AYRILIK KAYGISI

Ayrılıklara karşı çok yoğun endişe ve korku hissi
Evden çıkmayı, okula-işe gitmeyi reddetme
Bağlandığı kişileri kaybedeceğine dair olumsuz senaryolar üretme
Ayrılık teması içeren kabuslar görme
Ayrılık kaygısı bebeklik döneminde başlayan bir kaygıdır. Bebekler 8 aydan sonra bakım veren kişiden
(genelde anne olur) uzak kaldıkça bir kaygı yaşamaya başlarlar. Bu endişelenme beklediğimiz ve
olması gereken bir durumdur. Ancak bebekler sosyal ortama girdikçe ve diğer insanlarla iletişime
geçip bağ kurmaya başladıkça ayrılık kaygısının bitmesi beklenir. Ayrılık kaygısının bitme yaşı
uzmanlar tarafından ortalama 4 yaş olarak belirlenmiştir.
4 yaştan sonra devam eden evden veya ebeveynlerinden ayrılırken yaşanılan aşırı kaygı ve korku;
kişinin gelişim sürecine uygun olmayan bir şekilde bağlanma süreci yaşadığını gösterir. Çocuk evden
ya da bakım vereninden ayrıldığı ya da ayrılabilme ihtimali olduğunda hatta bu süreci düşündüğünde
bile baş ağrıları, karın ağrıları, bulantı, kusma gibi bedensel tepkiler gösterebilir. Bu belirtiler ayrılık
süreçlerinde ya da yineleyici ayrılık düşünceleri olduğunda kendini gösterebilir.
Ayrılık anksiyetesi yaşayan bir çocuk (halk arasında ‘anneye yapışık çocuk’ diye de söylenebilir) okula
gitmeyi reddedebilir, akranları ile dışarı çıkmak istemeyebilir. Bu durum çocuğun sosyalleşmesinde de
oldukça olumsuz bir etkiye sahiptir.
Çocukluk dönemlerinde başlayan bu kaygı türü, çocukluk dönemlerinde müdahale edilmezse ergenlik
ve yetişkinlik dönemlerinde de devam edebilir. O zaman bireyler annelerini ya da bakım verenlerini
kaybetmişlerse bile kendilerine yanlış bağlanacak başka birini seçerler ve o kişiye karşı ayrılık
anksiyetesi geliştirirler.
Ayrılık anksiyetesi bozukluğuna; genellikle ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, ebeveyn kayıpları,
çocukluk döneminde akran zorbalığına uğrama, alaycı ve aşağılayıcı davranışlara maruz kalma gibi
durumlar neden olabilir.
Ebeveyn tutumları da burada çok büyük bir role sahiptir. Çocuklarını aşırı korumacı bir tavırla ve
kendilerine bağımlı olarak yetiştiren anne-babaların çocuklarında ayrılma kaygısı bozukluğu
görülebilmektedir.
Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu, birçok farklı yol ile tedavi edilebilir. Çocuğun ilk ve en önemli
çevresinin ailesi olduğu düşünülürse ebeveynlerin bu bozukluğun ortaya çıkmasını önleme konusunda
etkin rol oynadığını söylemek mümkün. Her şeyden önce ebeveynlerin çocuğun ihtiyaçlarına yeterli
düzeyde cevap vermeleri, huzurlu ve güven verici bir aile ortamı oluşturmaları gereklidir. Elbette
anne ve babaların koruyucu ve güven verici tutumunun altında yalnızca ailenin güvenli olduğu bunun
dışında her yerin güvensiz olduğu mesajı yatmamalıdır. Ailelerin çocuğunun özerkliğini destekleyen,
onları bir birey olarak kabul eden anlayışa sahip olmaları da çok önemlidir.

