Doktorsitesi.com

Safra Kesesi Taşları Tanı ve Tedavisi

Prof. Dr. Tarık Akçal
Prof. Dr. Tarık Akçal
21 Kasım 2017199 görüntülenme
Randevu Al
Safra Kesesi Taşları Tanı ve Tedavisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Safra Kesesi Taşları Nedir ve Neden Oluşur?

Safra kesesi taşları, safra kesesinde en sık karşılaşılan patolojik durumdur. Bu taşlar, içeriklerine göre temel olarak kolesterol taşları ve bilirubin taşları olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Klinik vakalarda en yaygın görülen tür kolesterol taşlarıdır. Safra kesesinde taş oluşma riski ilerleyen yaşla birlikte artış göstermekte olup, bu hastalık kadınlarda erkeklere oranla daha sık gözlemlenmektedir.

Safra Kesesi Taşı Belirtileri Nelerdir?

Safra kesesi taşlarının en karakteristik klinik belirtisi karın ağrısıdır. Bu ağrı genellikle karnın sağ üst bölgesinde yoğunlaşır ve sırt bölgesine doğru yansıma yapar. Ağrının niteliği, taşın durumuna göre değişkenlik gösterebilir:

  • Gelip geçici ağrılar: Genellikle safra kanalının geçici tıkanıklıklarında görülür.
  • Sürekli ve şiddetli ağrılar: İltihaplı (kolesistit) durumlarda ortaya çıkar.

Bu temel belirtilere ek olarak hastalarda bulantı, kusma, safra yolunda tıkanıklık gelişmesi durumunda sarılık ve iltihabi süreçlerde yüksek ateş gibi şikayetler görülebilmektedir.

Tanı Yöntemleri: Safra Kesesi Taşı Nasıl Teşhis Edilir?

Klinik bulgular ve fizik muayene sonucunda safra kesesi taşından şüphelenilen hastalarda kesin tanı radyolojik tetkikler ile konulur. Teşhis sürecinde kullanılan yöntemler şunlardır:

Tanı YöntemiKullanım Amacı
Karın UltrasonografisiEn değerli ve ilk başvurulan temel tanı yöntemidir.
MR / MRCPTıkanma sarılığı olan komplike vakalarda tercih edilir.
ERCPSafra yollarındaki tıkanıklıkların detaylı incelenmesi ve müdahalesi için kullanılır.

Safra Kesesi Taşlarının Neden Olduğu Komplikasyonlar

Safra kesesi taşları her zaman sessiz seyretmeyebilir ve ciddi komplikasyonlara (istenmeyen olumsuz sonuçlara) yol açabilir. Bu taşların neden olabileceği başlıca klinik tablolar şunlardır:

  • Akut Kolesistit: Safra kesesinin akut iltihaplanmasıdır.
  • Safra Kesesi Perforasyonu: İltihaba bağlı olarak safra kesesinin delinmesidir.
  • Tıkanma Sarılığı: Taşların ana safra kanalına düşmesi veya büyük taşların kanala dışarıdan baskı yapması sonucu oluşur.
  • Akut Pankreatit: Pankreasın iltihaplanmasıdır. Türkiye ve çevre coğrafyalarda en sık nedeni safra taşlarıdır. Ölüme kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabilen, en korkulan komplikasyonlardan biridir.
  • Safra Kesesi Kanseri: Safra kesesi taşları, bu kanser türü için bilinen en önemli risk faktörleri arasında yer alır.

Safra Kesesi Taşı Tedavisi: Kolesistektomi

Şikayete yol açan veya komplikasyon gelişmiş safra kesesi taşlarının kesin tedavi yöntemi kolesistektomi (safra kesesinin alınması) ameliyatıdır. Günümüzde bu işlem modern cerrahinin standart yöntemi olan laparoskopik (kapalı) cerrahi ile gerçekleştirilmektedir.

Laparoskopik kolesistektomi, deneyimli cerrahlar tarafından açık cerrahi ile aynı başarı oranında uygulanabilmektedir. Bu cerrahi yöntem; gebelerde (tercihen 2. trimestrde), çocuklarda ve daha önce karın ameliyatı geçirmiş hastalar dahil olmak üzere tüm hasta gruplarında güvenle uygulanabilir.

Sessiz Safra Kesesi Taşlarında Yaklaşım

Herhangi bir şikayet oluşturmayan, yani sessiz safra kesesi taşlarında tedavi yaklaşımı tıp dünyasında tartışmalı bir konudur. Bu taşların toplumda çok yaygın olması, takip edilebilirliği görüşünü desteklese de; akut pankreatit, safra kesesi kanseri ve perforasyon gibi hayati risk taşıyan komplikasyon ihtimalleri göz ardı edilmemelidir. Sessiz taşlarda tedavi kararı, hekimin hastaya tüm riskleri detaylıca anlatması neticesinde hasta ve hekim tarafından birlikte verilmelidir.

Etiketler

Safra kesesiSafra kesesi taşlarıSafra kesesi taşları tedavisiSafra kesesi taşları tanısı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Tarık Akçal

Prof. Dr. Tarık Akçal

Prof. Dr. Tarık AKÇAL İzmir'de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1969 yılında başarıyla tamamlayarak tıp doktoru unvanı almış, aynı yıl ''Cerrahpaşa Genel Cerrahi Kliniği'ne Asistan olarak görevr başlamış ve 1974 yılında ''Uzman Doktor'' 1980 yılında ''Doçent Doktor'' 1988 yılında ise, ''Profesör Doktor'' unvanları ile görev almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.