Doktorsitesi.com

Üreme Sağlığı ve Genetik

Uzm. Dr. Muhammed Yunus Alp
Uzm. Dr. Muhammed Yunus Alp
2 Şubat 2023177 görüntülenme
Randevu Al
Üreme Sağlığı ve Genetik
Üreme Sağlığı ve Genetik
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İnfertilite (Kısırlık) Nedir ve Nedenleri Nelerdir?

İnfertilite, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin en az 1 yıl süreyle düzenli ilişkiye rağmen gebelik yaşayamaması durumudur. Günümüzde evli çiftlerin yaklaşık %15’inde görülen bu sağlık sorunu, hem erkek hem de kadın kaynaklı faktörlerden köken alabilir. Yapılan araştırmalar, infertilite vakalarının 1/3’ünün erkek, 1/3’ünün kadın ve kalan 1/3’ünün ise her iki partnerden kaynaklandığını göstermektedir.

Vakaların yaklaşık %25-30’unda ise standart testlerle belirgin bir neden saptanamaz. Açıklanamayan infertilite olarak adlandırılan bu durumun temelinde genellikle genetik faktörler yatmaktadır. Bu nedenle, gebelik planlamasında sorun yaşayan çiftlerin bir Tıbbi Genetik uzmanı tarafından değerlendirilmesi kritik önem taşır.

İnfertilitenin Genetik Temelleri

Erkek ve kadınlarda kısırlığın en sık rastlanan genetik nedeni kromozom kaynaklı bozukluklardır. Özellikle erkek infertilitesinde şu veriler dikkat çekicidir:

  • Sperm sayısında sorun olan erkeklerin %20’sinde kromozom bozukluğu saptanır.
  • Bu grubun %20’sinde ise Y kromozomunda küçük boyutlu delesyonlar (kayıplar) görülür.
  • Kromozomal sorunların yanı sıra, birçok tek gen hastalığı da üreme sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Gebelik Kayıpları ve Tekrarlayan Düşükler

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tanımlamasına göre, 24. haftaya kadar gerçekleşen ve 500 gramdan düşük ağırlığa sahip kayıplar spontan abortus (düşük), 24. haftadan sonrakiler ise ölü doğum olarak kabul edilir. Klinik tanı konulan gebeliklerin %15’i düşükle sonuçlanırken, çok erken dönemdeki kayıplar dahil edildiğinde bu oran %50’nin üzerine çıkmaktadır.

Tekrarlayan gebelik kaybı, 20. gebelik haftasından önce 2 veya daha fazla düşük yaşanması durumudur. Çiftlerin %5’inde görülen bu tabloda, düşük sayısı arttıkça risk de artış gösterir. Genetik nedenlerin bu kayıplardaki rolü, gebeliğin sonlandığı döneme göre değişkenlik gösterir:

Gebelik DönemiGenetik Anomali Oranı
1. Trimester Kayıpları%50 - 60
2. Trimester Kayıpları%10 - 15
3. Trimester (Ölü Doğum)%5

Gebelik Kayıplarında Kromozomal Anomaliler

Gebelik kayıplarının en yaygın nedeni olan kromozomal anomaliler, tüm kayıpların yaklaşık %50’sini oluşturur. İleri anne yaşı, fetüste malformasyon ve gelişim geriliği gibi durumlar bu riski artırır. Bu anomalilerin %94’ü sayısal, %6’sı ise yapısal (translokasyon ve inversiyon) bozukluklardır.

Sık Görülen Fetal Kromozomal Bozukluklar

Fetal kayıplarda saptanan anomalilerin dağılımı şu şekildedir:

  • Trizomiler (%56): En sık görüleni %32 oranıyla Trizomi 16'dır. Ayrıca 13, 18, 21 ve 22 nolu kromozomlarda da sık görülür.
  • Poliploidiler (%20): Çoklu kromozom setleri.
  • X Kromozomu Monozomisi (%18): Anne yaşı arttıkça görülme riski azalır.
  • Dengesiz Translokasyonlar (%6): Yapısal kromozom değişimleri.

Tekrarlayan düşük yaşayan çiftlerin %6’sında ebeveynlerden biri taşıyıcıdır. Kadınlarda yapısal anomali olması düşük riskini artırırken, erkeklerdeki yapısal anomaliler daha çok infertilite ile ilişkilidir. Ayrıca, standart yöntemlerle görülemeyen submikroskopik anomaliler (mikrodelesyonlar ve CNVs) Array-CGH yöntemi ile tespit edilebilmektedir.

Trombofili ve Gebelik Kayıpları İlişkisi

Özellikle geç dönem gebelik kayıplarında herediter trombofili (kalıtsal pıhtılaşma eğilimi) önemli bir faktördür. Gebelik süreci doğal olarak koagülasyonu artıran bir dönem olduğu için, genetik yatkınlıklar risk oluşturur.

  1. Faktör V Leiden (FVL) Mutasyonu: En sık görülen herediter trombofili nedenidir. Hem erken hem de geç dönem tekrarlayan kayıplarla doğrudan ilişkilidir.
  2. F2 G20210A Mutasyonu: Erken dönem tekrarlayan ve geç dönem tekrarlamayan kayıplarda artmış risk faktörüdür.
  3. Antifosfolipid Antikorları: Tedavi edilebilen, kazanılmış bir trombofilik defekttir.
  4. Aktive Protein C Rezistansı: Venöz tromboemboli riskini artırarak kayıplara yol açabilir.

Özetle; hem infertilite hem de gebelik kayıpları süreçlerinde genetik altyapının incelenmesi, sağlıklı bir gebelik süreci için hayati önem taşımaktadır.

Etiketler

Üreme Sağlığı ve Genetik

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Muhammed Yunus Alp

Uzm. Dr. Muhammed Yunus Alp

1982 yılında İskenderun’da doğdu. İlk ve orta öğrenimimi Dörtyol’da tamamladı. 2007 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı’nda başladığı Tıbbi Genetik ihtisasını 2012 yılında tamamlayarak Tıbbi Genetik uzmanı oldu. KTÜ Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi, Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesi ve Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi’nde Tıbbi Genetik uzman hekimi olarak görev yaptı. Aziz Sancar Kök Hücre ve Genomik Araştırma Merkezi’nde çalışmalarda bulundu. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.