- Transvaginal Ultrasonografi: Ses dalgaları ile çalışan, risksiz bir yöntemdir. İlk başvurulması gereken tanı aracıdır ve doğruluk oranı yaklaşık %70'tir.
- Manyetik Rezonans (MR) Görüntüleme: Tanı doğruluğunu %90'ın üzerine çıkarır. Özellikle ilaçlı pelvik MR, kesin teşhis için kritiktir.
MR İncelemesinin Avantajları:
- Junctional Zone (Geçiş Zonu) ölçümü yapılır; bu katmanın 12 mm'den kalın olması (örneğin 15 mm) adenomyozis göstergesidir.
- Eşlik edebilecek diğer rahim ve yumurtalık hastalıklarının ekarte edilmesini sağlar.
- Tedavi kararının doğru verilmesine yardımcı olur.
Adenomyozis Tedavi Yöntemleri
Adenomyozis tedavisinde hastanın durumuna göre farklı yaklaşımlar sergilenir. Bu yöntemler temel olarak şunlardır:
- Tıbbi Tedaviler: Lokal veya sistemik ilaç uygulamaları.
- Hormonal Yöntemler: Rahim içi araç (Mirena), hormon tedavileri ve GnRH agonisti ilaçlar.
- Cerrahi Müdahaleler: Laparoskopik çift taraflı atardamar tıkanması, lokal adenomyozis eksizyonu veya rahmin tamamen alınması (histerektomi).
- Rahim Atardamar Embolizasyonu (UAE): Ameliyatsız bir tedavi seçeneğidir.
Ameliyatsız Çözüm: Adenomyozis Embolizasyonu
İlaç tedavilerinin yetersiz kaldığı durumlarda cerrahiye alternatif olarak Uterin Arter Embolizasyonu (UAE) uygulanmalıdır. Bu işlemde, adenomatöz dokuyu besleyen kan akımı kesilerek hastalıklı dokunun küçülmesi ve yakınmaların giderilmesi hedeflenir.
Embolizasyon Kimlere Uygulanır?
- Tıbbi tedaviye yanıt vermeyen hastalar.
- Sınırlı cerrahi sonrası şikayetleri devam edenler.
- İlaç direncine sahip, sancılı ve yoğun adet gören hastalar.
Embolizasyon Hangi Durumlarda Uygulanmaz?
- Hamilelik durumu.
- Aktif enfeksiyon veya kanser şüphesi.
- Yaygın kireçlenme veya ölü doku varlığı.
- Menopoz sonrası dönem.
- Herhangi bir şikayeti olmayan hastalar.
İşlem Süreci Nasıl İşler?
Anjiografi ünitesinde genel anestezi gerektirmeden yapılan işlem, kasık atardamarından girilerek gerçekleştirilir. Kateterler aracılığıyla her iki rahim atardamarına özel partiküller verilerek damarlar tıkanır. İşlem sonrası 1 günlük yatış yeterlidir; hasta ertesi gün normal yaşamına dönebilir.
Bilimsel Araştırmalar ve Başarı Oranları
2017 yılında Cardiovasc Intervent Radiol dergisinde yayımlanan 7 yıllık klinik takip sonuçlarına göre:
- Uterin arter embolizasyonu yapılan hastaların %82'si rahmini korumuş, histerektomiye ihtiyaç duymamıştır.
- Uzun süreli takiplerde hastaların %72'si tedaviden yüksek memnuniyet duyduklarını ve yöntemi tavsiye ettiklerini belirtmişlerdir.
- Tedavi sonrası hastaların büyük çoğunluğunda semptomlar tamamen kaybolmakta veya belirgin şekilde gerilemektedir.



