SPİNAL STENOZ (BELDE DARLIK, OMURİLİK DARALMASI) ve TEDAVİ

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Spinal Stenoz (Omurilik Kanal Daralması) Nedir?
Spinal stenoz, halk arasında belde daralma veya omurilik daralması olarak bilinen, genellikle 55-60 yaş ve üzerindeki bireylerde görülen dejeneratif bir hastalıktır. Bu durum, omurganın içinden geçen sinir kanallarının daralması sonucunda sinirlerin baskı altında kalmasıyla karakterizedir. Hastalığın temelinde, omurga eklemleri arasındaki ligament (bağ dokusu) yapılarının zamanla kalınlaşması ve disk yapılarının dejenere olarak kanala doğru taşması yatmaktadır.
Spinal Stenoz Belirtileri ve Hasta Şikayetleri
Kanal daralması yaşayan hastalar, genellikle günlük yaşam kalitelerini ciddi oranda düşüren spesifik şikayetlerle doktora başvururlar. En yaygın görülen spinal stenoz belirtileri şunlardır:
- Yürüme mesafesinin giderek kısalması (hastalar bazen 50 metre dahi yürüyemez hale gelir).
- Yürümekle birlikte artış gösteren bacak ağrısı ve uyuşma.
- Kısa mesafe yürüdükten sonra durup öne eğilme veya oturma ihtiyacı hissetme.
- İstirahat halindeyken veya yatar pozisyonda ağrıların hafiflemesi.
Bu hastalarda genellikle belirgin bir nörolojik bozukluk saptanmaz; ancak hareket halindeyken ortaya çıkan fonksiyonel kısıtlamalar oldukça belirgindir.
Tanı Yöntemleri: Spinal Stenoz Nasıl Teşhis Edilir?
Spinal stenoz tanısı için en etkili ve kolay yöntem MR (Emar) incelemesidir. Ancak MR çekilemeyen hastalar için myelografi ve tomografik myelografi alternatif olarak kullanılmaktadır. Teşhis sürecinde kapsamlı bir değerlendirme için şu tetkikler de büyük önem taşır:
- Ayakta hareketli grafiler ve kalça grafileri (ek sorunların tespiti için).
- Bilgisayarlı Tomografi (BT): Operasyon planlanan hastalarda ana kanalın ve sinir çıkış kanallarının kemik yapısını detaylı incelemek için gereklidir.
Spinal Stenoz Tedavi Seçenekleri
Omurilik kanalındaki daralma genellikle ilerleyicidir ve birden fazla seviyede görülebilir. Fizik tedavi, ilaç kullanımı, algolojik yöntemler, akupunktur ve ultrason gibi cerrahi dışı yöntemlerden genellikle kalıcı bir sonuç alınamaz. Şikayetler kısa süreliğine geçse bile bir süre sonra tekrar başlama eğilimindedir.
Modern Tedavi Yöntemi: Mikrocerrahi
Günümüzde uygun hastalar için en konforlu ve güncel yöntem, mikrocerrahi ile tek taraftan girilerek spinal kanalın iki taraflı genişletilmesi ameliyatıdır. Bu yöntemin özellikleri şunlardır:
- Minimal İnvaziv Yaklaşım: Kaslar tek taraflı ve minimal düzeyde sıyırılır.
- Mikroskop Eşliğinde Müdahale: Darlığa neden olan tüm yapılar mikroskop altında temizlenir.
- Doku Koruyucu: Omurga eklemlerine zarar verilmez ve karşı tarafın kasları tamamen sağlam kalır.
| Özellik | Mikrocerrahi Yöntemi |
|---|---|
| Ameliyat Sonrası Yürüme | 4 saat sonra |
| Taburcu Süresi | Ertesi gün |
| Kan Kaybı | Seviye başına 35-50 cc |
| Kan Transfüzyonu | Çoğunlukla gerekmez |
Neden Vida ve Platin Kullanımından Kaçınılmalıdır?
Özellikle 60 yaş üzerindeki, kemik yapısı zayıf (osteopenik veya osteoporotik) hastalarda vida, platin veya protez gibi yabancı cisimlerin kullanımı çeşitli riskler barındırır.
- Vida Gevşemesi: Kemik kalitesi düşük hastalarda vidalar zamanla oynayarak kronik bel ve kalça ağrılarına yol açabilir.
- Hatalı Pozisyonlanma: En deneyimli cerrahlarda dahi vidaların yanlış yönlenme oranı %10-15 civarındadır.
- Maliyet: Mikrocerrahi yöntemi, vidalı sistemlere göre %25-35 oranında daha düşük maliyetlidir.
Kliniğimizde son 2,5 yılda yaklaşık 250 hasta mikrocerrahi ile tedavi edilmiş; son 2 yılda ise başka merkezlerde takılan vidalar nedeniyle sorun yaşayan 120 hastanın vidaları sökülmüştür.
Vida ve Diğer Malzemelerin Kullanıldığı Durumlar
Her ne kadar spinal stenozda mikrocerrahi öncelikli olsa da, bazı spesifik durumlarda vida ve implant kullanımı zorunludur. Bu durumlar şunlardır:
- Skolyoz (omurga eğriliği).
- İleri derecede hareketli bel kaymaları (2. derece ve üstü).
- Vertebra (omurga) tümörleri.
- Belirli tipteki omurga kırıkları.
Sonuç olarak; doğru tanı, doğru hasta ve doğru tedavi prensibiyle hareket edilerek, dünya literatüründe de başarısı kanıtlanmış olan mikrocerrahi yöntemleri ön plana çıkmaktadır.

