ZIT KUTUPLAR: KADIN ve ERKEK

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
İlişkilerde Görünmez Ordu: Köken Ailelerin Etkisi
Bir kadın ve bir erkek bir araya geldiğinde, bu durumun sadece iki kişilik bir ilişki olduğu düşünülür. Oysa her iki bireyin arkasında, içine doğdukları köken ailelerinden oluşan görünmez ve kalabalık bir ordu vardır. Bu ordu; anne-babalar, kardeşler, büyük ebeveynler ve hatta tanınmayan geçmiş kuşaklardan, dışlanmış veya reddedilmiş aile üyelerinden oluşur. Birbirini seven iki insan yakınlaşmaya çalıştıkça, bu görünmez aile sistemleri devreye girerek ilişkiyi manipüle edebilir.
Her aile sisteminin işleyişi ve etkisi farklıdır. Eşlerden biri veya her ikisi, kendi köken ailelerindeki bir travmaya veya kişiye kilitlenmiş olabilir. Bu durum, partnerlerin birbirine sağlıklı bir şekilde yönelebilmesini engeller. İlişki sorunlarında temel soru şudur: "İlişkide partnerine yönelemeyen kim?" Bu noktada, bazen tek bir eşle bazen de her iki partnerle ayrı seanslar yapılarak aile sistemindeki kilitlenmeler saptanır. Amaç, tıkanmaları aşarak sağlıklı bir yönelimi sağlamak veya ilişkinin bittiğini olgunlukla kabul ederek veda etme sürecine destek olmaktır.
Aile Dizimi ve Kilitlenme Örnekleri
İlişkilerde yaşanan sorunların kökeni genellikle bireylerin geçmiş kuşaklarıyla olan bağlarında gizlidir. İşte bu duruma dair iki farklı vaka örneği:
- Vaka 1: Bir kadın danışan, eşinin kendisini anlamaması ve yoğun öfke şikayetleriyle başvurduğunda, aslında eşine hiç bakmadığı fark edildi. Yapılan çalışmada, danışanın 15 yaşında kaybettiği babasına kilitlendiği ortaya çıktı. Bu kilitlenme çözüldüğünde, danışan eşine güvenle yönelebilmiş ve hissettiği değersizlik duygusunun kendi aile sistemiyle ilgili olduğunu kavramıştır.
- Vaka 2: Bir yıllık evli bir çift, sürekli birbirini suçlayarak çatışma yaşamaktaydı. İnceleme sonucunda her ikisinin de kendi köken ailelerine yöneldiği ve birbirlerini göremedikleri saptandı. Ayrı seanslar sonucunda ilişkinin yürümeyeceği gerçeği kabul edilmiş ve ilişki sağlıklı bir şekilde sonlandırılmıştır.
İlişkiyi Sınırlayan Geçmiş Kuşak Travmaları
Kilitlenmeler; geçmiş kuşaklarda yaşanan acılar, travmalar, ölümler veya anne-baba ile olan çözülmemiş meselelerden kaynaklanabilir. Eşler kendi köken ailelerindeki bu sorunları çözdükçe, ilişkilerinde daha rahat iletişim kurar ve birlikte büyüme şansını yakalarlar.
Bir ilişkiyi ilk zorlukta bitirmek ne kadar sağlıksızsa, yürümeyen bir ilişkiyi zorla sürdürmek de o kadar yıpratıcıdır. Terapi süreci, ilişkinin ya daha sağlıklı bir şekilde devam etmesini ya da sevgi ve güvenle veda edilerek yeni başlangıçlara kapı açılmasını hedefler. Sevgiyle başlayan bir ilişkiye sevgiyle veda edebilmek, yeni bir ilişkiye sağlıklı başlayabilmek için kritik öneme sahiptir. Öfkeyle biten ilişkiler, bireyin geçmişte takılı kalmasına neden olur.
İkili İlişkilerin Temel Kuralları
Sağlıklı bir birliktelik için belirli dinamiklerin dengede olması gerekir. İlişkilerin sürdürülebilirliği şu iki temel kurala bağlıdır:
- Farklılıkları Kabul Etmek: Karşı cinsin farklılığını bir zenginlik olarak görmek esastır. Kadın ve erkek birbirini tamamlayan iki zıt kutuptur. Erkek kendinde eksik olanı kadından alır, kadın da kendinde eksik olanı erkekten karşılar. Bu alışveriş; maddi, manevi, duygusal, ruhsal, cinsel ve zihinsel alanlarda dengeli olmalıdır.
- Ailelerin Kabulü ve Mesafe: Partnerlerin birbirlerinin ailelerini olduğu gibi kabul etmesi ve sevmesi ilişkiyi güçlendirir. Ancak en önemli nokta, partnerlerin köken ailelerinden ruhsal olarak veda ederek uzaklaşabilmeleridir. Ailesiyle manevi bağını koparamayan birey, ailesindeki olumsuzlukları ilişkiye taşır.
| İlişki Dinamiği | Sağlıklı Yaklaşım | Risk Faktörü |
|---|---|---|
| Sorumluluk | Her iki taraf %100 sorumludur. | Sürekli karşı tarafı suçlamak. |
| Aile Bağları | Köken aileye sağlıklı mesafe koymak. | Aile sistemine kilitli kalmak. |
| Farklılıklar | Farklılıkları zenginlik olarak görmek. | Partneri değiştirmeye çalışmak. |
| Veda Süreci | Sevgi ve olgunlukla helalleşmek. | Öfke ve yıkıcı duygularla bitirmek. |
Olgunlaşma ve Sorumluluk
Aşk ve cinsellik ilişkiyi başlatsa da, ilişkinin derinleşmesi için karşılıklı özen ve sorumluluk gerekir. İlk zamanlardaki kimyasal etkinin (hormonların) azalmasıyla birlikte partnerler birbirlerinin olumsuz yönlerini fark etmeye başlar. Gerçek sevgi, bu olumsuzluklara rağmen birlikte büyüyebilmektir.
Unutulmamalıdır ki bir ilişki başladığında da bittiğinde de her iki taraf eşit derecede sorumludur. Önemli olan, yaşanan süreci "günahıyla sevabıyla" sahiplenmek ve gerektiğinde bir uzmandan profesyonel destek alarak süreci yönetmektir.
Psikolog-Psikoterapist Fatma Tosun


