Doktorsitesi.com

Reflü çözümsüz değil

Op. Dr. Mehmet Akgün Tepeli
Op. Dr. Mehmet Akgün Tepeli
23 Mart 20152586 görüntülenme
Randevu Al
Reflü çözümsüz değil
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Reflü Hastalığı: Tanımı ve Genel Bakış

Reflü, toplumun büyük bir kesiminde yemek sonrasında gelişen hazımsızlık, ekşime ve yemek borusunda yanma hissi ile kendini gösteren bir sağlık sorunudur. Bu rahatsız edici durum, mide içeriğinin ve mide asidinin yemek borusuna, hatta ağza kadar geri gelmesiyle karakterizedir. Bazı bireylerde geçici bir şikayet olarak görülse de, birçoğu için sık tekrarlayan, ağrılı ve yaşam kalitesini düşüren kronik bir hastalık halini almaktadır.

Reflü Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Reflü hastası olup olmadığınızı anlamak için vücudunuzun verdiği sinyalleri doğru yorumlamanız gerekir. Aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçına sahipseniz, reflü hastası olma olasılığınız oldukça yüksektir:

  • Mideden göğüs bölgesine doğru yükselen yanma ve ekşime hissi,
  • Ağza acı-ekşi su veya tüketilen gıdaların geri gelmesi,
  • Kronik ses kısıklığı, farenjit veya larenjit,
  • Geçmeyen öksürük ve tedaviye dirençli astım sorunları.

Reflü Neden Oluşur?

Hastalığın gelişiminde pek çok farklı faktör rol oynayabilmektedir. Temel sorun, mide ile yemek borusu arasında bir kapakçık görevi gören kasların işlevini yitirmesidir. Bu kaslar bazen herhangi bir belirgin neden olmaksızın gevşeyebilir ve mide içeriğinin yukarı kaçmasına zemin hazırlar.

Bazı vakalarda ise mevcut bir mide fıtığı, kapakçık mekanizmasının çalışmasını engelleyerek reflüye yol açar. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; sorunun midedeki asit miktarının fazlalığı değil, asidin yanlış yerde bulunmasıdır. Mide asidi normal seviyelerde olsa dahi, yemek borusundaki hücreleri tahrip ederek şikayetleri başlatır.

Reflüde Tipik ve Atipik Şikayetler

Reflü şikayetleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Tıbbi literatürde bu belirtiler iki ana grupta incelenir:

  1. Tipik Şikayetler: Göğüs kemiğinin arkasında hissedilen yanma ve ağza acı-ekşi su gelmesidir.
  2. Atipik Şikayetler: Kalp kriziyle karıştırılabilen göğüs ağrıları, boğazda sürekli temizleme hissi, ses tellerinde polip ve diş sorunları gibi alışılmışın dışındaki yakınmalardır.

Tanı ve Teşhis Süreci

Reflü tanısında en kritik aşama, hastanın şikayetlerinin uzman bir hekim tarafından detaylı bir şekilde analiz edilmesidir. Reflü belirtileri başka hastalıklarla karıştırılabileceği gibi, hastada reflüye eşlik eden ikinci bir sindirim sistemi sorunu da bulunabilir. Bu nedenle ayırıcı tanı büyük önem taşır.

Reflü Tedavi Seçenekleri

Reflü tedavisi, hastanın durumuna göre sosyal tedbirlerden cerrahi müdahaleye kadar geniş bir yelpazede değerlendirilir. Tedavi yöntemleri şu şekilde sınıflandırılabilir:

Tedavi YöntemiUygulama Detayları
Sosyal TedbirlerYatak başının yükseltilmesi, tetikleyici gıdalardan (portakal suyu, pizza, kola vb.) uzak durulması ve rahat kıyafet seçimi.
İlaç TedavisiPPI (Proton Pompa İnhibitörleri) kullanımı ile asit salgısının azaltılması.
Cerrahi TedaviLaparoskopik (kapalı) yöntemle mide kapakçığının onarılması.

İlaç Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

PPI grubu ilaçlar, asit üretimini güçlü bir şekilde baskılayarak semptomları hızla kontrol altına alır. Ancak bu yöntem genellikle sürekli kullanım gerektirir. İlacın bırakılması durumunda, yakınmaların tekrar ortaya çıkması ve hastalığın nüks etmesi sık rastlanan bir durumdur.

Cerrahi Müdahale ve Laparoskopik Yöntem

Kalıcı çözüm arayan hastalar için en önemli seçenek cerrahi tedavidir. Günümüzde bu işlem, laparoskopik cerrahi (kapalı yöntem) ile konforlu bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Yaklaşık 45-60 dakika süren operasyonda, midenin üst kısmı yemek borusunun alt ucuna sarılarak dikilir ve mekanik bir engel oluşturulur.

Ameliyat sonrası süreçte hastalar genellikle bir gün sonra taburcu edilir. Operasyonu takip eden 1-1.5 aylık özel bir diyet dönemi mevcuttur. Bu süreç tamamlandıktan sonra hastalar, daha önce tüketemedikleri gıdaları serbestçe tüketebilirler. Ameliyat sonrasında bazı hastalarda geçici gaz ve şişkinlik şikayetleri görülebilmektedir.

Yazar Hakkında

Op. Dr. Mehmet Akgün Tepeli

Op. Dr. Mehmet Akgün Tepeli

Op. Dr. Mehmet Akgün Tepeli 1976 Konya’da doğmuştur. İlk - Orta - Lise öğrenimini Konya' da tamamladıktan sonra, 1995 yılında İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitimine başlamıştır ve 2001 yılında Üniversite eğitimini tamamlamıştır. Daha sonra sonrasında İstanbul Dr.Yıldırım AKTUNA Tıp Merkezinde görev yapmıştır. 2003 Yılında İzmir Tepecik SSK Hastanesinde 3.Cerrahi kliniğinde ihtisasına başlamıştır. 2008 Yılında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Endoskopi-Kolonoskopi eğitimi almış olup, ardından 2009 yılında Obezitenin cerrahi tedavi uygulamaları ile ilgili Amerika’da ki Cleveland Clinic’te çalışmalara katılmıştır. 2010 – 2011 yılları arasında Erzincan Devlet Hastanesinde mecburi hizmet görevini tamamlamıştır ve bu süreçte Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilk kez yapılan Laparoskopik Sleeve Gastrektomi ameliyatını gerçekleştiren cerrahtır. Eylül 2011 yılı itibari ile Lüleburgaz Derman Hastanesi’nde çalışmaktdır ve Obezite Cerrahisi, Metabolik Cerrahi, Reflü Cerrahisi ile ilgili yurt içi ve yurt dışı gelişmeleri yakınen takip etmektedir. İyi düzeyde İngilizce ve orta seviyede Rusça biliyor. Üniversite yıllarında Çeşme’de sörf yapmaya başlayan, yamaç paraşütü ve dalış sporuyla yakından ilgili olan Op. Dr. Mehmet Akgün Tepeli kış aylarında kayak yapmayı sevmektedir.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.