Doktorsitesi.com

Taciz Travmasında 'Ben Kimim?' Sorusuna Psikolojik Yaklaşım

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
11 Temmuz 2025137 görüntülenme
Randevu Al
Cinsel travma yaşamış çocuklarda en çok sarsılan yönlerden biri kimlik algısıdır. Çocuk, yaşadığı ihlal nedeniyle kendi bedeninden, duygularından ve benliğinden uzaklaşabilir. ‘Ben kimim?’ sorusu; utanç, suçluluk ve değersizlik duygularıyla birlikte bulanıklaşabilir. Bu makalede, taciz travması sonrası çocukların kimlik gelişimine yönelik terapötik yaklaşım ele alınacaktır.
Taciz Travmasında 'Ben Kimim?' Sorusuna Psikolojik Yaklaşım
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Kimlik Gelişimi ve Travmanın Etkileri

Kimlik gelişimi, bir çocuğun kendi hakkındaki düşüncelerini, hissettiklerini ve çevresine yüklediği anlamları kapsayan bütünsel bir süreçtir. Travma ise bu hassas gelişim sürecine dışarıdan gelen, zorlayıcı ve yıkıcı bir müdahale olarak tanımlanır. Travmatik deneyimler sonrasında çocuklar; kendi öz değerlerini, kişisel sınırlarını ve sosyal rollerini derinlemesine sorgulamaya başlayabilirler.

Travma Sonrası 'Benlik Çatlağı' Kavramı

Travma, çocuğun benlik yapısında ciddi bir kopma veya bölünme yaratarak "benlik çatlağı" olarak adlandırılan durumu ortaya çıkarabilir. Bu süreçte çocuk, yaşadığı olayı "başka bir çocuk gibi hissetme" veya "olayı yaşayan ben değilim" şeklinde ifade ederek kendinden uzaklaşabilir. Terapistin temel görevi, bu bölünmüş benlik deneyimine tanıklık ederek çocuğun kendisini yeniden bütünleştirmesine rehberlik etmektir.

Oyun Terapisi ile Kimliğin Yeniden İnşası

Çocukların kendilerini ifade etme biçimi olan oyun, kimlik inşasında stratejik bir araçtır. Terapi sürecinde uygulanan yöntemler şunlardır:

  • Kahraman Yaratma: Çocuktan kendi kahramanını yaratması, ona isim vermesi ve karakter özelliklerini belirlemesi istenir.
  • Metaforik Anlatım: Kuklalarla kurgulanan senaryolar, çocukların benliklerini güvenli bir alan üzerinden ifade etmesini sağlar.
  • Yeniden Tanımlama: Bu oyunlar, çocuğun travmanın gölgesinden çıkarak kendisini yeniden tanımlamasına olanak tanır.

Kimliğe Dair Olumlu Yansıtma ve Farkındalık Çalışmaları

Terapist, süreç boyunca çocuğun güçlü yönlerini fark ederek bu özellikleri ona geri yansıtmalıdır. Olumlu yansıtma, çocuğun kendisini değerli ve tanınmış hissetmesini sağlayan kritik bir unsurdur. Bu kapsamda kullanılan bazı teknikler şunlardır:

TeknikUygulama Biçimi
Sözel Onay"Sen çok cesursun" veya "Çok dikkatli birisin" gibi güçlendirici ifadeler kullanılması.
Ayna ÇalışmalarıÇocuğun aynaya bakarak "Ben ____" cümlesini tamamlaması ve olumlu tanımlamaların desteklenmesi.
Kendilik ResimleriÇizilen resimler üzerinden kimliğe dair farkındalık çalışmalarının yürütülmesi.

Kimliği Geçmişten Geleceğe Taşımak

İyileşme sürecinde terapist, çocuğun travma odaklı düşüncelerden sıyrılıp geleceğe dönük bir projeksiyon yapmasına yardımcı olur. Bu aşamada sorulan stratejik sorular şunlardır:

  1. "Büyüdüğünde kim olmak istersin?"
  2. "Kendine hangi süper gücü verirdin?"

Bu sorular, çocuğun travmanın ötesinde bir kimlik inşa etmesine ve geleceğe umutla bakmasına katkı sağlar.

Sonuç: Terapötik Sürecin Temel Hedefleri

Özellikle cinsel travma sonrası çocuklarda kimlik gelişimini desteklemek, terapötik sürecin en temel hedeflerinden biridir. Terapist; çocuğun yaşadığı utanç, suçluluk ve değersizlik duygularını fark ederek bu hislerin dönüşmesine alan açmalıdır. Sürecin sonunda çocuk, "Ben kimim?" sorusuna yeniden, sağlıklı ve umut dolu cevaplar bulabilmelidir.

Hazırlayan: Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.