Doktorsitesi.com

Bel Fıtığı Felç Edebilir !

Doç. Dr. Kenan Kıbıcı
Doç. Dr. Kenan Kıbıcı
20 Aralık 2017370 görüntülenme
Randevu Al
Bel Fıtığı Felç Edebilir !
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bel Fıtığı Nedir ve Neden Önemlidir?

Dünya genelinde insanların yaklaşık %80’i, hayatlarının en az bir döneminde bel ağrısı şikayeti ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu ağrılar, hafif sızılardan kişinin hareket kabiliyetini kısıtlayıp başkasına muhtaç hale getirecek kadar şiddetli seviyelere kadar değişkenlik gösterebilir. Bel ağrısının pek çok farklı tıbbi nedeni bulunsa da, bu semptomlar görüldüğünde akla gelen ilk ve en yaygın rahatsızlık bel fıtığı olmaktadır.

Bel fıtığı, insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olup başlangıç evrelerinde teşhis edildiğinde tam olarak tedavi edilebilen bir sağlık sorunudur. Ancak, bel bölgesinde yaşanan sorunların uzun sürmesi durumunda mutlaka profesyonel tıbbi yardım alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki, tedavisi ihmal edilen bel fıtığı ilerleyen dönemlerde felç riskine yol açabilmektedir.

Bel Fıtığının Belirtileri ve Tanı Süreci

Bel fıtığı, bel bölgesinde yer alan ve disk olarak adlandırılan yapıların arasındaki sinirlerin sıkışması sonucu meydana gelir. Hastalık genellikle ilk aşamada sadece bel ağrısı olarak kendini gösterir. Ancak süreç ilerledikçe belirtiler çeşitlenerek şiddetini artırır.

Bel fıtığının yaygın belirtileri şunlardır:

  • Kalçaya, tek veya her iki bacağa yayılan şiddetli ağrılar
  • Yürüme güçlüğü ve hareket kısıtlılığı
  • Bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı
  • Nadir durumlarda idrar kaçırma şikayeti

Bu şikayetlerle bir sağlık kuruluşuna başvuran hastalar, öncelikle bir beyin cerrahi uzmanı tarafından detaylı nörolojik muayeneye alınır. Uzman doktor, muayene bulguları ile radyolojik verileri birlikte değerlendirerek tedavi planını oluşturur. Hastalığın kesin tanısı ise bel MRI (Emar) tetkiki ile konulmaktadır.

Bel Fıtığında Tedavi Seçenekleri ve Ameliyat Gerekliliği

Bel ve bacak ağrısı şikayetiyle beyin cerrahisine başvuran hastaların büyük bir çoğunluğu, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan sağlığına kavuşmaktadır. İstatistiksel olarak bakıldığında, hastaların sadece %3 ile %5 arasındaki küçük bir kısmında cerrahi tedaviye ihtiyaç duyulmaktadır.

Tedavi YöntemiUygulama Durumu
Tıbbi Tedavi ve İstirahatHastaların yaklaşık %95-97'sine uygulanır.
Cerrahi Müdahale (Ameliyat)Hastaların sadece %3-5'inde gereklidir.
Mikrocerrahi TekniklerAmeliyat gereken durumlarda yüksek başarı oranı sunar.

Tedavide Geç Kalmanın Riskleri ve Felç Tehlikesi

Doktor tarafından ameliyat önerilen bazı hastalar, korku veya güvensizlik nedeniyle tedavilerini erteleyebilmektedir. Bu gecikme, telafisi zor ve çok daha ağır sonuçların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Felç gerçekleştikten sonra yapılan cerrahi müdahaleler, şikayetlerin düzelmesinde yetersiz kalabilmekte veya hastanın çok uzun süreli rehabilitasyon süreçlerine girmesine neden olmaktadır.

Özellikle tedavisi geciktirilmiş vakalarda meydana gelen bacak felçlerinin büyük bir bölümü tam olarak iyileşememekte ve bireyler hayatlarının geri kalanını felçli olarak sürdürmek zorunda kalmaktadır. Bu nedenle, uzman hekimin cerrahi önerisi hayati önem taşımaktadır.

Modern Cerrahi Yöntemler ve İyileşme Süreci

Günümüzde bel fıtığı ameliyatlarında uygulanan mikrocerrahi teknikler, başarı oranını oldukça yükseltmiştir. Bu modern yöntemler sayesinde doku hasarı minimuma indirilmekte ve hastalar genellikle operasyonun ertesi günü taburcu edilerek günlük yaşamlarına hızla dönebilmektedir.

Eğer siz de yukarıda belirtilen semptomlardan bir veya birkaçını yaşıyorsanız, vakit kaybetmeden bir Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı uzmanına başvurmalısınız. Sağlığın ihmale gelmeyeceği ve erken teşhisin hayat kurtardığı unutulmamalıdır.

Etiketler

Bel fıtığı ağrısıBel fıtıklarıBel fıtığı ve mikrodiskektomiBel fıtığı tehlikelimidirBel fıtığı çareleriBel fıtığı doktorlarıBel fıtğı

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Kenan Kıbıcı

Doç. Dr. Kenan Kıbıcı

Doç. Dr. Kenan KIBICI, Karabük'te doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Gülhane Askeri Tıp Akademisi'ni başarıyla tamamlayarak 1990 yılnda Deniz Tabip Teğmen olarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, yine Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde tamamlamış ve 1999 yılında Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı olmuştur. Aynı klinikte 6 yıl Baş Asistan olarak görev yapmış ve bu süre içerisinde Gülhane Askeri Tıp Akademisi / Ankara Mikrocerrahi Merkezinde ve yurtiçi ve dışı çeşitli merkezlerde Mikroşirürji eğitimi almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.