OBEZİTE MEME KANSERİ RİSKİNİ ARTTIRIR MI? NASIL?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Obezite ve Meme Kanseri Arasındaki Kritik Bağlantı
Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türü olmasının yanı sıra, kansere bağlı kadın ölümlerinin de temel sebebidir. İstatistiksel verilere göre kadınlarda görülen tüm kanser vakalarının yaklaşık %25'ini meme kanseri oluştururken, kanser kaynaklı ölümlerin %15'inden bu hastalık sorumludur. Günümüzde meme kanserinin yaygınlığı bilinen bir gerçek olsa da, obezite ile meme kanseri arasındaki ilişki bilim dünyasının üzerinde durduğu en güncel ve kritik konulardan biridir.
Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, obezitenin neredeyse tüm kanser türlerini tetiklediğini kanıtlamaktadır. Bu derlemede, özellikle obezitenin meme kanseri üzerindeki doğrudan etkilerini ve hastalığın seyri üzerindeki risklerini inceleyeceğiz.
Agresif Bir Tür: Üçlü Negatif Meme Kanseri (Triple Negative Breast Ca)
Meme kanseri türleri arasında Üçlü Negatif Meme Kanseri, diğer türlere oranla çok daha hızlı ilerlemesi, teşhis anında daha büyük tümörlerle karşılaşılması ve metastaz (yayılma) riskinin yüksek olması nedeniyle özel bir öneme sahiptir. Yapılan araştırmalar, vücut ağırlığı ile bu agresif kanser türü arasında doğrudan bir korelasyon olduğunu göstermektedir.
Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen bir çalışmanın sonuçları, vücut kitle indeksi (VKİ) ve kanser riski arasındaki tabloyu şu şekilde özetlemektedir:
| Hasta Grubu | Vücut Kitle İndeksi (VKİ) | Üçlü Negatif Meme Kanseri Oranı |
|---|---|---|
| Obez Olmayanlar | 25'in Altı | %13 |
| Kilolu Olanlar | 25 - 30 Arası | %23 |
| Obezite Hastaları | 30 ve Üzeri | %64 |
Bu veriler ışığında, obezitenin sadece meme kanseri riskini artırmakla kalmadığı, aynı zamanda hastalığın en agresif formu olan Üçlü Negatif Meme Kanseri riskini de ciddi boyutta yükselttiği görülmektedir.
Türkiye'deki Veriler ve Hormonal Etkiler
Ülkemizde 112 Üçlü Negatif Meme Kanseri hastası üzerinde yapılan bir araştırma, bu hastaların sadece %27'sinin normal kiloda olduğunu, geri kalan %73'ünün ise fazla kilolu veya obez grubunda yer aldığını ortaya koymuştur.
Obezitenin kanser riskini artırmasındaki biyokimyasal süreçler şu şekilde özetlenebilir:
- IGF-1 ve Leptin: Obezite hastalarında bu maddelerin seviyesi artar, bu da kanser hücresi gelişimini tetikler.
- Adiponektin: Kansere karşı koruyucu etkisi olan bu madde obezite hastalarında azalır.
- Genel Risk: Obezite, genel olarak meme kanseri riskini 2 kat artırmaktadır.
Tedavi Başarısı ve Obezite İlişkisi
Obezite sadece kansere yakalanma riskini artırmakla kalmaz; aynı zamanda teşhis konulmuş hastaların iyileşme sürecini de olumsuz etkiler. Özellikle meme kanseri tedavisinde hayati önem taşıyan hormon tedavisinin başarısını azaltarak, hastalıktan tam anlamıyla kurtulma şansını düşürmektedir.
Kanser konusu her ne kadar endişe verici olsa da, obezite tedavi edildiğinde kansere yakalanma riskinin de azaldığı unutulmamalıdır. Günümüzde obezite cerrahisi, ülkemizde en ileri teknolojilerle ve yüksek başarı oranlarıyla uygulanmaktadır. Öyle ki, Türkiye bu alanda dünya genelinden pek çok hastanın tercih ettiği bir merkez konumundadır.
Sonuç olarak, diyet ve sporla kilo veremeyen obezite hastaları, hayat kalitelerini artırmak ve kanser gibi ciddi risklerden korunmak adına uzman hekimlerle görüşerek obezite tedavisi ve ameliyatı seçeneklerini değerlendirmelidir.
Op. Dr. Selim Birol
Dünya Obezite Merkezi
Kaynakça:
- Mowad R, et al. J sur Res 184: 253-259, 2013.
- Cakar B, et al. Oncol Res Treat 38: 518-522, 2015.
- Calle EE, et al. N Engl J Med 348: 1625-1638, 2003.
- Ambrosio MR, et al. Glucose impairs tamoxifen responsiveness.


