Doktorsitesi.com

SPİNA BİFİDA REHABİLİTASYONU

Uzm. Dr. Nurten Küçükçakır
Uzm. Dr. Nurten Küçükçakır
18 Aralık 2020442 görüntülenme
Randevu Al
SPİNA BİFİDA REHABİLİTASYONU
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Spina Bifida Nedir? Genel Bir Bakış

Spina bifida, fetal gelişim döneminde omurga ve omuriliğin tam olarak kapanmaması sonucu ortaya çıkan ciddi bir doğumsal anomalidir. Çocukluk çağında engelliliğe yol açan en yaygın ikinci hastalık olan bu durum, insan hayatında karşılaşılabilecek en karmaşık tablolardan biri olarak kabul edilir. Hem kas-iskelet hem de genitoüriner sistemi etkileyen bu kompleks sendromun görülme sıklığı her 1000 canlı doğumda 1-2 arasındadır. Yapılan araştırmalar, gebelik öncesi ve sırasında folik asit kullanımının bu riski yaklaşık %70 oranında azaltabildiğini göstermektedir.

Embriyonel hayatın ilk haftalarında meydana gelen bu kapanma defekti; literatürde miyelomeningosel, spina bifida sistika ve myelodisplazi terimleriyle de ifade edilmektedir. Defekt, genellikle doğum anında sırt veya bel bölgesinde dışarıdan fark edilen bir kese ile kendini gösterir. Bu kese çoğunlukla omurilik yapılarını içerir ve en sık bel bölgesinde konumlanır.

Spina Bifida Klinik Tipleri

Spina bifida, etkilenen bölgenin yapısına ve şiddetine göre farklı klinik tiplere ayrılmaktadır:

A) Spina Bifida Sistika (Kistik Form)

Bu form, omurganın dışarıdan görülebilen kistik bir genişleme yapmasıdır ve üç alt gruba ayrılır:

  • Meningosel: Kistik bir genişlemedir ve defekt deri ile kaplıdır. Nörolojik yapılar kanal içinde korunduğu için genellikle ciddi bir nörolojik hasar gözlenmez.
  • Miyelomeningosel: Spina bifidanın en sık ve en ağır formudur. Kese içerisinde omurilik zarları, sinir kökleri ve omuriliğin kendisi bulunur. Nörolojik problemler bu tipte oldukça yaygındır; bebek doğar doğmaz cerrahi müdahale ile defektin kapatılması hayati önem taşır.
  • Miyeloşisiz: Sinir dokusunun tamamen açıkta olduğu, hastalığın en şiddetli formudur.

B) Spina Bifida Okülta

Omuriliğin etkilenmediği, sadece omurganın arka kısmındaki kemik yapıda defektin bulunduğu türdür. Genellikle belirti vermez ancak sakral bölgede tüylenme, renk değişikliği veya çukurcuk gibi deri bulguları görülebilir. Pek çok sağlıklı bireyde tesadüfen saptanabilir.

Risk Faktörleri ve Nedenleri

Spina bifidanın kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, nöral tüp gelişiminin başladığı 16. gün ile tamamlandığı 28. gün arasındaki süreçte oluştuğu bilinmektedir. Önemli risk faktörleri şunlardır:

  • Beslenme Yetersizlikleri: Folat (B9) ve Vitamin B12 eksikliği.
  • Anne Yaşı: 19 yaş altı ve 40 yaş üstü gebelikler.
  • Genetik Yatkınlık: Aile öyküsünün bulunması.
  • Çevresel Etkenler: Toksik maddeler ve zirai ilaçlara maruziyet.
  • Yaşam Tarzı ve Sağlık Durumu: Obezite, pregestasyonel diyabet ve gebeliğin ilk trimesterinde yüksek vücut ısısı.
  • İlaç Kullanımı: Antiepileptikler, antidepresanlar ve bazı antibiyotikler (trimetoprin, sülfonamidler).
  • Beslenme Alışkanlıkları: Gebelik öncesi aşırı kahve tüketimi (kafeinli çayın ise koruyucu etkisi olduğu düşünülmektedir).

Klinik Belirtiler ve Komplikasyonlar

Spina bifida, tutulan sinir seviyesine bağlı olarak geniş bir semptom yelpazesine sahiptir:

SistemBelirtiler ve Sorunlar
Motor ve DuyuKollarda/bacaklarda güç kaybı, paralizi (gevşek veya spastik), duyu kaybı
NörolojikHidrosefali, gergin kord sendromu, nörojenik mesane ve bağırsak sorunları
İskelet SistemiSkolyoz, kalça çıkığı, diz ve ayak deformiteleri, osteoporoz ve kırık riski
GelişimselBoy kısalığı, obezite, erken ergenlik, görsel-algısal becerilerde bozulma
DiğerYüksek lateks alerjisi, depresyon, seksüel disfonksiyon, bası yaraları

Tanı ve Tedavi Yaklaşımları

Prenatal (Doğum Öncesi) Dönem

Gebeliğin 14-16. haftalarında yapılan ayrıntılı ultrason (USG) ve 16-18. haftalarda bakılan anne serum alfaprotein (AFP) seviyesi ile tanı konulabilir. Tanı kesinleştiğinde aileye gebeliği sonlandırma veya kapsamlı bir merkezde sezaryen doğum için hazırlık yapma seçenekleri sunulur.

Neonatal (Doğum Sonrası) Dönem

Doğumdan sonraki ilk 48 saat içinde defektin cerrahi olarak kapatılması, enfeksiyon riskini azaltmak ve sinir fonksiyonlarını korumak için kritiktir. Hidrosefali gelişen vakalarda şant uygulaması gerekebilir. Ayrıca, böbrek hasarını önlemek amacıyla ürolojik tedaviye vakit kaybetmeden başlanmalıdır.

Rehabilitasyon Süreci

Spina bifida rehabilitasyonu; mesane-bağırsak kontrolünü sağlamayı, eklem kontraktürlerini önlemeyi ve hastayı bağımsız hareket edebilir hale getirmeyi hedefler. Süreç şu unsurları kapsar:

  • Aile Eğitimi: Bebeğin doğru pozisyonlanması, taşınması ve eklem hareket açıklığı egzersizleri.
  • Cihazlama: Ortez kullanımı ve yürüme yardımcılarının (tekerlekli sandalye vb.) eğitimi.
  • Kişiselleştirilmiş Program: Rehabilitasyon; lezyonun seviyesine, çocuğun yaşına ve ek sorunlarına göre planlanır.

Sık Karşılaşılan Ortopedik Sorunlar

  1. Kalça Problemleri: Kas dengesizliği kaynaklı deformiteler, pelvik eğikliğe ve skolyoza yol açabilir.
  2. Skolyoz: 50 derecenin altındaki eğriliklerde korse ve egzersiz tercih edilirken, oturma dengesi bozulan vakalarda cerrahi gündeme gelebilir.
  3. Kırıklar: Kemik erimesi veya düşmelere bağlı gelişir. Ağrı duyusu az olduğu için şişlik ve ısı artışı ile fark edilir; genellikle cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilir.

Erişkinlik Dönemi ve Yaşam

Spina bifidalı çocuklarda yürüme potansiyeli; lezyon düzeyine, motivasyona ve obezite durumuna bağlıdır. Erişkinlik döneminde ise kronik ağrılar (sırt, boyun, omuz), şant tıkanıklığına bağlı nörolojik kötüleşme, bası yaraları ve böbrek yetmezliği gibi riskler takibi zorunlu kılar.

Etiketler

Spina bifida

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Nurten Küçükçakır

Uzm. Dr. Nurten Küçükçakır

Uzm.Dr. Nurten Küçükçakır, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak 2006 yılında tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, yine aynı fakültede yapmış ve 2012 yılında Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.