Verilen Kilolar Neden Kalıcı Olmuyor? Yo-Yo Sendromu

Daha önce defalarca diyete başlayıp, verdiğiniz kiloları bir süre sonra fazlasıyla geri aldığınız oldu mu? “Bu diyet son olsun” diyerek başlayıp, aylar sonra yine aynı noktaya döndüğünüz… Tartıdaki düşüşe sevinirken, zamanla kendinizi başarısız hissettiğiniz? Eğer bu sorular size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz. Birçok kişi için kilo verme süreci düz bir çizgi halinde ilerlemez. Kilo verilir, sonra geri alınır ve bu döngü tekrar eder. Tıpkı bir yo-yo oyuncağı gibi. Bu nedenle bu durum bilimsel literatürde “yo-yo sendromu” olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre obezite, sağlığı bozacak düzeyde vücutta aşırı yağ birikimiyle ortaya çıkan bir durumdur. Obezitenin önemli göstergelerinden biri bel çevresi yağlanmasıdır. Karın bölgesinde biriken yağlar, kalp-damar hastalıkları ve metabolik sorunlar açısından risk oluşturduğu için bel çevresi ölçümü pratik ve sık kullanılan bir değerlendirme yöntemidir. Vücut ağırlığı, uzun vadede enerji dengesinin bir sonucudur. Alınan enerji ile harcanan enerji arasındaki denge bozulduğunda kilo artışı kaçınılmaz hale gelir. Bu dengeyi sağlamak için diyet ve fiziksel aktivite önerilir. Doğru uygulandığında bu yaklaşım, karın bölgesi yağlanmasını azaltarak kan şekeri ve kan yağları gibi sağlık göstergelerinin iyileşmesine katkı sağlar. Ancak sorun çoğu zaman uygulanan yöntemde başlar. Kısa sürede hızlı kilo kaybı vaat eden, sürdürülebilir olmayan diyetler; kilo vermeyi değil, kilo alıp vermeyi öğretir. Diyet bırakıldığında verilen kiloların geri alınması hatta daha fazlasının eklenmesiyle bir ağırlık döngüsü oluşur. Bu durum yo-yo sendromunun temelini oluşturur. Araştırmalar, sık kilo değişimlerinin yalnızca psikolojik değil, fiziksel sonuçları da olabileceğini göstermektedir. Yo-yo etkisinin obeziteyle birlikte kalp-damar hastalıkları ve genel sağlık riskleriyle ilişkili olduğu bildirilmektedir. Kısa vadede sonuç veren yanlış diyet uygulamaları, uzun vadede daha fazla kilo alımına zemin hazırlar. Bu döngüden çıkmanın yolu yeni bir diyet denemek değildir. Asıl hedef, verilen kiloyu koruyabilmektir. Bunun için beslenmenin geçici bir kısıtlama değil, sürdürülebilir bir yaşam düzeni olarak ele alınması gerekir. Kişiye özel, gerçekçi ve bilimsel temellere dayanan beslenme programları bu noktada belirleyici rol oynar. Diyetisyenin görevi yalnızca kilo verdirmek değil; bireyin yeme düzenini yeniden yapılandırmasına, bedenini tanımasına ve sağlıklı alışkanlıklar kazanmasına rehberlik etmektir. Doğru planlanan bir beslenme süreci, hem kilo kontrolünü destekler hem de yo-yo sendromundan korunmayı sağlar. Unutulmamalıdır ki başarı, tartıda görülen geçici bir sayı değildir. Gerçek başarı; kiloyu geri almadan, bedenle barışık ve sürdürülebilir bir şekilde yaşamayı öğrenebilmektir. Bunun yolu da doğru bilgi, doğru yaklaşım ve doğru uzmanla ilerlemekten geçer.

