Yapma Bozma (Undoing)

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Suç, Ceza ve Bağışlanma: Eğitimin Temel Döngüsü
Psikolojik gelişim sürecinde suç cezayla, ceza ise bağışlanmayla sonuçlanan bir döngü içerisindedir. Çocuk eğitiminde bu temel ilke, bireyin ahlaki gelişiminin merkezinde yer alır. Bu süreçte ceza, ebeveynin sevgisini yitirmeyi temsil ederken; bağışlanma, bu sevginin yeniden kazanılmasını simgeler.
Yetişmekte olan çocuk, zamanla ebeveyninin onaylamadığı davranışlar nedeniyle suçlanmayı öğrenir. Bu duygu o kadar güçlüdür ki ebeveynler ortamda olmasa dahi çocuk suçluluk hissetmeye devam eder. Birey, ceza yerine geçen bu ağır duyguyu yaşamamak adına çeşitli önlemler alarak davranışlarını bu doğrultuda düzenlemeye başlar.
Süper Ego ve Suçluluk Duygusunun Gelişimi
Kişiliğin ahlaki yönünü temsil eden süper ego, en güçlü silahı olan suçluluk duygularını kişiyi egemenliği altına almak üzere geliştirir. Ebeveynlerin ve daha sonra toplumun içselleştirilen değerleri, bireye uygunsuz davranışlarından ötürü kendi kendini yargılama ve cezalandırma sorumluluğunu yükler.
Bu noktada devreye giren yapma bozma mekanizması, kişinin kendisi veya çevresi tarafından onaylanmayacak bir düşünce ya da davranıştan vazgeçmesini sağlar. Eğer bu söz veya eylem dışa vurulmuşsa, ortaya çıkan durumu onarma çabası başlar. Bu mekanizma, doğrudan suçluluk duygularına karşı geliştirilen bir savunma kalkanıdır.
Yapma Bozma Mekanizmasının İşleyişi
Bu mekanizmanın işleyişi, bir sözcüğü yanlış yazan kişinin kağıdı silgiyle temizleyerek o sözcüğü yeniden yazmasına benzetilebilir. Yapılan bir yanlışı düzeltme veya özür dileme davranışı, çocukluk yıllarında öğrenilen "ceza tehdidini bağışlanmaya dönüştürme" stratejisinin bir uzantısıdır.
Günlük yaşamda bu mekanizmanın yansımaları şu şekillerde görülür:
- Kusurlu davranışlar için dilenen özürler,
- Günahlara karşılık verilen sadakalar,
- Hatalı eylemler sonrası duyulan pişmanlıklar,
- Dinlerdeki günah çıkarma ritüelleri.
Yoğun Suçluluk Duygusu ve Cezalandırılma İhtiyacı
Suçluluk duygularının tahammül edilemez seviyeye ulaştığı durumlarda birey, bu duygunun yarattığı anksiyeteden kurtulmak için cezalandırılma yolunu arayabilir. Bu durumun çarpıcı örnekleri klinik ve sosyal gözlemlerde mevcuttur:
| Durum | Gözlemlenen Davranış |
|---|---|
| Adli Vakalar | Cinayet işleyen kişilerin yıllar sonra polise giderek itirafta bulunması. |
| Savaş Psikolojisi | İkinci Dünya Savaşı'ndaki bazı pilotların suçluluk nedeniyle tehlikelerden sakınmaması. |
| En Uç Nokta | Suçluluk ve değersizlik duygusu zirveye ulaştığında tek kurtuluşun intihar olarak görülmesi. |
Nevrotik Süper Ego ve Yaşam Alanının Daralması
Normal koşullarda öz saygıyı koruyan yapma bozma mekanizması, katı süper ego yapısına sahip kişilerde nevrotik bir nitelik kazanır. Erikson tarafından tanımlanan gelişim dönemlerinde (1950, 1959), girişim ve özerklik çabası ile suçluluk duyguları arasındaki çatışma vurgulanır.
Ebeveynlerin suçlayıcı ve engelleyici tutumları, çocuğu özerklikten yoksun bırakır. Bu durumun sonucunda şu davranış modelleri gelişebilir:
- Aşırı Kararsızlık: Yanlış karar verme korkusuyla sürekli onay arama veya alışverişte tüm dükkanları dolaşma.
- Sosyal Çekiniklik: Yanlış bir şey söyleme korkusuyla topluluk içinde düşüncelerini açıklayamama.
- Yersiz Özürler: Yolda yürürken ayağı bir tümseğe takıldığında bile "pardon" deme eğilimi.
Sonuç olarak, suçlayıcı bir aile ortamında yetişen bireylerin katı süper egosu, onları her türlü girişimden alıkoyarak yaşam alanını ciddi ölçüde daraltır. Yapma bozma mekanizması, genellikle yadsıma ve yansıtma mekanizmalarıyla birlikte kullanılarak bireyin farkında olduğu suçluluk duygularını hafifletmeye çalışır.




