Doktorsitesi.com

SENİN AĞRIN PSİKOLOJİK

Doç. Dr. Psk.  Özlem Şener
Doç. Dr. Psk. Özlem Şener
18 Ağustos 2021373 görüntülenme
Randevu Al
SENİN AĞRIN PSİKOLOJİK
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bedensel Belirtilerin Ardındaki Görünmez Neden: Ruhsal Kökenli Hastalıklar

Edgar Cayce, “Emin olun ki tutum ve davranışlar vücudun fiziksel koordinasyonunu çoğu zaman etkiler,” diyerek ruh ve beden arasındaki kopmaz bağı vurgular. Günümüzde bedensel hastalıkların büyük bir kısmının temelinde stres, içsel çatışma ve kaygı olduğu bilimsel bir gerçektir. Özellikle kanser gibi ciddi hastalıklarda doktorların ilaç tedavisinin yanı sıra yüksek moral ve huzurlu bir ortam tavsiye etmesi, “Duvarı nem, insanı gam yıkar” sözünün tıbbi bir karşılığıdır.

Modern Tıbbın Çözemediği Kısır Döngü: Psikojen Ağrılar

Sağlık denildiğinde akla genellikle sadece fiziksel bütünlük gelse de, kronikleşen ve tıbbi bir bulguya rastlanmayan ağrılar günümüzün en büyük sorunlarından biridir. Dahiliye ve acil servislere başvuran hastaların birçoğu, somut bir neden bulunamadığı için sadece ağrı kesicilerle evlerine gönderilmektedir. Yapılan araştırmalar, bu servislere başvuran hastaların %68’inin hastalıklarının gerçek nedeninin ruhsal kökenli olduğunu göstermektedir.

Psikosomatik Öğreti: Duygu ve Düşüncelerin Bedenle Etkileşimi

Psikosomatik öğretiye göre, sadece kronik ağrılar değil, tüm hastalıkların temelinde ruhsal nedenler yatmaktadır. Beden, ruhun somutlaşmış bir yansımasıdır ve bu iki yapı arasında sürekli bir etkileşim mevcuttur. Örneğin, bilinç dışı bir çatışmaya bağlı gelişen anksiyete (kaygı); kalp çarpıntısı, yüksek kan basıncı ve sindirim sistemi değişiklikleri gibi fiziksel tepkilere yol açar.

Duygusal DurumFizyolojik Tepki
Korku ve ÖfkeNoradrenalin artışı ve nabız yükselmesi
UtançYüz kızarması
Üzüntüİştah azalması
KuruntuUyku bozuklukları

Kaygıdan Yapısal Bozukluğa: Ruh ve Beden Dengesi

İş hayatında sürekli işten çıkarılma kaygısı yaşayan bir bireyin bu stresi mide yanması olarak hissetmesi, zamanla midede işlevsel bir bozulmaya neden olabilir. Bu durum kontrol altına alınmazsa, başlangıçta sadece gerginlik anında oluşan ağrılar, zamanla mide ülseri gibi yapısal bir hastalığa dönüşebilir. Ruh ve beden, bir saatin çarkları gibi uyum içinde çalışmak zorundadır; bu denge bozulduğunda varlığın anlamı ve sağlığı da tehlikeye girer.

Bir Savunma Mekanizması Olarak Ağrı

Ruh, baş edilemez bir acı veya tehlike algıladığında kendini korumak için savunma mekanizmalarını devreye sokar. Tıpkı ağır bir kayıp yaşayan birinin bu durumu bilinçdışına itmesi gibi, ifade edilemeyen duygular da bedende ağrı olarak tezahür edebilir. Bu noktada ağrı, kişiyi koruyan ancak sorunu çözmeyen bir maskedir. Gerçek iyileşme için kişinin çocukluğa kadar uzanan derin gerçeklerle yüzleşme cesaretini göstermesi gerekebilir.

Vaka Analizi: Migren ve Duygusal Çatışmaların Dili

27 yaşındaki Lale’nin migren şikayetiyle ilgili yapılan bir terapi çalışmasında, ağrının aslında bir iletişim dili olduğu ortaya çıkmıştır. Lale, migrenini şu şekilde konuşturmuştur:

  • "Sahibim olumsuz düşünmeye başladığında ortaya çıkıyorum."
  • "Eşinin ve ablasının isteklerini yerine getiremediği, kullanıldığını hissettiği anlarda ağrıyı başlatıyorum."
  • "Bu ağrılar bazen bir kaçış, bazen de bir savunma yolu olarak kullanılıyor."

Psikosomatik Hastalıklara Yatkın Kişilik Özellikleri

Prof. Dr. Sedat Özkan’a göre, psikojen ağrılar yaşayan bireylerde belirli ortak kişilik özellikleri gözlemlenmektedir. Bu kişiler genellikle duygularını ifade etmekte zorlanan ve "emosyonel analfabetik" (duygusal okuma yazma bilmeyen) olarak tanımlanan bireylerdir.

Psikosomatik hastaların genel özellikleri şunlardır:

  • Yüksek sorumluluk duygusu ve güçlü vicdan yapısı.
  • Hayır demekte güçlük çekme.
  • Takdir ve kabul edilme ihtiyacının yüksek olması.
  • Duygularını sözcükler yerine beden dili (ağrılar) ile ifade etme eğilimi.

Psikojen Ağrılarla Başa Çıkma ve Tedavi Yolları

Bu tür ağrılardan kurtulmak ve bedensel sağlığı geri kazanmak için izlenmesi gereken stratejik adımlar mevcuttur:

  1. Tıbbi Kontrol: Öncelikle ağrının fiziksel bir kaynağı olup olmadığı uzman bir doktor tarafından tahlillerle belirlenmelidir.
  2. Duygu Günlüğü Tutmak: 45 gün boyunca ağrı anındaki duyguları not etmek, hangi durumların ağrıyı tetiklediğini fark etmeyi sağlar.
  3. İhtiyaç Analizi: Tetikleyici duyguların altında yatan asıl ihtiyacın (sevilme, onaylanma, sınır çizme) ne olduğu belirlenmelidir.
  4. Profesyonel Psikolojik Destek: Ağrı kesicilere bağımlı kalmak yerine, bastırılmış öfke, travma veya yas süreçlerini anlamlandırmak için terapi desteği alınmalıdır.

Sonuç olarak, geçmişten gelen olumsuz kodlamaları ve ruhsal hasarları temizlemek, bedeni bir çıkış yolu olarak kullanan ağrılardan arındırmanın en kalıcı yoludur.

Etiketler

Ağrı sıklığıPsikolojik destekPsikologPsikolojik ağrıPsikolojik ağrılar

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Psk.  Özlem Şener

Doç. Dr. Psk. Özlem Şener

Akademisyen/Psikolojik Danışman/Psikodramatist

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.