Doktorsitesi.com

Obezite nedir, Tanısı nasıl konulur?

Prof. Dr. Nesibe Andıran
Prof. Dr. Nesibe Andıran
24 Ekim 2017284 görüntülenme
Randevu Al
Obezite nedir, Tanısı nasıl konulur?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocukluk Çağı Obezitesi: Küresel Bir Sağlık Sorunu

Obezite (şişmanlık); vücutta aşırı yağ depolanmasıyla karakterize, enerji metabolizması bozukluğu olarak tanımlanan ve bireyde hem fiziksel hem de ruhsal sorunlara yol açabilen ciddi bir sağlık riskidir. Günümüzde çocukluk çağı obezitesi, 21. yüzyılın en kritik halk sağlığı sorunlarından biri haline gelmiştir. Bu sorun global bir ölçekte ilerlemekte olup, dünya genelinde ve ülkemizde görülme sıklığı endişe verici düzeyde artış göstermektedir.

Çocuk gelişiminde özellikle yaşamın ilk yılı, okul öncesi dönem ve ergenlik süreci obezite gelişimi açısından en riskli evrelerdir. Veriler, 2015 yılında dünya genelinde beş yaş altı aşırı kilolu çocuk sayısının 42 milyonu aştığını tahmin etmektedir. Türkiye özelinde ise 2010 yılı verileri, 0-18 yaş arası her 4 çocuktan birinin kilo problemi ile karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır.

Yaş GrubuKilo Sorunu Oranı (Fazla Kilolu + Obez)
0-5 Yaş%26,4
6-18 Yaş%22,5

Çocuklarda Obezite Tanısı ve VKİ Hesaplama

Çocuklarda obezite teşhisinde; Vücut Kitle İndeksi (VKİ), rölatif ağırlık, bel çevresi ve bel/kalça oranı gibi farklı parametreler kullanılmaktadır. En yaygın kullanılan yöntem olan VKİ, ağırlık (kg) / boy² (m²) formülü ile hesaplanır. Ancak çocuklarda tanı süreci yetişkinlerden farklılık gösterir.

Çocuklarda yağ miktarı yaşa ve cinsiyete göre değişkenlik gösterdiği için sabit bir VKİ değeri üzerinden değerlendirme yapılmaz. Bunun yerine yaş ve cinsiyete özgül persentil eğrileri kullanılır:

  • 5-85 persentil: Normal ağırlık
  • 85-95 persentil: Fazla kilolu
  • 95 persentil ve üstü: Obezite

Çocukluk Çağı Obezitesinin Riskleri ve Komplikasyonları

Çocukluk döneminde başlayan obezite, yetişkinlikte de devam etme riski taşıması ve tedavisinin zorluğu nedeniyle büyük önem arz eder. Obez çocukların üçte biri, obez ergenlerin ise üçte ikisi yetişkinlik döneminde de bu hastalıkla mücadele etmektedir. Obezite, vücuttaki tüm sistemleri negatif etkileyen sistemik bir hastalıktır.

Obeziteye Eşlik Eden Önemli Sağlık Sorunları

Çocukluk çağı obezitesi, aşağıda belirtilen ciddi klinik tablolara yol açabilmektedir:

  • Metabolik Sorunlar: İnsülin direnci, Tip 2 Diyabet, dislipidemi ve metabolik sendrom.
  • Kardiyovasküler Riskler: Hipertansiyon, damar sertliği, inme ve erken yaşta kalp krizi riski.
  • Hormonal Bozukluklar: Erken ergenlik ve Polikistik Over Sendromu (PCOS).
  • Organ Fonksiyonları: Karaciğer yağlanması, safra kesesi taşı, uyku apnesi ve astım.
  • İskelet Sistemi: Kalça ekleminde kayma, bacaklarda eğrilme ve artmış kırık riski.
  • Psikososyal Etkiler: Sosyal izolasyon, özgüven kaybı, anksiyete, depresyon ve yeme bozuklukları.
  • Deri Belirtileri: Akantozis nigrikans (ciltte koyu renkli değişimler).
  • Kanser Riski: İlerleyen yaşlarda endometrial, meme ve kolon kanseri riskinde artış.

Dünya genelinde her yıl en az 2.6 milyon insan aşırı kilo kaynaklı sorunlar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Araştırmalar, obez çocukların anne-babalarından daha kısa bir yaşam süresine sahip olabileceğini öngörmektedir.

Obezitenin Nedenleri: Ekzojen ve Endojen Faktörler

Çocuklarda obezite çoğunlukla alınan kalorinin harcanandan fazla olmasıyla oluşan ekzojen obezite kaynaklıdır. Ancak daha az bir kesimde tıbbi bozukluklara bağlı endojen (sekonder) obezite görülür.

1. Yaşam Tarzı ve Beslenme (Ekzojen Nedenler)

  • Yüksek kalorili ve yağlı beslenme, "fast food" tüketimi.
  • Şekerli ve gazlı içeceklerin aşırı kullanımı.
  • Hızlı yemek yeme ve az çiğneme alışkanlığı.
  • Sedanter yaşam: Fiziksel aktivite azlığı, televizyon ve bilgisayar başında uzun süre vakit geçirme.

2. Tıbbi ve Genetik Bozukluklar (Endojen Nedenler)

  • Endokrin Bozukluklar: Hipotiroidizm, Cushing Sendromu (kortizol fazlalığı), büyüme hormonu eksikliği.
  • Genetik ve Hipotalamik Sorunlar: ROHHAD-NET sendromu, monogenik obeziteler (leptin eksikliği vb.) ve hipotalamik lezyonlar.

Obezite ile Mücadele ve Korunma Önerileri

Obeziteyle mücadelede temel prensip, hastalık oluşmadan önce sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarını bir aşı gibi çocuğa kazandırmaktır. Önlem ne kadar erken alınırsa, tedavi başarısı o kadar yüksek olur.

Ebeveynler İçin Önemli Tavsiyeler:

  • Fiziksel Aktivite: Çocuklar her gün en az 60 dakika orta dereceli aktivite yapmalı, haftada en az 2-3 gün spor alışkanlığı kazanmalıdır.
  • Ekran Süresi: Bilgisayar ve televizyon kullanımı günlük 2 saat ile sınırlandırılmalıdır.
  • Beslenme Düzeni: Şeker ve doymuş yağ tüketimi azaltılmalı; lifli gıdalar, baklagiller, sebze ve meyve tüketimi artırılmalıdır.
  • Kalsiyum Desteği: Yağ metabolizması için yeterli süt ürünü tüketimi sağlanmalıdır.
  • Yaşam Tarzı: İyi bir uyku düzeni oluşturulmalı ve çocuk aşırı stresten uzak tutulmalıdır.

Özet ve Sonuç

Obezite, tedavisi zor ve ömür boyu takip gerektiren bir hastalıktır. Ancak çocukların büyüme sürecinde olması, bu durumun düzeltilme şansını yetişkinlere oranla artırır. Erken teşhis ve doğru müdahale, obezitenin yetişkinlik dönemine taşınmasını ve ciddi komplikasyonların oluşmasını engelleyebilir. Obezite riski taşıyan her çocuk, nedenlerin saptanması ve kişiye özel tedavi planı için mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmelidir.

Etiketler

Obezite tedavisiObezite tanısıObeziteObezite nedenleri nelerdirÇocuklukta obeziteyi önlemek için önerilerÇocuklukta aşırı kilo ve obezite neden önemlidir

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Nesibe Andıran

Prof. Dr. Nesibe Andıran

Prof. Dr. Nesibe ANDIRAN, 10 Kasım 1969 yılında Osmaniye'de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından derece ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanmış ve İngilizce okul bölümünü ikinci olarak başarıyla tamamlayıp 1994 yılında Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını aynı üniversitede 1994 - 2000 yılları arasında yaparak Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı olmuştur. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.