Doktorsitesi.com

Yeme Bozuklukları ve Nedenleri!

Uzm. Psk. Ayşe Gavas Aslan
Uzm. Psk. Ayşe Gavas Aslan
12 Nisan 2016189 görüntülenme
Randevu Al
Yeme Bozuklukları ve Nedenleri!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yeme Bozukluğu Nedir? Temel Kavramlar ve Belirtiler

Yeme bozukluğu, kökeni duygusal sorunlara dayanan ve yeme davranışlarında ciddi aksamalara yol açan psikolojik bir durumdur. Bu bozukluğa sahip bireylerde yemek ve vücut ağırlığına karşı gelişen yoğun bir takıntı gözlemlenir. Kişinin gün içerisindeki düşüncelerinin büyük bir kısmını; ne yedikleri, ne kadar yedikleri, besinlerin kalori değerleri ve beden imajları oluşturur.

Aşırı Yeme Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Aşırı yeme bozukluğu, sadece fiziksel değil, aynı zamanda derin psikolojik semptomlarla kendini gösterir. En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:

  • Kilo alma ve kiloda yaşanan hızlı değişimler,
  • Yeme eylemi sırasında kontrolü kaybetme,
  • Öz güven eksikliği, depresyon, kaygı ve huzursuzluk,
  • Yemek saklama veya gizli yeme alışkanlığı,
  • Yemek sonrası suçluluk, utanç ve pişmanlık duyma,
  • Cinsel isteksizlik ve intihar düşünceleri,
  • Sosyal ortamlardan kaçınma ve sürekli farklı diyetler deneme.

Yeme Bozukluğu Türleri

Yeme bozuklukları modern psikiyatride temel olarak üç ana grupta incelenmektedir:

  1. Anoreksiya Nervoza
  2. Bulimiya Nervoza
  3. Başka Türlü Adlandırılamayan Yeme Bozuklukları

Anoreksiya Nervoza: Zayıflık Saplantısı

Anoreksiya nervoza, beden imgesinin bozulduğu ve bireyin zayıf kalma uğruna kendisini açlık sınırına getirdiği ağır bir tablodur. Genellikle onlu yaşların ortalarında başlar. Bu bireyler, ideal kilolarının en az %15 altındadır ancak buna rağmen kendilerini şişman olarak algılarlar.

Anorektik bireylerde mükemmeliyetçilik ve yüksek standartlar belirleme eğilimi hakimdir. Hayatlarındaki tek kontrol mekanizmasının yemek ve kilo olduğunu düşünürler. Bu durum sıklıkla Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ile birlikte seyreder. El yıkama, eşyaları simetrik dizme gibi takıntılı davranışlar eşlik edebilir. Ayrıca, sosyal fobi ve yaygın kaygı bozukluğu bu kişilerde sıkça görülür.

Bulimiya Nervoza: Yeme ve Çıkartma Döngüsü

Bulimiya nervoza, kontrolsüz yeme ataklarını takip eden, yediklerini kusma veya laksatif ilaçlarla vücuttan atma (çıkartma) davranışı ile karakterizedir. Bulimik bireylerde kilo genellikle normal sınırlardadır ancak öz güven problemleri ve duygu durum dalgalanmaları belirgindir.

Kusma eylemi, salgılanan endorfin sayesinde kişide kısa süreli bir rahatlama sağlasa da bu durum zamanla bir bağımlılığa dönüşür. Bulimiya hastaları genellikle daha dışa dönük görünseler de iç dünyalarında derin bir pişmanlık ve depresyon yaşarlar. Alkol, madde ve alışveriş bağımlılığı bu grupta daha sık görülür.

Yeme Bağımlılığı ve Psikolojik Etkenler

Yeme bağımlılığı, genellikle erken çocukluk döneminde stresle başa çıkma yöntemi olarak gelişir. Anoreksiya ve bulimiyanın aksine, erkeklerde görülme oranı oldukça yüksektir. Bazı durumlarda aşırı kilo, kişiyi dış dünyadan koruyan bir kalkan görevi görebilir.

Belirti TürüYeme Bağımlılığı Göstergeleri
DavranışsalYemek yemeyi durduramama korkusu, toplum içinde az yeme
PsikolojikDepresyon, aşırı yeme sonrası kendini aşağılama, öz güven eksikliği
SosyalSosyal aktivitelerden kaçınma, başarısızlığı kilolara bağlama

Yeme Bozukluklarında Sosyal Çevre ve Depresyon

Sosyal çevrenin kilo hakkındaki yargılayıcı tutumları, bireylerde utanç duygusunu tetikleyerek ince beden idealini saplantı haline getirebilir. Özellikle bulimik bireylerde depresyon, neşeli maskelerin ardına gizlenebilir. Yeme-çıkartma ataklarının azalmasıyla birlikte gizlenen depresyon belirtileri gün yüzüne çıkar.

Gece Yeme Sendromu ve tepkisel aşırı yeme ise; dürtü kontrol bozuklukları, kleptomani ve kronik stres gibi durumlarla doğrudan ilişkilidir. Bu psikolojik rahatsızlıklar yeme bozukluğunu tetikleyebileceği gibi, yeme bozukluğu da bu rahatsızlıkların oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Tedavi Yöntemleri ve İyileşme Süreci

Yeme bozukluklarının tedavisi sabır gerektiren, uzun soluklu bir süreçtir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı oranı o kadar artar. İlaç tedavisi, bireysel psikoterapi ve grup terapileri en etkili yöntemler arasındadır.

Kullanılan Psikoterapi Yöntemleri:

  • Psiko-dinamik ve Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT)
  • Duygu Odaklı ve Ego Destekleyici Terapi
  • Hipnoterapi ve Aile Terapisi
  • Grup Terapisi

Ağır vakalarda, empati ve yorumu temel alan bütüncül psikoterapi yaklaşımları uygulanır. Kişinin problemini kabul etmesi tedavinin temel taşıdır; ancak hayati tehlike durumlarında tıbbi müdahale ve hastaneye yatış kaçınılmaz olabilir.

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Ayşe Gavas Aslan

Uzm. Psk. Ayşe Gavas Aslan

Uzm. Psk. Ayşe GAVAS ASLAN, 1995 yılında Ankara Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nde lisans eğitimini tamamlayarak Psikolog unvanı almıştır. Uludağ Üniversitesi Psikoloji Bölümünde “Anne-Baba İlişkilerine Bağlı Olarak Ergenlerde Kimlik Gelişimi” başlık tezi ile 1998 yılında, İstanbul Esenyurt Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji alanında “Sigara içen ve içmeyen bireylerin bağlanma stillerinin karşılaştırılması” başlıklı tezi ile 2016 yılında lisansüstü eğitimlerini bitirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.