Doktorsitesi.com

Şizoid Kişilik Bozukluğu

Psk. Dan. Nazmi Kırelli
Psk. Dan. Nazmi Kırelli
28 Aralık 2016291 görüntülenme
Randevu Al
Şizoid Kişilik Bozukluğu
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Şizoid Kişilik Bozukluğu Belirtileri ve Bulguları

Şizoid kişilik bozukluğu, bireylerin sosyal ilişkilerden kaçındığı ve duygusal olarak mesafeli kalmayı tercih ettiği bir durumdur. Bu bozukluğa sahip kişiler, başkalarına özlem duymadan tamamen tek başlarına bir yaşam sürerler. İçe dönüklük ve soğuk davranmak, bu bireylerin en belirgin duygusal özellikleri arasında yer almaktadır.

Sosyal çevreye dahil olmaktan ve eğlenmekten kaçınan bu kişiler, çevrelerindeki insanlara karşı her zaman mesafelidirler. Başkalarıyla bir arada olduklarında kendilerini rahat hissetmezler ve genellikle göz ilişkisi kurmaktan kaçınırlar. Olayların komik yanlarıyla ilgilenmedikleri gibi, başkalarının yanında gereksiz derecede ciddi bir tavır sergileyebilirler.

Şizoid bireylerin ilgi alanları ve sosyal yaşamları şu özelliklerle karakterize edilir:

  • İlgi alanları genellikle cansız nesneler, doğaötesi kurgular veya felsefi düşüncelerdir.
  • Hayvanlara karşı büyük bir bağımlılık geliştirebilirler.
  • Cinsellikleri genellikle basit düşlemlerle sınırlı kalmaktadır.
  • Erkekler çoğunlukla bekar kalırken, kadınlar pasif bir tutumla evliliğe katlanabilirler.
  • Birinci derece akrabaları dışında yakın arkadaşları yoktur ve övgü ya da yergilere karşı tamamen kayıtsızdırlar.

Şizoid Kişilik Bozukluğunun Yaygınlığı ve Nedenleri

Araştırmalar, şizoid kişilik bozukluğunun toplumun %7,5'unda görüldüğünü öne sürmektedir. Bu durumun erkeklerde daha sık izlendiği saptanmıştır. Ayrıca, ailesinde şizofreni öyküsü olan bireylerde bu bozukluğun görülme sıklığı daha yüksektir.

Bozukluğun ortaya çıkış nedenleri karmaşık bir yapıya sahiptir. Yapılan çalışmalar, bu durumun temelinde genetik etkenlerin bulunabileceğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, çocukluk döneminde yaşanan bozuk aile ilişkileri de şizoid kişilik bozukluğunun gelişiminde etkili bir rol oynamaktadır.

Şizoid Kişilik Bozukluğunun Yerleşik Düşünce Yapısı

Şizoid kişilik bozukluğuna sahip bireylerin dünyaya ve ilişkilere bakış açısını yansıtan temel düşünce kalıpları bulunmaktadır. Bu yerleşik düşünceler, bireyin neden yalnızlığı tercih ettiğini açıklar niteliktedir:

Bağımsızlık ve Yalnızlık Odaklı Düşünceler

  • Benim için özgür olmak ve başkalarından bağımsız olmak çok önemli.
  • Bir şeyi kendi başıma yapmak, başkalarıyla yapmaktan daha çok zevk veriyor.
  • Benim durumumda yalnız kalmak çok daha iyi.
  • Başkalarına yapışıp kalmaktansa yalnız başına kalmak isterim.
  • Başkalarının yardımı olmadan, tek başıma olayların üstesinden gelebilirim.

Sosyal İlişkilere Bakış Açısı

  • Başkalarının benim hakkımda ne düşündüğü hiç önemli değil ve beni ilgilendirmiyor.
  • Başkalarıyla yakın ilişki kurmak benim için önemli değildir.
  • İlişkiler karmakarışık ve insanın özgürlüğünü elinden alıyor.
  • Başkalarına güvenemem.
  • Neye karar vermem gerektiği konusunda başkalarından etkilenmem.
  • Benim özel hayatım, başkalarına yakın olmamdan çok daha önemli.

Şizoid Kişilik Bozukluğu Tedavi Yöntemleri

Şizoid kişilik bozukluğunun tedavisinde hem psikoterapi hem de farmakolojik yaklaşımlar kullanılabilmektedir. Mevcut davranış kalıplarını değiştirmek ve sosyal uyumu artırmak amacıyla Kognitif Davranışsal Terapi (Bilişsel Davranışçı Terapi) planlanabilir.

Bununla birlikte, bireyin yaşadığı derin kayıtsızlık duygularını tedavi etmek amacıyla uzman bir doktor tarafından antipsikotik ilaçlar reçete edilebilir. Tedavi süreci, bireyin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmektedir.


Yardımcı Kaynak: Kişilik Bozuklukları, 2014 - Prof. Dr. Ertuğrul Köroğlu, Sinan Bayraktar

Etiketler

Kişilik bozukluğuŞizoid bozuklukKisilik bozukluklarinin degerlendirilmesi

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Nazmi Kırelli

Psk. Dan. Nazmi Kırelli

Psk.Dan.Nazmi KIRELLİ 1988 Afyonkarahisar doğumludur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.