Doktorsitesi.com

YARATTIĞIMIZ DÜNYA BİZİM DÜŞÜNCE BİÇİMİMİZİN ÜRÜNÜ MÜDÜR?

Uzm. Psk. Dan. Diyar Myradov
Uzm. Psk. Dan. Diyar Myradov
29 Temmuz 2025145 görüntülenme
Randevu Al
“Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür, Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür, Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür, Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür, Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür, Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür, Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.” Gandi’ye göre; “düşüncelerimiz kaderimizdir.” Zaten çok önceden Mevlânâ da aynı şeyi söylememiş miydi? “Kardeşim sen düşünceden ibaretsin. Geri kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsün, gülistan olursun. Diken düşünürsün, dikenlik olursun.” Bilenler bunu böyle söylüyor; düşüncelerimiz kaderimizdir! Yaşadığımız her şeyin temel kaynağı düşüncelerimizdir! Avusturyalı düşünür Ludwig Wittgenstein “Tractatus” isimli eserinde “düşünce”yi “tasarım” olarak kabul edip şöyle yazıyor; “Olguların mantıksal tasarımı, düşüncedir.’’ “Bir olgu bağlamının düşünebilir olması şu demektir: Biz onun bir tasarımını kurabiliriz.” “Doğru düşüncenin toplamı, dünyanın bir tasarımıdır.” “Düşünce, düşündüğü olgu durumunun olanağını içerir. Düşünülebilir olan, olanaklıdır da.” Burada Wittgenstein’ın en önemli tezi şu cümlede yatıyor; “Düşünülebilir olan, olanaklıdır da.” Alfred Adler “İnsanı Tanıma Sanatı” isimli kitabına Heredot’un “Düşünce”yi “ruh” ile özdeşleştiren şu sözü ile başlar; “insanın ruhu onun yazgısıdır.” Bu görüşe göre; ruhsal yaşamda geçen bütün olaylar, birey tarafından saptanan bir amaca hazırlık niteliği taşır. En küçük atomdan en büyük yıldıza kadar evrende her şeyin devinim içinde olduğunu söyleyen, Hippocrates’in çağdaşı olan Abdera’lı Democritus şöyle söylerdi: “İnsanın mutluluğu ya da mutsuzluğu kazandığı altın ya da eşyayla bağıntılı değildir. Mutluluk ya da üzüntü kişinin ruhundadır. Bilge bir kişi her yerde kendini evindeymiş gibi hisseder. Evrenin tümü onurlu bir ruhun evidir.” Democritus’a göre; “mutluluk ya da üzüntü kişinin ruhundadır.”
YARATTIĞIMIZ DÜNYA BİZİM DÜŞÜNCE BİÇİMİMİZİN ÜRÜNÜ MÜDÜR?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Zihinsel Tasarım ve Gerçekliğin İnşası

Evrende her olay iki aşamalı bir süreçten geçer; tüm oluşumlar önce zihinde tasarlanır, ardından fiziksel dünyada gerçekleşir. Bu süreç, bir mimarın binayı önce kağıt üzerinde planlamasına, mühendisin ise bu plana sadık kalarak inşaatı tamamlamasına benzer. Temel bir kural olarak, zihinde tasarlanmayan hiçbir unsur evrende somut bir gerçekliğe dönüşmez.

Kelimeler ve düşünceler aracılığıyla kurduğumuz düşler, zamana bırakıldığında toprağa düşen tohumlar gibi filizlenir. Yaşadığımız dışsal gerçeklik, aslında kendi içsel psikolojimizin somutlaşmış bir yansımasıdır. Her şey düşünce boyutunda başlar ve bu düşüncelerin yoğunluğuyla fiziksel form kazanır.

Evrensel Bağlantı ve Felsefi Yaklaşımlar

Kadim öğretiler ve modern bilim, insanın evrenden ayrı bir parça olmadığını, aksine onunla organik bir bütünlük içinde olduğunu savunur. Çin atasözlerinde belirtildiği üzere, düşüncelerimiz evrene salınan birer frekanstır ve evren bu frekanslara mutlaka bir tepki verir. Bu etkileşim o kadar güçlüdür ki, "bir ot yolduğunuzda tüm evreni sarsarsınız."

Düşünce dünyasının bu bütünsel yapısı, tarih boyunca farklı disiplinler tarafından şu şekilde ele alınmıştır:

  • Michel Foucault: 1966 tarihli "Kelimeler ve Şeyler" eserinde "bakanın bakılan olduğu" tespitini yapmıştır.
  • Kuantum Düşüncesi: Gözlemci ile gözlemlenenin ayrılmaz bir bütün olduğunu savunur.
  • Muhyiddin İbn-i Arabî: Vahdet-i Vücud (Varlık Birliği) düşüncesiyle yaratan ve yaratılanın tek kaynaktan geldiğini ifade eder.

Kelimelerin Gücü ve Etki-Tepki Yasası

Evren, kusursuz bir etki ve tepki akışkanlığı içerisinde işler. Hayatın temel yasası, ne ekersek onu biçeceğimiz gerçeği üzerine kuruludur. Bu döngüde tesadüflere yer yoktur; eylemlerimiz ve sonuçları arasındaki ilişki mutlak bir tutarlılık sergiler.

Ekilen Tohum / DüşünceAlınan Ürün / Gerçeklik
BuğdayBuğday
ArpaArpa
Güzel KelimelerGüzel Doğa
Çirkin KelimelerÇirkin Doğa

Yunan atasözlerinde vurgulandığı gibi, kelimenin gücü Tanrı'nın gücüne eşittir. Eğer insanoğlu kelimelerin yaratım gücünü tam olarak kavrayabilseydi, olumsuz bir ifadeyi kullanmak bir yana, onu aklından bile geçirmeye cesaret edemezdi.

Psikolojik Süreçler ve Ters Çaba Kuralı

Mutluluk, dış koşullardan bağımsız bir ruh halidir ve tamamen bireyin kendisine bağlıdır. Olumsuz duygulara hapsolmuş bir zihinle iyi bir yaşam sürmek imkansızdır. Depresyon, öfke, alınganlık ve suçluluk gibi duygular, bireyin kendisini güçlü hissetmesini engelleyen bariyerlerdir.

Bilim dünyasında Ters Çaba Kuralı olarak bilinen fenomen, zihinsel odaklanmanın önemini şu şekilde açıklar: "Başınıza gelmesinden korktuğunuz şeyleri fazla düşünürseniz, gerçekleşme ihtimalini artırırsınız." Tasalarımız, zamanla kendi kendini doğrulayan kehanetlere dönüşerek bizi öngördüğümüz felaketlere sürükleyebilir.

Pygmalion Etkisi: Kendini Doğrulayan Kehanet

İngilizcede "Pygmalion Effect" olarak adlandırılan bu kavram, kökenini mitolojik bir öyküden alır. Heykeltıraş Pygmalion, ideal kadını temsil eden Galatea heykelini yapar ve ona o kadar büyük bir inançla bağlanır ki heykel sonunda canlanır. Bu durum, inanılan her kehanetin kendini doğrulayacağı gerçeğini simgeler.

Sonuç: Kaderin Tasarımcısı Olarak İnsan

Yaşadığımız dünya, düşünce biçimimizin doğrudan bir ürünüdür. İnsanlar gördükleri dünyayı tanımlamazlar; aksine, tanımladıkları dünyayı görürler. Hayat bir ayna gibidir; ona nasıl bakarsanız size öyle yansır. Bir vadi gibi, hangi sesi verirseniz o yankıyı alırsınız.

Kader bir tasarımdır ve siz bu tasarımın yegane yaratıcısısınız. Unutmayın ki siz, ne düşünüyorsanız O'sunuz. Güzel bir yaşam sürmek için zihninizi güzel düşüncelerle inşa etmelisiniz.

Dr. Diyar MYRADOV
Uzman Psikolojik Danışman

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Dan. Diyar Myradov

Uzm. Psk. Dan. Diyar Myradov

Uzm. Psk. Dan. Diyar Myradov, psikolojik danışmanlık alanında 8 yılı aşkın bir deneyime sahip bir uzmandır. Halen MORPHO Aile ve Çocuk Gelişimi Merkezi'nde çalışmaktadır. İnönü Üniversitesi'nden psikoloji eğitimi alarak diplomasını tamamlamış, ardından Selçuk Üniversitesi'nde uzmanlık eğitimi almıştır. Bu süreçte aile ve çocuk gelişimi konularında derinlemesine bilgi sahibi olmuş ve bireylerin psikolojik ihtiyaçlarını anlamada ve çözüm üretmede güçlü bir tecrübe edinmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.