Sessiz Kalma (Stonewalling) Davranışı

İletişim problemleri, bireyler arası ilişkilerde en sık karşılaşılan psikolojik güçlüklerden biri olup, bu problemlerin çözülmeden sürmesi ilişkisel doyumu ve psikolojik iyi oluşu olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu bağlamda sessiz kalma (stonewalling) davranışı, pasif-agresif iletişim biçimleri arasında yer alan ve çoğu zaman fark edilmesi güç olan bir iletişim örüntüsü olarak dikkat çekmektedir. Sessiz kalma, bireyin yaşadığı duygusal rahatsızlığı açıkça ifade etmek yerine iletişimden geri çekilmesiyle karakterizedir.
Sessiz kalma davranışı yalnızca konuşmamakla sınırlı değildir; göz teması kurmama, kısa ve tek kelimelik yanıtlar verme, bedensel olarak ortamdan uzaklaşma ya da dijital iletişimi kesme gibi çeşitli biçimlerde ortaya çıkabilir. Bu davranış, çoğu zaman “sakinleşmek” ya da “tartışmayı büyütmemek” gerekçeleriyle meşrulaştırılsa da, süreklilik kazandığında ilişkide ciddi bir iletişim kopukluğu yaratmaktadır. Karşı taraf, yaşanan sorunun ne olduğu konusunda belirsizlik yaşar ve bu durum duygusal güvenin zedelenmesine neden olabilir.
Sessiz kalma davranışının altında yatan psikolojik dinamikler incelendiğinde, çatışmadan kaçınma eğilimi ve duyguları düzenlemede yaşanan güçlükler ön plana çıkmaktadır. Birey, yoğun duygularla baş etmekte zorlandığında iletişimi tamamen keserek kendini korumaya çalışabilir. Özellikle geçmiş yaşantılarda açık iletişimin olumsuz sonuçlar doğurduğu deneyimler, bireyin geri çekilme davranışını öğrenilmiş bir baş etme yöntemi haline getirebilir.
Araştırmalar, sessiz kalma davranışının özellikle yakın ilişkilerde uzun vadeli olumsuz sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Gottman’ın evlilik ilişkileri üzerine yaptığı çalışmalarda, stonewalling davranışının ilişki doyumunu azaltan ve ayrılık riskini artıran temel iletişim örüntülerinden biri olduğu belirtilmektedir. İletişimin kesilmesi, sorun çözme süreçlerini sekteye uğratmakta ve taraflar arasında kronik bir duygusal mesafe oluşmasına yol açmaktadır.
Psikolojik danışma sürecinde sessiz kalma davranışının ele alınması, danışanın ilişki içindeki duygu ifade biçimlerinin anlaşılması açısından önemli bir değerlendirme alanı sunar. Bu süreçte danışanın geri çekilme davranışının işlevi ele alınır ve duygularını daha güvenli, açık ve dengeli yollarla ifade edebilmesi desteklenir. Duygusal farkındalık çalışmalarının ve assertif iletişim becerilerinin güçlendirilmesi, sessiz kalma davranışının yerini daha sağlıklı iletişim biçimlerine bırakmasına katkı sağlar.
Sonuç olarak sessiz kalma, kısa vadede çatışmayı azaltıyor gibi görünse de uzun vadede ilişkisel bağları zayıflatan ve iletişim problemlerini derinleştiren bir davranış örüntüsüdür. Bu nedenle bireylerin bu davranışı fark etmeleri ve alternatif iletişim yolları geliştirmeleri, ilişkisel sağlığın korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Kaynakça
Gottman, J. M., & Levenson, R. W. (1992). Marital processes predictive of later dissolution: Behavior, physiology, and health. Journal of Personality and Social Psychology, 63(2), 221–233.
Gottman, J. M. (2015). The Seven Principles for Making Marriage Work. New York: Harmony Books.
American Psychological Association. (2020). APA Dictionary of Psychology. Washington, DC: APA.

