Doktorsitesi.com

14 kasım dünya diyabet günü – çocuklarda diyabet

Prof. Dr. Peyami Cinaz
Prof. Dr. Peyami Cinaz
5 Kasım 2014401 görüntülenme
Randevu Al
  • 14 Kasım Dünya Diyabet Günü, insülini keşfederek diyabet tedavisinde devrim yaratan Frederick Banting'in anısına toplumda farkındalık yaratmak amacıyla kutlanmaktadır.
  • Çocuklarda en sık görülen Tip 1 diyabet insülin eksikliğinden kaynaklanırken, obezite ile ilişkili olan Tip 2 diyabet vakaları dünya genelinde artış göstermektedir.
  • Diyabet tedavisinde temel amaç insülin takviyesi ve sağlıklı beslenme ile kan şekerini dengeleyerek böbrek hasarı, görme kaybı ve koma gibi ciddi komplikasyonları önlemektir.
14 kasım dünya diyabet günü – çocuklarda diyabet
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

14 Kasım Dünya Diyabet Günü ve İnsülinin Keşfi

14 Kasım, tip 1 diyabet tedavisinde devrim yaratan insülin molekülünü keşfeden ünlü bilim insanı Frederick Banting’in doğum günüdür. Diyabet, yaklaşık 3500 yıldır bilinen bir hastalık olmasına rağmen, 1921 yılındaki insülin keşfine kadar tedavisi olmayan ölümcül bir süreç olarak kabul ediliyordu.

1922 yılında Toronto’da, diyabet nedeniyle yaşamını yitirmek üzere olan 14 yaşındaki Leonard Thompson, insülin tedavisinin uygulandığı ilk hasta olarak tarihe geçmiştir. Bu büyük başarı, dünya genelinde yankı uyandırmış; Banting ve çalışma arkadaşı John Mcleod Nobel Ödülü’ne layık görülmüştür. 1991 yılından bu yana 14 Kasım, toplum farkındalığını artırmak amacıyla tüm dünyada Diyabet Günü olarak kutlanmaktadır.

Çocuklarda Diyabet: Tip 1 ve Tip 2 Farkı

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetes mellitus, pankreas bezinden salgılanan ve kan şekerini düzenleyen insülin hormonunun etkisinde veya salgılanmasında yaşanan yetersizlik sonucu oluşur. Pankreas yeterli insülin üretemediğinde kan şekeri yükselir ve hiperglisemi tablosu gelişir.

Çocuklarda görülen diyabet temel olarak iki tipte incelenir:

  • Tip 1 Diyabet: İnsülin salgısının azalmasına bağlı gelişir ve çocuklarda en sık görülen türdür.
  • Tip 2 Diyabet: İnsülin direnci sonucu ortaya çıkar. Genellikle obezite (şişmanlık) ile ilişkilidir ve son yıllarda dünya genelinde artış göstermektedir.

Diyabet İstatistikleri: Dünya ve Türkiye

Diyabetin küresel ve yerel yaygınlığına dair veriler, hastalığın boyutlarını gözler önüne sermektedir:

KapsamTahmini Diyabetli SayısıÇocuk Hasta Verileri
Dünya Geneli (2011)366 Milyon490.000 (0-14 yaş)
Türkiye15.000 - 20.000 (Tahmini)1/1500 sıklık oranı

Çocuklarda Diyabetin Nedenleri ve Risk Faktörleri

Çocuklarda sık görülen Tip 1 diyabet, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin kız ve erkeklerde eşit oranda görülür. Hastalığın sıklığı özellikle kış ve sonbahar aylarında artış göstermektedir. Genetik yatkınlık önemli bir faktördür; ailede (anne, baba veya kardeş) diyabet öyküsü olması riski artırır.

Diyabetin oluşumunu tetikleyebilecek çevresel faktörler ise şunlardır:

  • Doğumdan sonraki ilk 6 ayda inek sütü ile beslenme
  • Geçirilen viral enfeksiyonlar ve iklim değişiklikleri
  • Vitamin D eksikliği ve stres
  • Kimyasal toksik ajanlar ve gıda katkı maddeleri
  • Anne yaşı ve aşılama süreçleri

Çocuklarda Diyabet Belirtileri Nelerdir?

Ebeveynlerin çocuklardaki değişimleri dikkatle izlemesi, erken tanı için kritiktir. Aşağıdaki belirtilerden birkaçının görülmesi durumunda vakit kaybetmeden bir hekime başvurulmalı ve kan şekeri ölçümü yapılmalıdır:

  1. Çok su içme ve çok idrara çıkma
  2. Gece idrar kaçırma
  3. İştah artışına rağmen kilo kaybı veya ani kilo değişimleri
  4. Sürekli halsizlik ve yorgunluk hali
  5. Görme duyusunda fark edilen değişiklikler

Diyabet Tedavisi ve Beslenme Prensipleri

Diyabet tedavisinde temel amaç, eksik olan insülini yerine koymaktır. Tedavi süreci, çocuğun yaşına ve kilosuna uygun bir kalori planlamasıyla desteklenir. Diyabetli çocukların beslenme düzeni, sağlıklı bir çocuğun beslenme prensiplerinden farklı değildir; ancak karbonhidratlı (şekerli) ve besin değeri düşük gıdalardan kaçınılmalıdır.

Tedavi protokolü genellikle şu şekildedir:

  • İnsülin Uygulaması: Günde toplam dört enjeksiyon yapılır. Ana öğünlerden önce kısa etkili, vücudun bazal ihtiyacı için ise uzun etkili insülin kullanılır.
  • Takip: Kan şekeri seviyeleri öğün önceleri ve yatmadan önce kontrol edilmelidir.
  • Hekim Kontrolü: Hastalar üç ayda bir düzenli olarak izlenmelidir. Enfeksiyon, travma veya stres durumlarında insülin dozları yeniden ayarlanmalıdır.

Kötü Kontrollü Diyabetin Yol Açtığı Sağlık Sorunları

Tedaviye ve beslenme programına uyulmaması durumunda, yüksek kan şekeri ciddi komplikasyonlara yol açabilir:

  • Nefropati: Böbrek işlev kaybı ve ilerleyen aşamalarda diyaliz bağımlılığı.
  • Retinopati: Görme kaybı ve körlük riski.
  • Nöropati: Sinirlerin işlev kaybı.
  • Ketoasidoz: Kan şekeri ve keton yüksekliği ile seyreden, hayati tehlike arz eden koma tablosu.
  • Gelişim Geriliği: Uzun vadede büyüme ve gelişmenin olumsuz etkilenmesi.

Hipoglisemi (Kan Şekeri Düşüklüğü) ve Acil Müdahale

Kan şekerinin 60 mg/dl’nin altına düşmesi olarak tanımlanan hipoglisemi, diyabette en çok korkulan acil durumdur. Fazla insülin, öğün atlama veya aşırı efor nedeniyle gelişebilir. Müdahale edilmediğinde ölümcül olabilir.

Müdahale Yöntemi:

  • Hastanın bilinci yerindeyse: Hemen ağızdan şeker takviyesi yapılmalıdır.
  • Hasta baygınsa: Vakit kaybetmeden kas içi veya cilt altına glukagon iğnesi uygulanmalı ve hasta en yakın sağlık merkezine ulaştırılmalıdır.

Prof. Dr. Peyami Cinaz
Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Derneği Başkanı

Etiketler

Çocuklarda şeker hastalığıÇocuklarda görülen diyabet tipleriHipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü)Kötü kontrollü diyabetin yol açtığı sağlık sorunlarıÇocuklarda diyabetin tedavisiÇocuklarda diyabet ve nedenleriÇocuklarda şeker hastalığı nasıl tedavi edilir

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Peyami Cinaz

Prof. Dr. Peyami Cinaz

Prof. Dr. Peyami CİNAZ 1954 yılında Muğla'da doğmuştur. 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldutan sonra uzmanlığını 1983 yılında Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı'ndan almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.