Yüksek İşlevli Kaygı: Herkes Güçlü Sanıyor, İçeride kaos

Yüksek işlevli kaygı, dışarıdan bakıldığında “başarılı, disiplinli, güçlü” görünen; içeride ise sürekli tetikte yaşayan bireylerin deneyimidir. Bu kişiler genellikle sorumluluklarını eksiksiz yerine getirir, zamanında yetişir, organize görünür. Ancak bu performans çoğu zaman huzurdan değil, yoğun kaygıdan beslenir.
“Ya yeterli değilsem?”
“Ya hata yaparsam?”
“Ya gözden düşersem?”
Bu düşünceler görünmez bir motor gibi çalışır. Kişi duramaz; çünkü durmak, kaygıyla baş başa kalmak demektir. Dinlenmek bile huzur vermez; aksine suçluluk yaratabilir. Sürekli üretme, kontrol etme, planlama ihtiyacı aslında içsel güvensizliği regüle etme çabasıdır.
Yüksek işlevli kaygıda problem performans düşüklüğü değil; sürdürülebilirliktir. Uzun vadede tükenmişlik, irritabilite, uyku sorunları ve bedensel gerginlikler ortaya çıkabilir. Ancak kişi yardım istemekte zorlanır çünkü “başarılı” görünmektedir. Çevre genellikle “Sen güçlü birisin, halledersin” der. Oysa güçlü görünmek, iyi hissetmek anlamına gelmez.
Terapötik olarak burada önemli olan, kişinin değerini performansından ayırabilmesidir. Başarmak kıymetlidir; fakat var olmak için başarmak zorunda olmak yorucudur. Kaygı tamamen yok olmayabilir, ancak onunla ilişki değişebilir. Amaç kaygıyı susturmak değil; onunla daha şefkatli bir temas kurabilmektir.


