Doktorsitesi.com

TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU (TSSB)

Psk. Kadriye Sinem Çetintürk Kurşunlu
Psk. Kadriye Sinem Çetintürk Kurşunlu
18 Ocak 2023180 görüntülenme
Randevu Al
Kişinin” travmatik yaşantı” olarak tanımlanan durumlara bir ya da daha çok kez maruz kalması sonrasında psikolojik durumunda “hastalık belirtisi“ sayılabilecek bazı değişimler olması. Örneğin; moralinde belirgin çöküş, uyku bozukluğu, sinirlilik, olaylara aşırı tepki verme, her an korku içinde olma bunlardan birkaçıdır. Çoğu zaman sağlıklı bir yetişkin, haftalar içerisinde, bu durumun üstesinden gelir. Ancak bazı kişilerin psikolojik durumundaki bozulma kalıcı olur ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu gelişir.
TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU (TSSB)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir? Neden Olur?

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), bireyin fiziksel veya ruhsal bütünlüğünü tehdit eden sarsıcı olaylar sonrasında gelişebilen bir psikolojik durumdur. Bu rahatsızlık; kişinin doğrudan bir travmaya maruz kalması, bir yakınının başına gelenleri duyması veya başkalarının yaşadığı dehşet verici olaylara tanık olması sonucunda tetiklenebilir.

TSSB oluşumuna zemin hazırlayan temel travmatik durumlar şunlardır:

  • Doğal Afetler: Deprem, sel, toprak kayması ve çığ altında kalma.
  • Şiddet ve İstismar: Savaş, silahlı saldırı, işkence, gasp, tecavüz ve kaçırılma.
  • İş Kazaları: Madende göçük altında kalma veya inşaattan düşme gibi iş cinayetleri.
  • Kazalar ve Sağlık Sorunları: Trafik, deniz veya uçak kazaları ile ölümcül alerjik reaksiyonlar.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

TSSB, bireyin günlük yaşam kalitesini düşüren bir dizi bilişsel ve duygusal belirti ile kendini gösterir. Bu belirtiler, kişinin travmayı zihninde tekrar tekrar yaşamasına ve dış dünyadan kopmasına neden olabilir.

TSSB'nin temel belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

  • Travmatik olayın sürekli hatırlanması ve görüntülerin zihinde canlanması.
  • Olayı o an yaşıyormuşçasına davranma ve travma içerikli kabuslar görme.
  • Hatırlatıcı uyaranlara karşı yoğun sıkıntı duyma ve bu durumlardan kaçınma.
  • Travmatik olayın önemli detaylarını hatırlayamama (bellek silinmesi).
  • Sürekli korku, dehşet ve suçluluk duygusu içinde yaşama.
  • Kendine ve dünyaya yönelik olumsuz genellemeler (Örn: "Kimseye güvenilmez", "Dünya tehlikelidir").
  • Duygusal küntlük, ortamlardan kopma ve dış dünyaya ilginin kaybolması.
  • Ani seslere karşı irkilme, uyku bozuklukları ve odaklanma problemleri.
  • Düşük tolerans eşiği ve ani öfke patlamaları.

Kişisel Yatkınlığı Belirleyen Risk Faktörleri

Travmaya maruz kalan her bireyde TSSB gelişmeyebilir. Kişisel yatkınlığı ve bozukluğun ortaya çıkma ihtimalini artıran belirli etmenler bulunmaktadır. Bu faktörler, bireyin travmayı nasıl anlamlandırdığını ve başa çıkma stratejilerini doğrudan etkiler.

Risk Faktörü KategorisiEtkileyen Unsurlar
Kişilik ve Tutumİçe dönüklük, dışsal kontrol odağının yüksekliği, işlevsel olmayan başa çıkma tutumları.
Duygusal EtkenlerKurtulma ile ilgili suçluluk duygusu, aşırı öfke duyma.
Geçmiş ve GenetikGenetik ve fiziksel yatkınlık, ailede veya kişide psikiyatrik hastalık öyküsü.
Yaşam KoşullarıYakın zamanda yaşanmış stresli olaylar, alkol veya madde kötüye kullanımı.

Travmanın Fizyolojik Belirtileri ve Bedensel Tepkiler

Travma sonrası bireyde sadece psikolojik değil, aynı zamanda fizyolojik değişiklikler de meydana gelir. Vücudun tehlike algısına karşı geliştirdiği bir koruma sistemi olan sempatik sistem deşarjı, çeşitli biyolojik yanıtlara yol açar.

Bu süreçte görülen anksiyete, korku, tetikte olma hali ve seçici dikkat artışı, bireyin kendini korumaya yönelik doğal tepkileridir. Ayrıca kan basıncında artış, terleme ve kaslarda gerginlik gibi belirtiler, kişide kalp hastalığı olduğu yanılgısını yaratabilir. Ancak bu durumlar, hayati tehlike taşımayan geçici bedensel tepkilerdir.

TSSB Tedavi Yöntemleri ve İyileşme Süreci

Günümüzde TSSB tedavisi için bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış birden fazla yöntem uygulanmaktadır. Tedavi süreci, bireyin semptomlarının şiddetine ve ihtiyacına göre planlanır.

En sık kullanılan tedavi yöntemleri:

  1. EMDR Terapisi (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)
  2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
  3. Şema Terapi
  4. İlaç Tedavisi

Araştırmalar, TSSB tedavisinde en yüksek verimin kombine tedavi yöntemiyle alındığını göstermektedir. Kombine tedavi, ilaç tedavisi ile psikoterapinin eş zamanlı ve koordineli bir şekilde uygulanmasını ifade eder.

Etiketler

TravmatikTravma sonrası stres bozukluğu nedirTravma sonrası stres bozukluğu tanısıTravma sonrası stres bozukluğu hakkında

Yazar Hakkında

Psk. Kadriye Sinem Çetintürk Kurşunlu

Psk. Kadriye Sinem Çetintürk Kurşunlu

Psk. Kadriye Sinem Çetintürk Kurşunlu, 1992 yılında Antalya’nın Kumluca ilçesinde doğdum, ilk orta ve lise öğrenimimi de yine Kumluca’ da tamamladım. Dumlupınar Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde ilk lisans eğitimimi, Kamu Yönetimi ana bilim dalında da ilk yüksek lisans eğitimimi tamamladıktan ve Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Sosyoloji bölümünde ikinci lisans eğitimi aldıktan sonra kadın/erkek/çocuk ayırmadan toplumun her kesimine faydalı olmak açısından bir dernekte 3 yıl boyunca Eğitim Koordinatörü olarak çalıştım. Daha sonra da 7-18 yaş arası çocuklar için 2 yıl boyunca Öğrenci Koçluğu yaptım. “ İnsan insana faydadır. “ mottosu kalbime yer ettiğinden, bireylere ve gruplara daha fazla fayda sağlamak ve çözüm üretmek amacıyla ruh bilimci olmak için çıktığım yolda İstanbul Üsküdar Üniversitesi Psikoloji bölümü lisans eğitimini başarıyla tamamlayıp Psikolog olmaya hak kazandım. Mesleğim ve kişisel gelişimim açısından aldığım psikoterapi eğitimleriyle Aile ve İlişki Danışmanlığı, Bilişsel Davranışçı Terapi, Cinsel Terapi, Oyun Terapisi ve Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi alanlarında yetkinliğimi sürdürmekte ve almaya devam ettiğim eğitimlerle kendime yeni uzmanlıklar eklemekteyim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.