Doktorsitesi.com

Sessiz Tükenmişlik: Her Şey Yolundayken Neden Bu Kadar Yorgunuz?

Psk. Fatmanur Taban
Psk. Fatmanur Taban
20 Ocak 20268 görüntülenme
Randevu Al
Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür. İşe gidilir, sorumluluklar yerine getirilir, günlük yaşam aksamadan sürdürülür. Çoğu zaman kişi, çevresi tarafından “güçlü”, “başarılı” ve “hayatını toparlamış” olarak tanımlanır. Ancak bu dışarıdan iyi görünen tablonun içinde, çoğu zaman adı konulamayan bir yorgunluk vardır. Bu yorgunluk ne yalnızca uykusuzlukla ne de fiziksel bir hastalıkla açıklanabilir. Kişi, hayatının içinde aktif bir şekilde var olmaya devam ederken, iç dünyasında giderek uzaklaşmaya başlar.
Sessiz Tükenmişlik: Her Şey Yolundayken Neden Bu Kadar Yorgunuz?

Psikoloji alanında son yıllarda daha sık konuşulan sessiz tükenmişlik, tam olarak bu durumu tanımlar. Bireyin işlevselliğini kaybetmeden, hatta çoğu zaman “iyi gidiyor” algısı yaratacak şekilde yaşamını sürdürürken içten içe tükenmesi… Bu süreçte kişi çoğu zaman yaşadığını fark etmez ya da fark etse bile bunu önemsemez. Çünkü ortada dramatik bir kriz, belirgin bir çöküş ya da dışarıdan bakıldığında açıklanabilecek bir sorun yoktur. Psikolog görüşmelerinde sıkça karşılaşılan bir örnek bu durumu oldukça net yansıtır. Hayatı dışarıdan bakıldığında düzenli görünen bir birey, terapiye genellikle “Aslında ciddi bir problemim yok” cümlesiyle başlar. İşine gider, sorumluluklarını yerine getirir, sosyal ilişkilerini sürdürür. Ancak seans ilerledikçe sabahları uyanmanın zorlaştığını, yaptığı şeylerin anlamsızlaştığını ve günlerin birbirine benzemeye başladığını fark ettiğini anlatır.

“Her şey yolunda ama ben çok yorgunum” ifadesi, sessiz tükenmişliğin en yalın ve en güçlü anlatımıdır.

Sessiz tükenmişlik, klasik tükenmişlik sendromundan önemli bir noktada ayrılır. Klasik tükenmişlikte yorgunluk daha görünürdür; kişi işlevselliğinde belirgin bir düşüş yaşar, motivasyon kaybı açıkça hissedilir. Sessiz tükenmişlikte ise hayat devam eder. Kişi çalışır, üretir, sorumluluklarını aksatmaz. Ancak bu devam ediş çoğu zaman otomatik pilotta gerçekleşir. Duygular geri çekilmiş, yaşam mekanik bir rutine dönüşmüştür. Bu noktada işlevsellik, iyilik haliyle karıştırılmaya başlanır. Bu sürecin psikolojik temelinde çoğu zaman duyguların bastırılması yer alır. Birçok birey çocukluk ve ergenlik dönemlerinden itibaren “güçlü ol”, “abartma”, “idare et” gibi mesajlarla büyür. Üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç ifade etmek zamanla öğrenilmemiş ya da güvenli bulunmamıştır. Yetişkinlikte ise bu kişiler, zorlandıklarında durmak yerine daha çok çabalamayı, hissetmek yerine bastırmayı tercih eder. Sessiz tükenmişlik, çoğuzaman bu uzun süreli bastırmanın doğal bir sonucudur. Bu yorgunluk yalnızca zihinsel değildir; beden de bu yükü taşır. Kronik halsizlik, uykuya dalmakta zorlanma, sık tekrarlayan baş ve kas ağrıları, sindirim problemleri ve odaklanma güçlüğü sessiz tükenmişliğin bedensel yansımaları arasında yer alır. Zihin ifade edilemeyen duyguları susturdukça, beden konuşmaya başlar. Bu noktada yaşanan belirtiler genellikle stresle açıklanır; ancak stres geçse bile yorgunluk hissi kalıcıdır.Terapi sürecinde sessiz tükenmişlik yaşayan bireylerin ortak bir özelliği, yaşadıkları durumu küçümseme eğilimidir. “Aslında her şeyim var ama mutlu değilim”, “Böyle hissetmeye hakkım yok”, “Biraz dinlensem geçer sanmıştım” gibi cümleler sıkça duyulur. Bu içsel çatışma, bireyin hem yorgun hissetmesine hem de bu yorgunluk nedeniyle kendini suçlamasına yol açar. Oysa ruhsal zorlanmaların geçerli olabilmesi için mutlaka büyük travmalar yaşanmış olması gerekmez.

Sessiz tükenmişliği tehlikeli kılan en önemli unsur, geç fark edilmesidir. Kişi işlevsel olduğu sürece yardım aramayı erteler. Ancak bu süreç uzadıkça depresyon, kaygı bozuklukları ve ilişkisel kopukluklar ortaya çıkabilir. Zamanla kişi insanlarla temas etmekte zorlanır, hayattan aldığı tat azalır ve “yaşıyorum ama canlı değilim” hissi derinleşir.

Peki sessiz tükenmişlikten çıkmak mümkün müdür? Psikolojik açıdan bakıldığında cevap nettir: Evet. Ancak bu iyileşme, önce yorgunluğun fark edilmesiyle başlar. Yorgun olmak için her şeyin kötü olması gerekmez. Bazen her şey yolundayken de insan tükenebilir. Bu gerçeği kabul etmek, iyileşmenin ilk adımıdır. İyileşme süreci; duygulara alan açmayı, ihtiyaçları ciddiye almayı ve durmaya izin vermeyi içerir. Sürekli güçlü olmak zorunda olmadığımızı kabul etmek, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi dönüştürür. Psikolojik destek ise bu sürecin güvenli bir şekilde ilerlemesine olanak tanır. Terapi, sessiz kalan bu yorgunluğun söze dökülmesine ve anlamlandırılmasına alan açar.

Sessiz tükenmişlik, ruhun duyulmayı bekleyen bir sinyalidir. Bu sinyali görmezden gelmek yerine fark etmek ve anlamaya çalışmak, ruh sağlığına yapılabilecek en önemli yatırımlardan biridir. Çünkü bazen en büyük iyileşme,

“Ben neden bu kadar yorgunum?” sorusunu kendimize sormaya cesaret etmekle başlar.

Etiketler

Tükenmişlik

Yazar Hakkında

Psk. Fatmanur Taban

Psk. Fatmanur Taban

Hayatın karmaşasında yolunu kaybetmiş hissediyor, ilişkilerinizde çıkmazlara düşüyor ya da kendinizi yeniden keşfetmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz.

Ben Psikolog Fatmanur Taban. İstanbul Esenyurt Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Eğitim ve mesleki deneyimlerim boyunca özellikle aile terapisi, çift terapisi ve cinsel terapi alanlarına yöneldim ve bu alanlarda kendimi geliştirmeye devam ediyorum. İlişkilerde güveni yeniden inşa etmek, çiftler arasında iletişim köprüleri kurmak ve bireylerin kendi bedenleriyle sağlıklı bir bağ geliştirmelerine destek olmak, mesleki yolculuğumun merkezinde yer alıyor.

Seanslarımda, danışanlarıma kendilerini özgürce ifade edebilecekleri, yargısız, güvenli ve destekleyici bir alan sunuyorum. Her bireyin hikâyesinin benzersiz olduğuna inanıyor; bilimsel temelli yöntemlerle danışanlarımın ihtiyaçlarına en uygun kişisel yol haritasını birlikte oluşturuyoruz. Bu süreçte özellikle EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi) ve BDT (Bilişsel Davranışçı Terapi) gibi kanıta dayalı psikoterapi yöntemlerini kullanıyorum.

Benim için terapi, yalnızca sorunların çözümünü değil; bireyin kendi iç dünyasını anlamasını, iyileştirmesini ve yaşamına yeniden yön vermesini ifade eder.

Unutmayın, değişim cesaretle başlar. İlk adımı atmanız yeterli; geri kalanında size eşlik etmek için buradayım. 🌿

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.