Doktorsitesi.com

Yetişkinlerde Deprem Travması

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum
Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum
11 Haziran 2021109 görüntülenme
Randevu Al
Yetişkinlerde Deprem Travması

Travma; bireyi aşırı korkutan, yaşamını tehdit eden, çaresizlik yaratan ve çoğu kez olağandışı ve beklenmedik olaylardan sonra ortaya çıkan şiddetli psikolojik sıkıntı deneyimidir. Bir doğal afet, savaş, işkence, bir yakının kaybı, trafik kazası, cinsel taciz ve tecavüzler, ölü bir vücudu ya da vücut parçasını görme gibi durumlar kişilerin baş edemedikleri, onları derinden etkileyen ve ruh sağlığı üzerinde doğrudan etkileri olan travmatik olaylara örnek verilebilir. Travmaya maruz kalan bireyler bu olayı birkaç farklı şekilde yaşayabilirler. Olay kişinin doğrudan başına gelebilir, kişi bu tür bir olayın yaşandığına şahit olabilir, kişinin yakın ilişki kurduğu bir kimsenin başına bu tür bir olay gelebilir. Ayrıca kişi bu olay karşısında aşırı korku, dehşete düşme, çaresizlik gibi tepkiler vermektedir.

Doğal afetler ani bir şekilde meydana gelmekte ve bir anda birçok kişiyi etkilemektedir. Doğal afetlerin sonuçları insanlar üzerinde çok ciddi hasarlar bırakabilmektedir. Deprem de gerek ani ortaya çıkışı gerekse insanların yaşamında meydana getirdiği etkisi göz önüne alındığında ağır travmatik olaylardan biri kabul edilmektedir. Depremin ardından görülen olumsuz yaşantılar, deprem sırasında yaşanan can kaybı ve maddi kayıplar sebebiyle depremin etkileri uzun sürebilmektedir. Fakat travmatik olayların herkeste psikolojik etkileri aynı derecede görülmemektedir. Araştırmalar kadın olmak, çocuk veya yaşlı olmak, bekar, dul veya boşanmış olmak, çocukluk çağında travmatik bir deneyime sahip olmak, düşük eğitim düzeyi, yoksulluk gibi özelliklerin insanları travmaya karşı daha hassas hale getirdiğini ve risk altında olduğunu göstermektedir. 

    Deprem sonrasında aşırı korkma, ne yaptığını veya nerede olduğunu bilememe, kafa karışıklığı, düşünmeden hareket etme, duygularını hissedememe, tepki verememe gibi durumlar yaşanabilmektedir. Bir yakınını yitirdiğini gören veya öğrenen bir kişi ani ve şiddetli tepkiler verebilir ya da hiç tepki göstermeden donakalma, ağlayamama gibi üzüntüsünü ifade edemeyebilir. Yakınının öldüğünü kabul edemeyebilir, durumu inkâr edebilir, ölen kişi her an dönecekmiş gibi hissedebilir. Yaşananlar karşısında öfke hissetme, isyan etme, başkalarını suçlama, yaşananlar karşısında çaresiz durumda hissetme gibi tüm bu tepkilerin depremi atlatmış kişilerde ilk haftalarda görülmesi oldukça doğaldır. Travmatik yaşantıların yaşamın akışı içinde normal olmayan, beklenmedik bir olay olduğu dolayısıyla verilen tepkilerin olağan olmayan duruma verilen olağan tepkiler olduğu unutulmamalıdır. 

    Depremin üstünden bir haftadan daha çok zaman geçtiği halde depremin fiziksel ve psikolojik etkileri hala devam edebilmektedir. Travmatik olayı yeniden yaşama belirtileri görülebilir. Örneğin; bazen yer ayağının altından kayıyormuş gibi hissetme, depremi hatırlatan bir görüntüyle, haberle karşılaştığında hatta bir sohbet sırasında depremin konusu açıldığında kişi depremde hissettiği gibi nefes darlığı, karıncalanma hissi gibi rahatsız edici fiziksel semptomları tekrar yaşayabilir. Sürekli depremle ilgili rüyalar görülebilir, uyku bozuklukları yaşanabilir. Bir diğer gözlenen belirti ise travmayı hatırlatan uyaranlardan kaçınmadır. Kişi depremle ilgili konuşmaktan, hatırlatan insanlardan kaçınabilir. Hatırlatıcı mekanlara gitmekten kaçınabilir, depremin olduğu eve giremeyebilir. Duygu ve düşüncelerinde olumsuz değişiklikler olabilir. Aşırı gerginlik belirtileri, en ufak sesle irkilme, sürekli diken üstünde olma, sinirlilik, geleceğin kalmadığı duygusu, yakınların kaybıyla ilgili kendini suçlu hissetme, sosyal olarak içe çekilme görülebilir.  Tüm bu psikolojik ve fizyolojik belirtilerin deprem sonrasında görülebileceğini bilmemek bazen kişilerde bu etkilerin sadece kendinde olduğundan dolayı kontrolü kaybettiklerini düşünmelerine, başkalarına anlatmaktan çekinmelerine, kendilerine anlam veremedikleri bir şeyler olduğunu düşünerek kaygılanmalarına, yardım istememelerine neden olabilir.

Etiketler

Deprem korkusuDeprem korkusuna karşı ne yapmalıDeprem korkusu geçer mideprem sonrası travma

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum

Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi Horzum

• Uzm. Kl. Psk. Zübeyde Ezgi Horzum İzmir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden 2016 yılında şeref öğrencisi olarak mezun oldu. Ardından Dokuz Eylül Üniversitesinde Pedagojik Formasyon eğitimini tamamladı. Üsküdar Üniversitesi Klinik Psikoloji Tezli Yüksek Lisans eğitimini tamamladı.
• Lisans eğitimi süresince birçok yerde staj yaparak deneyim kazandı. Staj yaptığı yerler: Denizli Devlet hastanesi (1 ay), Bornova Rehberlik ve Araştırma Merkezi (2 yıl belirli aralıklarla), Denizli Yamaç Anaokulu (1 ay) ve Dünya Psikolojik Danışma ve Eğitim Merkezi (2 ay). Bunların yanında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde Geriatri Bölümünde ve Balçova’da özel bir Huzurevinde de bir dönem stajyer psikolog olarak görev aldı.
• Yüksek lisans eğitimi sürecinde yaptığı stajlarda Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın ve NP İstanbul Beyin Hastanesinde bulunan diğer psikiyatristlerin seanslarını izleme fırsatı bulup, birçok deneyim kazanmıştır.
• Hem lisans eğitimi süresince hem de sonrasında birçok eğitim almıştır. İstanbul Üniversitesinden CAS (Cognitive Assessment System) eğitimi, Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’dan Bilişsel-Davranışçı Terapi eğitimi, Prof. Dr. Ümran Korkmazlar’dan Çocuk EMDR Eğitimi, Uzm. Kl. Psk. Emre Konuk ve Uzm. Kl. Psk. Asena Yurtsever’den EMDR I. ve II. Düzey eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. Bunların yanında 450 saatlik aile danışmanlığı eğitimi, MMPI Uygulayıcı eğitimi, Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi eğitimi, Psikolojik Değerlendirme Sürecinde Ön Görüşme ve Kısa Süreli Danışmanlık eğitimi, Travma, Krize Müdahale ve Psikososyal Destek eğitimi, Aile Arabuluculuğu eğitimi gibi birçok eğitimi başarıyla tamamlamıştır. Hürriyet yazarıdır.
• 35 Psikoloji ve Danışma Merkezi’nde Kurucu Psikologdur. Danışanlarına hem yüz yüze hem de online olarak hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.